.

.
.
Leylak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Leylak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2013 Pazartesi

GÖRMEMİŞİN LEYLAĞI OLMUŞ


Sonunda...
Artık benim evin vazoları da leylak yüzü gördü. Henüz tam açamamış olsalar da tomurcuğunu veren Allah çiçeğini de verir elbet :) Dün bahçeden gelen eşim koca bir poşet dolusu leylak getirdi, bendeki sevinci tahmin edersiniz. Öyle ki bu sabah ne deli gibi indiren yağmuru, ne ardından gelen doluyu, ne kapkaranlık gökyüzünü, ne şimşekleri gördü gözüm, ne güm güm gürleyen gökgürültüsünü duydu kulağım. O vazodan o vazoya hopladım ben...


Her odada leylak dolu bir vazo, bardak, sürahi. Tadını çıkarıyorum, bir daha zor elime geçer çünkü.



Ve leylağın rengini isim olarak alan ama ona yakışmayacak kadar hüzünlü olan bir kitap okuyorum: Eren Aysan'ın babası Behçet Aysan için hazırladığı "Bir Eflatun Ölüm"ü. 

"Giderken kazağını unutma sakın
Ölüler de üşür, ölüler de
Son konuşmamız bu
Güz geldi, düştü yaprak..."

"kozalak yaktım ben de
sessizlikte-
ömrümün kozalaklarını
küllere sıvanmış
baştan başa dolaşıp
ağrıyan ormanı.

yağmur dindi sevgilim bak dinle
her şey dindi, acıysa dinmemiş halde."

30 Nisan 2012 Pazartesi

SÜPİRİK

Dün şehir dışındaki bahçemizden kucak kucak leylak getirdi eşim, ne kadar keyiflendiğimi tahmin etmeniz zor olmasa gerek. Evdeki bütün vazolar, içine su konabilecek kaplar leylakla doldu, ortalık mis kokuyor. Bu kadarını ben de beklemiyordum doğrusu...





Kokusu burnunuza geldi mi?

Not: Buğday Tanesi yeni bir Bloggerlerarası Kitap Şenliği düzenledi. Katılmak isterseniz buraya bir TIK lütfen. Son tarih 3 Mayıs, haberiniz olsun.

26 Nisan 2012 Perşembe

ANKARA'DAN LEYLAK GELİR BİZLERE...


Yanlış anlamayın kendisi değil, fotoğrafı geldi. Kızkardeş yolladı bunu, henüz tam açamamış ama olsun biz leylağın tomurcukta olanını da severiz. Kemer'deki enezelerin yanında bunlar dünya güzeli sayılır:) Sağolsun arkadaşlarım, hastalık derecesine varan leylak sevgimi bildikleri için gördükleri leylağı fotoğraflayıp kah mailboxuma gönderiyorlar, kah bloglarında yayınlayıp bana ithaf ediyorlar. Hepiciğine çok teşekkür ediyor, devamını diliyorum:)

Kemer ziyaretinden sonra evden çıkmadım, dizimi şarj ettim öyle diyeyim:)) Bıkıp usanmadan Zuma oynadım, o toplar "bom bom" patladıkça gevşeyip stresimi attım. Irmak Zileli'nin "Eşik"ini okudum, sona yaklaştım. Kuşlarımı uçurdum, onlar bulutlara, ben de  ikinci bir doğum olayına kadar balkonuma kavuştum. Zambaklarım 10 santimi buldu, Ankara'ya gitmeden açmalarını ummaktayım. Havalar ısındı buralarda, kısa kollulara geçiş yaptık, bir ay sonra rutubetten çimlenmeye başlarız muhtemelen, bugünlerin tadını çıkarmak gerek.

Şimdilik bu kadar, birazdan çıkıp arkadaşıma gideceğim, yarınsa süper bir konser etkinliğim var. Detaylar bilahare, kalın sağlıcakla...

11 Nisan 2012 Çarşamba

HİŞT HİŞT


Dün öğleden sonra arkadaşa gitmek üzere çıktım evden. Otobüsü kaçırmamak için hızlı hızlı yürürken arkamdan "hişt, hişt" diye bir ses geldi. Bana değildir diye aldırmadım, zaten acelem de vardı ama sesi yine duydum: "Hişt, hişt". İkirciklendim, kim olabilir diye düşünürken ses tekrar geldi "hişt, hişt". Hem bu sefer seslenmekle yetinmedi, bir de dürttü. Döndüm ve yukarıdakini gördüm; meğer bana seslenen Sait Faik okumuş bir leylakmış...

6 Nisan 2012 Cuma

AAAA!..


Bir leylak gördüm sanki?..

14 Nisan 2011 Perşembe

LEYLAK YAĞMURU

Gökten yağmur değil, hep çiçek yağsın...