Dün yolda giderken ayağıma birşey takıldı, eğilip baktım bir anahtarlık ucu. Hem de adımın baş harfi, hem de altında Snoopy resmi var, yukardaki gibi birşey. Ama nasıl kir-pas içinde, tozlanmış. Yürüyüp gittim. 3-4 adım sonra geri döndüm. "Bu" dedim "Bir işaret, almalıyım. Bana şans getirecek". Bir kağıt mendile sarıp sarmalayıp attım çantaya. Evde sıkı bir banyo, çamaşır suyunda dezenfekte, parladı. Şimdi çalışma masamın bir köşesinde istirahatte. Bekliyoruz getireceği şansı, uzun sürmez inşallah...
Tesadüfler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tesadüfler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mayıs 2010 Pazartesi
İŞARET
Dün yolda giderken ayağıma birşey takıldı, eğilip baktım bir anahtarlık ucu. Hem de adımın baş harfi, hem de altında Snoopy resmi var, yukardaki gibi birşey. Ama nasıl kir-pas içinde, tozlanmış. Yürüyüp gittim. 3-4 adım sonra geri döndüm. "Bu" dedim "Bir işaret, almalıyım. Bana şans getirecek". Bir kağıt mendile sarıp sarmalayıp attım çantaya. Evde sıkı bir banyo, çamaşır suyunda dezenfekte, parladı. Şimdi çalışma masamın bir köşesinde istirahatte. Bekliyoruz getireceği şansı, uzun sürmez inşallah...11 Şubat 2010 Perşembe
BİR TESADÜF VE TİNA DERGİSİ

Bu blog alemi çok sürprizli bir alem vesselam...
Geceyarısı ani bir esinle yazdığım Doğan Kardeş yazısına sabah Lalecim bir yorum yazıp "Tina" dergisinden bahsetmiş. Yine çocukluk ve ilk gençlik dönemimize denk gelen çok eğlenceli bir çizgi roman dergisi idi. Yaz sezonunda ciltli yıllıkları çıkardı ve alıncaya kadar benzim sararır, gazete bayiinden eve gelene kadar da sabırsızlıktan çatlardım. Bir günde hatmedilen o cildi kaç kez daha okurdum Allah bilir. Kapaklarında kırmızı yanaklı, sağlıklı görünümlü güzel kızların resmedildiği, içinde tefrika halinde çizgi romanların bulunduğu Tina, bizim neslin genç kızlarının çoğunun tiryakisi olduğu bir yayındı, o kızlara imrene imrene okurduk. 4-5 yıl önce bir çizgi roman dergisinde çocukluğumda beni etkilemiş çizgi romanlarla ilgili bir yazım yayınlanmıştı. Yazının içinde bir bölüm de Tina dergisine ayrılmıştı. Bunu takibeden zamanlardan birinde "Google"da kendimle ilgili arama yaparken bir sitede benim yazımın Tina'yı anlatan bölümünden alıntı yapıldığını gördüm. O sıra ne blogum vardı ne de bloglara ilgim, belki o sitenin bir blog olduğunu bile farketmedim. Sadece yazımın okunmuş, incelenmiş olması hoşuma gitmişti. Yazının başlığında da Lale adı geçiyordu, sadece o kalmış aklımda. Bu sabah Lale'nin yorumunu okuyup "Tina" sözcüğünü de görünce ani bir şimşek çaktı kafamda, hemen Google'den tekrar arama yaptım ilgili siteyi buldum, gerçekten bir blogdu ve altındaki yorumlarda da çok tanıdık isimler vardı, Mavianne gibi mesela. Anladım ki o Lale bizim Laleymiiiş. Tesadüfün bu kadarına çay mı demlenir, köpüklü kahve mi içilir, şerefe kadeh mi kaldırılır bilemiyciiiiim:) Ama birşey var ki ilahlar bizim günün birinde sanal da olsa tanışıp, blogdaş, arkadaş olacağımızı bilmişler. 2006 yılında bilmeden atılan tohumlar filizlenip blog duvarına tırmanan bir sarmaşık oluvermiş. Bu keyifli tesadüf çok hoşuma gitti, Lale'ye bildirdim, o da benimle aynı kanıyı paylaştı: "Kader bizim arkadaş olmamızı istemiş." Her ne hal ise güne renk katan bir hoşluk oldu bu da, gençliğimizi renklendiren Tina dergisi olgunluğumuza da bir fırça atıverdi.
Benzer sürprizlerin devamı dileğiyle satırlarıma son verir büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim. Kestane kebap, acele cevap...
Benzer sürprizlerin devamı dileğiyle satırlarıma son verir büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim. Kestane kebap, acele cevap...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)