Birlikte yazma serimizin başlığının "Reset" olması benim evde birtakım şeyleri harekete geçirdi. Gün geçmiyor ki ya bünyede ya evde bir şey "Beni resetleee!" diye çığlıklar atmasın. Dün bir arkadaşımı iftara davet etmiştim, yemekten sonra da birlikte tiyatroya gidecektik. Günün başlangıcında her şey yolundaydı. Her zaman yapmadığım bir menüye karar verdim arkadaşım seviyor diye. Kestaneli, bademli pilav, ayva tatlısı sofranın spesiyaliydi. Hepsini sabahtan hallettim. Çorbayı yaptım, eti pişirdim, salata malzemelerini hazırladım, hatta sofrayı kurdum. Bulaşık makinesini de çalıştırınca kendime kocaman bir "Aferin" çekip odaya geçtim, internette gezinmeye başladım. Derken tansiyon ilacımı içmediğimi hatırladım, odadan dışarı çıkmamla birlikte öyle bir kaydım ki, kendimi havayla zemin arasında bir yerde sörf yaparken buldum. İçimden "Ne olur dizlerimin üstüne düşmeyim" derken neyse ki küt diye oturdum. Niye düştüğümü anlamadım zira bir kayma sözkonusu idi ve neden kaymıştım onu çözemedim. Sağımı solumu yoklarken üstümün başımın ıslandığını farkettim. Meğerse hain bulaşık makinesi suyu almış ama çalışmaya başlamamış, içinde bekleyen su kapaktan sızıntı yaparak mutfaktan antreye doğru yol almış, haliyle halı ıslanmış ve ne de olsa deterjanlı ve yağ kalıntıları taşıyan su kayganlığı arttırmış. Olayın sebebini anladım, fazla hasar almadığımı da tesbit ettim, iş geldi en zor kısma. Nasıl kalkacaktım? Protez dizlerin gündelik hayattaki en büyük handikapı yere oturamamak, kazara oturursan da kalkamamak. Tersine dönmüş hamam böceği gibi bir müddet debelendim. Sonra ayakkabılığa ve kapının kenarına tutunarak kendimi zar zor ayağa kaldırdım. Mutfağa gittim ki ne göreyim, her yer göl. Ama önce tepeden tırnağa üstümü değiştirdim, sonra vileda, paspas, yer bezi üçlüsüyle suları temizlemeye başladım. Önce çok sinirliydim, sonra "Aman be at yıkılır, adam ölür, birazcık su da mı dert" diyerek babamın kulağını çınlattım."Şarkı mı söylesem, sakinleşirim" dedim ve başladım hüzzam makamından: "Şu göğsüm yırtılıp baksan/Dikenler hangi güldendir". Bir yandan daha ağır bir şey bulamadın mı diye gülüp, bir yandan da rahmetli Cevdet Çağla'ya selam yolladım. Şarkı bittiğinde yerler nisbeten temizlenmişti. Bulaşıkları da tezgahın üstüne yığıp elimde yıkadım. Antalya'da şehrin su boruları değişiyor, o nedenle tazyik çok az, muhtemelen benim makinenin canına okuyan da bu durum, elde bulaşık yıkarken bile zorlandım ip gibi akan suyla.
Peki terbiyesiz bulaşık makinesi bunu bana neden yapmıştı? Sağını solunu kurcalarken içindeki suyu boşaltmayı başardım ama işlemin sonrası devam etmiyordu. O esnada Kocam Bey geldi ve yan apartmandaki tamirciyi çağırdı. Adam tipik tamirci refleksiyle "Ben sana bu makine eskidi diyorum abla, yenileyeceksin bunu" diyerek girdi mutfağa. "Benim eski şimdiki yenileri döver" desem de kendim de inanmadım esasen, mal meydanda zira. Neyse adam makineyi sarstı, salladı, bir miktan su da alt kısımdan boşaldı. Su almaya da başladı ama nasıl nazlı, ağlaya ağlaya giderim diyen gelin gibi. Su alma işlemi çok uzun sürünce tamirci "Beni dükkanda bekleyen var, yarın getirin de iyice bir bakayım" diyerek kaçtı. İftar yakın, misafir gelecek, o akşamlık saldım çayıra makineyi. Derken iftar zamanı geldi, yemeği yedik, bulaşıkları alelacele tezgaha yığıp tiyatroya yollandık. İşte bu kısım çok güzeldi.
Nedim Saban'ın kurduğu Tiyatro Kare'nin "Konken Partisi" isimli oyununu izledik. İki tecrübeli oyuncu Melek Baykal ve Mehmet Atay oynamadılar yaşadılar adeta, hele de Melek Baykal, hayran oldum. Çok keyifle izledik, çok güldük ve bazı dersler de çıkardık.
O kadar doymuş hislerle ayrıldım ki salondan gündüzki bulaşık makinesi faciasını bile unuttum. Tabii ki eve gelince hatırlamamak mümkün olmadı, bulaşıklar yığıldıkları tezgahta dönüşümü bekliyordu. Bir an elde yıkamayı düşündüm ama belki çalışır düşüncesiyle makineye doldurdum, düğmeye baştım ve "Bingo!". Çalıştı kerata ama işte erenlerin sağı solu belli olmuyor, bir dahakine ne yapar meçhul. Birkaç deneme daha yapalım, olmadı RESET!
Başlıktaki şarkıyı Emel Sayın söylesin: Düşenin Dostu Olmaz

Çok geçmiş olsun. Neyse ki usturuplu düşmüşsünüz. Bulaşık makineleri grevdeymiş anlaşılan dün. Benimki de saçmaladı. Kartı kafayı mı yedi ne oldu derken chatgbt ile muhabbeti ilerlettim. Priz de ankastrenin arkasında, çekmeceyi sökmeden ulaşılmıyor, sigortayı açtık kapadık. Aklı başına geldi.
YanıtlaSilAyy ay ay! Neler olmuş öyle?! Makinenin bozulmasını geçtim, düşme konusu pek can sıkıcı. Neyse ki olduğu kadarıyla atlatmışsın şekerparem. Geçmişler olsun. <3
YanıtlaSilNeyse ki oyun keyifli imiş ve biraz rahatlamışsın, şükür. :)