.

.
.
komşular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
komşular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2013 Pazar

KOMŞU KOMŞU, HU HU...


Sabah "mis gibi" diyemeyeceğim bir sucuklu yumurta kokusuna uyandım. Yemek kokusu başkasının evinden gelince evdeki kadar iştah açıcı olmuyor. Malum, kaynağı alt kat komşum. Her hafta sonu "ağır yemekler mutfağı"ndan seçmeler sunarak iştahımı kapattığı için kendisine müteşekkirim. Benim komşular (illaki tanışmam gerekmiyor, yakınımda oturanları komşu olarak niteliyorum) 5 duyuma hitap eden seçme kişiler. Anladığınız gibi koklama duyumu olumsuz yönde de olsa tatmin eden alt komşum. Hem de günde en az üç defa, tatil ve bayram günleri bu sayı artabilir. İşitme duyum üst kat komşum sayesinde her an tetikte. Bilhassa geceleri Ramazan davulunu aratmayacak gümbürtülü yürüyüşleri, kavga edercesine bağırırak konuşmaları, sürekli hareket halinde olan eşyaları ve yüksek volümlü müzikleri sayesinde işitme duyum yakında dumura uğrayabilir. 
Görme duyumu harekete geçiren pek çok komşum olsa da son günlerin gözdesi karşı apartmanın alt katında oturanlar. Köklü bir tadilat hareketine giriştiler ve balkonlarındaki açık renk, düz seramikleri söktürüp korkunç desenli, koyu renkli birşeyle kaplattılar, seramik demeye bile dilim varmıyor. Her bakışımda mahalle hamamında gibi hissediyorum kendimi. Varolsunlar...
Neyse ki dokunma ve tatma duyuma olumlu yönde katkıda bulunan komşularım da mevcut. Üst kattaki, aynı zamanda yiğen kontenjanına da dahil olan komşumun yumuk yanaklı kızını severken dokunma duyum şenleniyor, alt kattaki yiğen kontenjanından komşumun sık sık yolladığı olağanüstü turşularsa tatma duyuma taklalar attırıyor. Size de son paragraftaki türden komşular diliyor, Pazarınız şen olsun diyorum...

15 Mart 2012 Perşembe

SABAH SİNİRİ-SABAH SİHİRİ


Sabaha karşı dalabildiğim uykudan üst kattaki kazmaların apartman temellerini sarsan kapı çarpmaları ve merdivenlerden uçarak indiklerini belli eden nal sesleriyle erkenden uyandım. Evet ayıplayabilirsiniz en sunturlu küfürleri edip kalktım yataktan, zira bezdim artık. Hangi insan evladı daha ortalık ışırken uyanıp alt kattan duyulabilecek bir volümle sohbete başlayabilir ki, bi müsaade edin de afyonunuz patlasın be abi. Bunların evlerindeki mobilyaların da canlı olduğundan şüpheliyim yoksa Allahın günü bir odadan diğer odaya sürüklenen o ağır eşya seslerinin başka açıklaması yok, sıkıldıkça yer değiştiriyor olsa gerek arkadaşlar. 

O sinirle balkona attım kendimi, biraz rüzgar vardı ama farkettim ki çınarımız yapraklanmak üzere. Bir de karşıdaki erik ağacını çiçek içinde görünce keyfim yerine geldi, unuttum kazmayı baltayı, havale ettim Allah'a, mutfağa zambaklarımı kontrole gittim.


Bu saksılarda üç adet zambak soğanı ekili. Hem de lilium dedikleri, kenarları oyalı en şık cinsinden. Ben soğanların olduğu paketin üstündeki resmin yalancısıyım, çıkınca ne olacak göreceğiz hep birlikte. Bunları bana şeker bir kız ta uzaklardan yolladı. Hevesle diktik bekliyoruz, henüz çıt yok ama eli kulağındadır çimlenmesinin diye beklemekteyiz.

Bugünlük bu kadar. Daha uğrayacağım bir kuaför, gideceğim bir gezme, çıngar çıkaracağım bir kargo şubesi var. Hayır dualarınız benimle olsun:))

İlgilenenlere not: 70'ler blogunda yeni yazı yayında, http://bembeyazperde.blogspot.com tarafından gönderildi. Yazı, fotoğraf gönderin yayınlayalım efendim. Bekliyoruz, bu blog 70'lere tanıklık yapan herkesin...