.

.
.
Yeni Yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni Yıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2026 Perşembe

HEPİ NİV YIIIR

Pandemi boyunca yeni yıla hep evde Mr ve Mrs Smith olarak girdik, özel günlere meraklı benim için tatsız ve geceyarısını bile beklemeden yatma isteği uyandıran zamanlardı. Son iki yıl Ankara'da çocuklarla birlikteydik neyse ki ve bu sene sevimsiz 2025'i kapatırken kalabalık bir kadroyla toplaşabildik nihayet. Davet Kocam Bey'in kuzeninden geldi, daha önce bahar aylarında iki kez misafirleri olduğumuz çok güzel bir yayla evine sahipler Gödene'de, Gödene Kumluca'nın yaylası. İlk kez bir kış günü yayla deneyimi yaşayacaktık, bizi bir diğer kuzenle eşi evden aldı ve öğlen saatlerinde yola çıktık. Kâh güneşli, kâh bulutlu ama soğuk bir gündü yılın son günü, ağaçların yaprak dökenleri çıplaktı, çamlar gözü yeşile doyururken dağlar cam gibi berrak bir görüntü sergiliyordu. Kıvrıla büküle virajlı yoldan tepelere tırmandık ve sonunda ulaştık menzile. 

Biz görmeyeli yenilenen evler olmuş, bahçedeki güller kış uykusuna yatmış, ağaçlar çıplanmış, evin önünden akan ufak derecikteki balıklar yüzmeye devam etmiş. Kediler güneşin altında mayışırken önceden tanıştığımız sarı ve beyaz iki köpek bahçe kapısının önünde hoşgeldin havlanmasıyla karşıladılar bizi. Misafir olacağımız evin karşısındaki en sevdiğim ev, en sevdiğim yıprak haliyle cephesindeki yeşillikleri gümrahlaştırarak bıraktığım gibi duruyordu:


Gün akşama meyledip bulutlar pamuk yığınları gibi dağların üstüne çökmüş ve hafiften sis basmışken biz de yeni yıl sofrası hazırlıklarına başladık:

 

Sonrası bilindik, ye, iç, TV izle, sohbet et, tekrar ye, tekrar iç, tekrar TV izle, tekrar sohbet et, yine ye, yine iç, böyle devam et, mide fesadına uğra 😂 Sonra 2026 "Ce" desin ve hoş gelsin. Ben de gecikmeli olarak ellerimle hazırladığım sıcak şarap kadehimi hepimizin sağlığı ve gideni aratmamasını umduğumuz bir yeni yıl için kaldırayım, gecikmeli de olsa 😄


İlerleyen saatlerde girdiğimiz yataktan sadece huysuz ben uykusuz ve üşümüş olarak anneannemin deyimiyle "Zabaaan köründe" kalkmış olsam da gördüğüm sürpriz tüm uykusuzluğa ve üşümeye değerdi. Dağlarına kar yağmıştı memleketimin:

Muhteşem bir görüntüydü, uzun süre izledim. 

Kahvaltı sonrası mıntıka turuna çıktık. Baharına bayıldığım yaylanın kışı da kendi üslubunca güzeldi:

Biri mesafeli, biri dost canlısı köpüşler

 Dalları göğe uzanan asırlık çınarlar

 
Su başanda durmuşuz
çınarla ben
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim
Suyun şavkı vuruyor bana
bir de çınara
Su başında durmuşuz
çınarla ben, bir de kedi,
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim, bir de kedinin
Suyun şavkı vuruyor bize
çınarla bana, bir de kediye
......... 
(Nazım Hikmet/Masalların Masalı)
 
 
Güzel bir giriş yaptık yeni yıla, katkıda bulunan herkese çok çok teşekkür, umarım devamı da güzel gelir, hepimiz için. Çok ihtiyacımız var zira. Yeni yılınız kutlu olsun sevgili blog dostlarım...


1 Ocak 2025 Çarşamba

YEPİSYENİ BİR YIL / 1 OCAK

Bayatlamış yılı geri dönüşüme yolladık, yenisinin ambalajını açtık, bakalım o bizim başımıza neler açacak, umarım iyi şeyler vardır pakette.

Yeni yıla kız kardeş ve çocuklarla girdik. Her zamanki gibi önceki yıllardan ders almayıp bir heves yapılan onca yemek ve meze ile dolu sofraya oturup ziyan olmasın diye patlayana kadar yiyip içtik, yine de bitiremedik. Ayrılırken hepimizin elinde eve götürmemiz için artanlar vardı. Bu yıl çocuklar bana torpil geçtiler, yorulmayayım diye bir tek spesiyalimi istediler, yani kestaneli iç pilav. Sadece onu yapıp götürdüm, bir de gidince oğlumun çok sevdiği işkembe çorbasını pişirdim. Tabii ki işkembe falan temizlemedim, füme işkembe ne güne duruyor 😊

Gecenin en şanslısı Umut Efendi idi, tüm hediye paketleri onun içindi, bir oyuncak denizinin içinde kayboldu ama giderken eve götürelim diye ısrar ettiği şey kız kardeşin pilates topu oldu 😂 Annemin Hasibe Teyze isminde ilk gençliğinden bu yana bir arkadaşı vardı. Bir ara yurt dışında çalışan görümcesinin küçük çocuğuna bakmıştı. Bize gelince "Görülmedik oyuncak getirin" derdi. Tencere, tava, cezve, leğen ne bulduysak koyardık çocuğun önüne, ses etmeden oynardı. Bizimki de o hesap oldu, görülmedik oyuncak 😀

2025'e girip yılın ilk fotoğraflarını da çektikten sonra ellerimizde yiyecek poşetleriyle evlerin yolunu tuttuk, zavallı kız kardeşe de toparlaması için bir enkaz bıraktık, eminim bugün epeyce uğraşmıştır. Eve geldikten sonra biraz bilgisayar başında oyalandım, yattığımda saat 2.30'a geliyordu ama sanki işe gidecekmişim gibi sabahın kör karanlığında başımda müthiş bir ağrıyla uyandım. Saate baktım daha 7, uyusam uyuyamıyorum, kalkmayı canım istemiyor, bir süre Storytel dinledim, Ahmet Ümit'ten "Sultanı Öldürmek". Polisiye diye başlamıştım ama yazar polisiye yazmaktan ziyade tarih bilgisini göstermek istemiş sanırım, 19 saat boyunca Fatih Sultan Mehmet ve İstanbul'un fethini konu alıyor kitap. Daha 9 saatim var inanın ambale oldu beynim ve cinayetle ilgili dişe dokunur bir gelişme de yok hâlâ. Sonunda bezip kapattım, iki saat daha uyumuşum. Baş ağrım geçmemişti, tansiyonum yükseldi diye ölçtüm ama normal, hatta düşüktü. Sonunda kabahati fotoğraftaki kırmızı sıvıya yükledim 🍷

Kahvaltıydı, oydu, buydu derken Viyana Filarmoni'nin geleneksel Yılbaşı Konseri'nin vakti geldi. Geçen yıl bir hafta sonra izletmişlerdi bize, neyse ki bu yıl normal zamanda verebildiler. Her zamanki gibi şahaneydi, orada olup Radetzky Marşı'nda alkışla tempo tutmak istedim. Yeni yıl dileği yapsam mı diye düşündüm ama fazla yüksekten uçmak olacak, vaz geçtim 😋 Bizi Antalya Devlet Opera'sı ve Senfoni Orkestrası paklar.

Derken akşamı bulduk, Kocam Bey TV'de beyaz kurtlar ve karlı ormanlarla ilgili bir belgesel izliyor, ben de yılın ilk kitabı olan nefis çizgi romanıma başlayayım: "Juliette". Sonra da dün akşamdan kalanlarla akşam yemeğini hazırlarım. İlk gününü eda ettiğimiz 2025 yılımız uğurlu, huzurlu ve sağlıkla olsun...

1 Ocak 2024 Pazartesi

YILIN İLK GÜNÜ / 1 OCAK 2024

Gece 3'de (yanlış anlamayın sefahatten değil domestiklikten) yatıp sabah 7'de şiddetli baş ağrısıyla uyanınca kendi kendime eski bir türkü terennüm ettim efenim: "Ah küçük hanımım içmemeliydin, rakıyı da şaraba katmamalıydın". Z kuşağı bilmez bu türküyü, hatta X, V, Y kuşağı da bilmez. Ben bildiğimde de çocuktum zaten. Dinleyecek başka istasyon vardı da biz mi dinlemedik. Anneannemin Perfecta marka, babamın "Mısır makinesi" adını taktığı koca düğmeli, akordeon gövdeli, devasa radyosunda "Yurttan Sesler" korosunda çığırırlardı, bir de "Çömüdümüdümüdümü çömüdüm yar" vardı, devamı "Derdinden çürüdüm yar" diye gelirdi ama türküyü birkaç kez dinleyince derde gerek kalmazdı çürümek için. Bu garip türküler duyulmaz oldu olmasına ama benim hafızadaki kayıtlar kolay silinmiyor. İçki içmek gerekirse rakıyı tercihedengillerdenim. Lakin rakı da öyle durup dururken içilmiyor, şöyle güzel yemeklerle donanmış bir sofra ve muhabbete eşlik edecek dostlar lazım. Şarap değil ki bu kadehini parmaklarının arasında zarif bir kıvrımla tutup entelektüel sohbetler eşliğinde yuvarlayasın. Neyse işte yılbaşı nedeniyle dost olmasa da aile sofrası vardı, çoluk çombalak. Sofranın mimarı bendim elbette, sabahın köründen yemek vaktine kadar karınca gibi çalıştım evlatlarımı ve de gardaşımı doyurayım diye 😀Eh her daim böyle olmuyor, özel günlerin hakkını vermek lazım, verdik de. Lakin iki tek rakının üstüne 2 kadeh de şarap götürünce sabaha türkülü baş ağrısıyla uyanmak eşyanın tabiatına uygun. Baktım ortalık hâlâ karanlık, uyku da gitti, baş ağrısı bıçak misali oymakta, aç karnına ilaç da içilmez, anamı andım "Acı acıya, soğuk su sancıya" derdi. Ben de elime tableti alıp Candy Crush Saga'yı açtım, biraz şeker patlattım ki başım daha çok ağrısın. Sonra ortalık ağardı, gittim çay koydum, kahvaltı yapıp bir de ilaç yuvarlayınca güne devam edebilecek hale geldim. 

Dün eski yılbaşlarını ana ana kendimizi eğlemeye çalıştık, daha ziyade Umut eğledi bizi. Çocuk bu yıl kıvama geldi yılbaşı falan anlamak için, "Yeni yıl, yeni yıl" diye sevine sevine dolaştı, babaannesine çekmiş 😀TV'de dişe dokunur bir şey yoktu, biz Zeki Müren'lerin konuklarla dansettiği, Nesrin Topkapı'nın bastonuyla raksettiği, Ohran Gencabey'in arabesk çığırdığı zamanların çocuğuyuz, "Tek zülfünü göreydim, bahtım siyah olaydı" demiş ya şair, tek eski programlar gibisi olaydı da siyah-beyaz izleyeydik. Kısacası tadı yoktu, Yenimahalleli hemşehrim Bej Rengi ve Macun Bey'in programına katılan detone ünlüleri izledik biraz, sonra bari tombala oynayalım dedik. İnanır mısınız, "Nerede o eski tombalalar?" diyesim geldi. Sayılar uyduruk plastik, ah ah o ahşap sayılar ne güzeldi. Bu arada bugün Twitter'de okudum, adamın biri tombala sayısını yutmuş, yılbaşı gecesi ameliyata alıp akciğerinden çıkarmışlar. 7 numaraymış 😀 Kartlar dersen hamur gibi, bükülüp durur. Hem kokulu mandalina da yoktu ki kabuklarını koparıp karttaki sayıların üstüne kapatasın. Sayıları çeken kişi olarak 1. Çinko, 2. Çinko ve Tombala'yı da ben yapınca hane halkına ayıp olmasın diye oyunu bitirdim. 

Konuklarımı yolcu edince tabağı-çanağı toparlayıp bulaşık makinesine tıktım, masayı eski haline getirdim, evi düzenledim ve yatağa adeta yığıldım. Yani işin mi var arkadaş 7'de hortlayacak, uyu öğlene kadar değil mi, 4 saatte ne işin var da uyanırsın.

Neyse dostlar bizim yılbaşı sergüzeşti böyle sonlandı. Bugün evin içinde o koltuktan bu kanepeye, o odadan bu odaya dolandım durdum. Tembel ve uyuşuk bir ilk gün oldu, "Viyana Filarmoni'nin Geleneksel Yeni Yıl Konseri" de yayınlanmayınca Avusturya olmadı İngiltere verelim dedim ve "The Crown" final sezonunun son iki bölümünü izleyip bitirdim. Ardından da yeni yılın ilk kitabı olarak Kraliçem Isabel Allende'nin son romanı "Violeta"ya başladım. Ah gençlikte böyle miydi, arkadaşlarla yeni yıla girer, gece yarılarına kadar oturur, ertesi gün de sahilde ya da orman içinde pikniklere giderdik. 

Yılın ilk yazısını bitirirken hepinize sağlıklı, acılardan azade, huzurlu bir sene diliyorum...

Noel Emmi bu yıl çorap getirmiş, malum ekonomik kriz var 😂

1 Ocak 2023 Pazar

YILIN İLK YAZISI / 1 OCAK

 Hello blog alemi, welcome to 2023...

Beni tanıyanlar bilir, özel günleri severim. Yılbaşı, doğum günleri, birtakım meslek günleri falan ilgi alanıma girer, monoton hayata açılmış renkli parantezler olarak kabul ederim onları. Bir şekilde kutlamaya, minik sürprizler, organizasyonlar yapmaya, o günü güzelleştirmeye çalışırım, pandemi limon sıkana kadar böyleydi en azından. Pandemi ve gündem yüreğimizdeki coşkunun üstüne küller serpedursun aradan fırlayan küçük alazlar yine de dürtüyor benim türümdeki insanları. Çok hevesle olmasa da yine kurdum ağacı, yerleştirdim süsleri, kartlar yazdım kara delikte kaybolsalar da, ufak-tefek hediyeler hazırladım eşe dosta ama yılbaşı gecesine gelince işler sarpa sardı. Yılbaşı gecesi dediğin eşle-dostla, çoluk çocukla güzel oluyor. Üç yıldır bir Köroğlu, bir Ayvaz masanın başına çöküp Carpal Tunnelli ellerimi uyuşturmak pahasına hazırladığım geleneksel kestaneli pilavı, vişneli sarmayı, fırında hindiyi ve muhtelif mezeleri bir miktar sütlü karışım eşliğinde gövdeye indirdikten sonra "Eee şimdi ne yapacağız?" moduna geçiyoruz. Bu yıl oturdukça yemeyelim düşüncesiyle sofrayı da erkenden toparladım, evdeki kağıt havlu ve tuvalet kağıdı sayısından (laf aramızda fena stok yaptım) daha yüksek sayıdaki kanalları teker teker gezip gönlüme uygun bir tane bulamadım. Kimi yılbaşı değil/miş gibi yapmakta idi, kimi zaten paralel bir evrende yaşıyordu, kimi yılbaşı gecesi en ağır uzun havalara sarıp zaten bunalmış ruhumuza asit atıyordu. Sonunda bari klarnet dinleyeyim diyerek Sibel Capcanlı, Hakkan Altın, Hüsnünü Şenlendirici üçlüsünün Venn şemasını oluşturduğu kümenin programında karar kıldım. Karışık kuruyemiş kâsesindeki Antep fıstıklarını, kajuları, fındıkları ve bademleri seçerek en son dinlediğimden beri-ki vardır bir 10 yılı-bir değişiklik yapmadıkları repertuarlarını yarım kulakla dinlemeye  koyuldum, arada Sibel Capcanlı'nın mavi payetli, düşük omuzlu tuvaleti gözümü alınca telefondan ayrılıp (like ve yorum da yılbaşına dahil haliyle 😃) ekrana bakıyordum. Saat geceyarısına yaklaşırken uykum geldi, gidip yatsam 2023'e ayıp olacak, yatmasam bana. Kocam Bey'e "Beni 24.00'den önce uyandır ha!" diyerek kanepenin arkasında hizmete hazır bekleyen TV battaniyesini üstüme, takma dizlerimi karnıma çekip gözlerimi kapadım. On dakika sonra "Hadi, hadi, hadi!" diyen bir sesle uyanıp Kocam Bey sesleniyor sanarak "Amanın yeni yıl geliyor!" heyecanıyla fırladım. Kocam Bey'in mutfaktan çay doldurma tıkırtıları geliyordu ama kendisi yoktu, "Hadi, hadi" diyen de ekranı kaplayan botokslu suratıyla Fatih Kürek'miş meğer 😃Saate baktım 2023 kapıyı çalmak üzereydi, tam zamanında uyanmışım, derken "Yılan Dansı" başladı dostlar. Yeni yıla yılan dansıyla girmek de varmış kaderde, yılandan korkmam yılan dansını yapandan korktuğum kadar 😃 Off Hafazanallah! Sonra Kocam Bey mutfaktan geldi, ne oluyor demeye kalmadan yeni yıla girdik. Umarım yıl boyu yılan ruhu taşıyanlarla muhatap olmam bu girişten sonra. 2023'e dedim ki: "Sen geldiysen izin ver ben gidem kardeş, zira uykum geldiğinde yatmazsam sabaha kadar dönerim yatakta". Ses etmedi, "Sükut ikrardan gelir" dedim, Kocam Bey'e iyi yıllar dileyip attım kendimi yatağa, 2023'ün ilk uykusunu deliksiz uyumuşum ki pek nadirdir. Hâl böyle olunca sabahın köründe hortladım ve çayı koyup yeni yılın ilk eylemi olarak akşam boşaltınca ıslattığım fırın tepsisini tellemeye başladım. Devamından Allah esirgesin. Bir yandan da dünkü "Hadi Hadi"nin tersine dürtmesiyle "Semt-i dildâre bu demler, güzerin var mı sabâ" şarkısını terennüm ediyordum. Dinler misiniz?


Her şeye rağmen sağlıkla bir yılı daha geride bıraktık, yeni yıldan da aynı performansı daha iyisiyle beklemekteyiz, o kalbimizdekini biliyor, tekrara gerek yok, hadi canım yorma bizi.

Geçen hafta eve kapandığım günlerin acısını çıkarırcasına her günü bir arkadaşla buluşarak geçirdim. Son gün bile aldığım telefonla çıktım evden, yine bir arkadaşla buluşup kahve içtim. Dönüş yolunda "Eve gidene kadar beni mutlu edecek bir şey çıksa yoluma" diye düşünürken karşıdan sepetine günlerdir görüp almayı dilediğim nergisleri doldurmuş bir adam gelivermesin  mi? Eh bu kadarına da şans denmez de ne denir, kaptım tabii ki, aşağıdalar:


2023 yılı, her kokladığımda çok güzel anılarımın olduğu Denizli'yi hatırlatan, hüzünle karışık bir mutluluk veren nergisler kadar güzel olsun...


15 Aralık 2013 Pazar

IŞILTI

Biraz ışıldadık, biraz parıldadık. Hem ruhumdaki çocuğa, hem bedenimdeki büyüğe iyi geldi...




Hem dallarında dostların baktıkça gülümseten anıları var, daha ne olsun...


1 Ocak 2013 Salı

01.01.13

Dün gün boyu kesilmeden yağan sinir bozucu bir yağmurla birlikte yılbaşı gecesini geçirmek için arkadaşın evine doğru yola düştük akşamüstü. Bindiğimiz taksinin içi normalin üstünde sıcak, camlar buharlı ve benim üstümde anorak olunca buğulama balık modunda ulaştım varış noktasına. Bunalmış halime bir de site güvenlik görevlisinin ahret sualleri eklenince buğulama halim ızgaraya dönüştü. Bir annemin kızlık soyadının 3.harfini sormadığı kaldı atkuyruklu, sahte tebessümlü kadın görevlinin. Ama Allah var benim soyadımı beğendi, kendim gibi güzelmiş. "Yaradanına gurban olayım senin" diyerek giriş sınavını geçip apartman kapısına yollandık.

Akşama böyle başladık:


Böyle devam ettik:


Ve böyle sonlandırdık:


Yani arada hediye paketi açmak, evdeki miniği sevmek ve mutfaktan bazı ıvır-zıvırları getirmek için küçük molalar verip ayağa kalktık tabii ama genel durum böyleydi :) Gecenin sonunda kurbağa yutmuş vaziyetlerine gelsek de olsun varsın yılbaşı gecesinin en ulvî amacı bu değil midir zaten? TV kanallarındaki güzide programlar(!) neşemize neşe katamadı belki ama  biz kâdim dostlarla birlikte olmanın keyfini çıkardık.

Sabah kalkıp balkona çıktığımda sokağın yeni bir yıla girdiğimizden haberi bile yoktu. Bir uçak gökyüzünde gürleyerek yol alırken, küçük bir kız sokağın sonuna doğru koşuyordu. Az sonra yine koşarak geri geldi, belli ki bakkala ekmek almaya gönderilmiş, bakkal kapalı olunca eli boş dönmüştü. Karşı komşunun üç yıldır balkon demirinde asılı unutulmuş, artık rengini kaybetmiş Fenerbahçe bayrağı esen hafif rüzgarla kıpırdanmaya devam ediyor, bizim çifte kumrular elektrik telinin üstünde dem çekiyordu. Değişen birşey olmayınca içeri girdim ve monitörümün arka plan resmini değiştirdim ben de. Şimdi eski leylağın yerine yeni bir leylak selam veriyor ekrandan. Ne de olsa yenilik yeniliktir:) Yeni yıl sizin hayatınıza güzel değişiklikler getirsin, kalın sağlıcakla...

31 Aralık 2012 Pazartesi

MUTLU YILLAR





Biz ne desek o bildiğini okur ama yine de bir umut işte. Yeni yıl sağlık, huzur, barış, adalet, hoşgörü, sevgi, saygı, neşe, kahkaha getirsin. Kutlu olsun, hoş gelsin...

30 Aralık 2012 Pazar

"SON"LAR

"En"lerden sonra "Son"lar:

-Yılın son etkinliği dün gece gerçekleşti; Antalya Devlet Opera ve Balesi'nin sahnesinde "Yeni Yıl Konseri"ni izledik. Hem göze, hem kulağa hitabeden çok güzel bir dinleti oldu. 2013'de de benzeri dinletileri bekliyoruz. İlgililere duyurulur.




-Yılın son filmini az evvel izledim, şu an sersem gibiyim: Michael Haneke'den "Aşk". Tartışmasız yılın en iyi ve en etkileyici filmlerinden biriydi. Allak bullak oldum; geçmiş, gelecek ve şu an hepsi birbirine geçip içime oturdu.


-Yılın son kitabı David Whitehouse'dan "Yatak" oldu. Karizmatik ve akıllı bir gencin 25.yaş gününde yatağa girip bir daha çıkmama kararı alması ve bunun sonucu 600 kiloya ulaşması süreci ve bu süreçte yaşananlar erkek kardeşinin gözünden anlatılıyor. Güzel ve ilginç bir kitaptı. 


2012'yi sonlamaya bir kala yeni yılın benzer güzellikleri getirmesini diliyorum. Şimdi yılın son brokoli salatasını yapmak için marş marş mutfağa...

29 Aralık 2012 Cumartesi

DÖKÜM


Artık gelenekselleşen portakallı-kahveli yeni yıl içeceğimizi dün açıp süzdüm ve ilk yudumu başta Beste olmak üzere tüm dostların sağlığına içtim. Gerisi barış ve huzur, ondan gayrısı boş...

Madem geleneksellikten bahsettim o zaman küçük bir döküm yapmanın da zamanıdır. 2012 kişisel anlamda sakin geçen bir yıldı. En güzel yanı bende ve yakın çevremde ciddi bir sağlık problemi yaşamamak oldu. Sanatsal ve kültürel açıdan neredeyse zirve yaptığım bir sene idi; sinema, tiyatro, konser ve cümle etkinliklere doydum diyebilirim. Rekor sayım 120'ye ulaşamasam da oldukça fazla kitap okudum, bir Ege seyahati gerçekleştirdim, uzun yıllardır görmediğim dostlarla görüşme ve keyifli vakit geçirme şansını yakaladım. Yeni dostlar edindim ve küçük de olsa katkıda bulunduğum bir kitabın sahibi oldum: "İmza: Kızın". İnsanın beklentileri abartılı boyutlara ulaşmamışsa daha ne ister ki yaşamdan. Başta sağlık ve barış olmak üzere benzer hoşlukları 2013'den de bekliyor, hepinize mutlu bir yıl dileyerek 2012'nin kişisel "en"lerine geçiyorum:

-Kitap: Lizbon'a Gece Treni/Pascal Mercier
-Film (Yabancı)  : Kapı/Istvan Szabo
-Film (Yerli) : Küf/Ali Aydın
-Tiyatro (Yerli): Benerci Kendini Niçin Öldürdü/İstanbul Devlet Tiyatrosu
-Tiyatro (Yabancı): Frida/Romanya Deva's Art Tiyatro
-Bale: Don Kişot/Antalya Devlet Opera ve Balesi
-Konser: Latin Senfoni/Emir Ersoy ve ekibi
              Göksel Baktagir-Komşu konseri
               Anastasias Pappas konseri
-Sergi: Selmanur Aktaş "Safyürek" resim sergisi
-Gezi: Elmalı-Ormana "Kardelen Festivali" gezisi
-Etkinlik: Antalya TÜYAP Kitap Fuarı

Haydi bakalım, sizin kişisel "en"leriniz nelerdi görelim...

26 Aralık 2012 Çarşamba

TURNALAR


Bugün Noel Baba kargo görevlisi kılığına girip akşama kadar bizim eve paket taşıdı. Noel Baba'nın torbasına o güzellikleri koyan tüm dostlara kucak dolusu teşekkürler, sevgiler. Yukarıdaki turnalarsa "sağlık", "barış" ve "dostluk" umuduyla uçarak geldiler. Katlayan minik elleri öper ve bir turna haikusu söyler giderim:

"Niçin sevginin adı sevgi
Yoksa bir turna kuşu
Elini sana mı verdi?"

Erdal Ceyhan

25 Aralık 2012 Salı

POSTA!...


Yılbaşına kadar bu görüntülerle bayacağım sizi, ne yapalım senede bir defa oluyor. Hem Atalet kardeşimle ben seviyoruz böyle allı morlu, parlak simli :)

Efendim kartlarım yavaş yavaş kapımı çalmaya başladılar. Dün tam apartmandan çıkarken postacıyla burun buruna geldim. ağzında emzik gibi tuttuğu sigarasının pofur dumanlarını suratıma suratıma üfleyerek, en nemrut yüz ifadesiyle şöyle buyurdu: "Size bu özel günlerde çok posta geliyor. Haydi normal gelenleri kutuya atıyorum (yalan, ya tüm apartmanınkini topluca posta kutularının üstüne bırakıyor, ya da kapı altından fırlatıyor) ama imzalı gelenleri ne yapacam?" "E, zili çalacaksınız, ben kapıyı açacağım, imzalatıp teslim edeceksiniz". Bir duman daha savurup "Ya evde yoksan?" diyerek siz'den sen'e dikey bir geçiş yaptı ve ben otomatik olarak şarkının melodisini kafamdaki müzik setinde çalmaya başladım: "Ya evde yoksaaaaan". "Yok mu bırakacağım başka bir yer" diye devam etti ikinci dumanı püflerken. "İhbar bırakırsam ta PTT Merkeze gidersin". Aniden gözlerim doldu, çok hislendim. Nemrut postacı beni düşünüyordu, taa merkezlere gitmemi istemiyordu. Burnumu çekerekten dedim ki: "Karşı komşuya bırak". Sonra gözyaşlarımı silip elime tutuşturduğu bir tutam zarfı çantama koydum ve sevinçten "Singing in the Rain" filmindeki Fred Astaire gibi şarkı söyleyip topuklarımı birbirine çarparak dışarı attım kendimi, ilk gördüğüm elektrik direğinin etrafında da bir tur döndüm yine Fred Astaire'e öykünerek:)

Zarflardan çıkan dostlar şöyledir: Fotoğraftaki şirin kardan adamların sahibi Fermina Daza, saksafoncu kardan adamıyla Mino, kucaklamak için kollarını açmış kardan adamıyla Judy, müzisyen Noel Baba'larıyla Hazan, yılbaşı alışverişine çıkmış grubuyla Fıstıklı Tombi, kar altında kızak kayan çocuklarıyla Belçika'dan Yasemen, papyonlu, fesli tavşanıyla Zeynep, eski İstanbul manzarasıyla Yağız oğlanın annesi ve gül dalıyla Elif; hepinize çok teşekkür ediyorum, günüme güzellik kattınız. Taşsın dökülmesin, artsın eksilmesin diyor sevgiler yolluyorum...

24 Aralık 2012 Pazartesi

KOKİNA


Uzun aramalardan sonra kokina da bulunduğuna göre artık yeni yıl gelebilir. Herhangi bir engel kalmadı şükür:)

1 Ocak 2012 Pazar

UĞURLAMA TÖRENİNDEN KARELER

Dost evinde dostlarla ve dünya şirini bir minikle geçen sakin ve keyifli bir geceydi. En kötü günümüz böyle olsun, hoşgeldin 2012...







31 Aralık 2011 Cumartesi

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN


Biz ne desek de yıl yine bildiğini okuyacak ama isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü  kara olsun. O yüzden sağlık olsun en başta, huzur, barış, hoşgörü, sağduyu, dostluk, güleryüz, hatta kahkaha olsun. Sanat olsun yaşamımızda, müzik olsun, kitaplar olsun, gezip görmeler olsun. Kimse kimseyi incitmesin, sevdiklerimiz yanımızda olsun, aklımızda olsun, kalbimizde olsun. Başarmak isteyenlere başarı, harcamak isteyenlere para olsun. Bu kadar çok şeyi iyiniyetle beklediğimiz için aptal denecek ama varsın olsun. Umut fakirin ekmeği demişler, yeni yılınız kutlu olsun...

30 Aralık 2011 Cuma

AÇARIZ VE HEP BİRLİKTE İÇERİZ :)


Öncülük edenlerin, yapanların, yapamayanların, başka içeceklerle katılanların, eşlikçilerin, izleyenlerin, okuyanların, yüzünde gülümseme, yüreğinde sevgi olanların kısacası tüm dostların sağlığına. Güzel bir yıl olsun 2012; bizler ve tüm insanlık için...

DÖKÜM


Noel Baba kapıdan girmeye (malum bizim Noel Baba'lar yılbaşında teşrif eder) ve 2011 bacadan çıkmaya hazırlanırken şöyle bir döküm yapayım istedim kişisel tarihime kayıt düşmek amacıyla. Bireysel anlamda ele alacak olursak fena geçmedi ince uzun hatlı 2011, yerine göre hayli mutlu ettiği oldu.

-En güzel yanı önemli bir sağlık sorununun yaşanmamış olması idi, hep böyle sürmesini diliyorum.
-Ailemiz büyüdü, bir kızımız oldu, tatlı heyecanlar yaşadık.
-3D adıyla başlatığım projemin herbir D'sini başarıyla tamamlayıp kendimle gurur duydum.
-Süper bir diyet yapıp uzayda kapladığım yeri küçülttüm.
-Çetin bir diş sınavından başarıyla geçip 3.Boğaz Köprüsünü ağzımın içine inşa ettirdim. 
-Karadeniz kıyısına kısa bir seyahatle 2 günde Samsun'u fethettim.
-Geleneksel İstanbul ziyaretlerimden birini daha yapıp blogcu dostlarımla keyifli bir buluşma gerçekleştirdim.
-Ankara'ya gelen Lale'mle şehrin tozunu attırdım.
-Bir sürü sergi gezdim, yüzlerce resim, fotoğraf ve heykel görüş alanıma girdi.
-İçlerinde çok beğendiklerimin de olduğu 60 civarı film izledim, sinemalardan plaket bekliyorum.
-Tiyatro sayım kısıtlı kaldı ama kimselerin bilet bulamadığı "Bir Delinin Hatıra Defteri"ni görme şansını yakaladım.
-Antalya Piyano Festivali sağolsun tamamı olmasa da birkaç tane uluslararası solist ve iyi konser dinledim.
-Telaşlı ve koşturmacalı bir yıl olması nedeniyle eski hızıma ulaşamasam da 55 kitapla yılı kapattım.
-Yeni dostlar edindim, güzel insanlar tanıdım, keyifli anlar yaşadım.
-Arzum bu güzelliklerin 2012 de devam etmesi; kendim, sevdiklerim ve tüm insanlık için sağlık, huzur, hoşgörü ve barış diliyorum. Bunlar olsun, ben gerisini hallederim...

27 Aralık 2011 Salı

BEKLEYRÜK...

Noel Babalar toplaşıp geldi. (PİE Kurabiye ellerine sağlık canım)


Eh bunu da aldık yılda bir de olsa.
Tüm eksikler tamam, buyur gel 2012...

25 Aralık 2011 Pazar

EN'LER


Lale yazar da ben yazamaz mıyım, çatlarım valla:) İşte benim 2012 en'lerim:

Kitaplar (Yerli):
1- Sinek Isırıklarının Müellifi/Barış Bıçakçı
2- Kalan/Leyla Erbil
3- Az/Hakan Günday

Kitaplar (Yabancı):
1- Sahilde Kafka/Murakami
2- Lütfen Anneme İyi Bak/Kyung-sook Shin
3- Günlerin Getirdiği/Isabel Allende

Film (Yerli):
1- Bir Zamanlar Anadolu'da
2- Zenne
3- Atlı Karınca

Film (Yabancı):
1- Departures (Son Veda)
2- Never Let Me Go (Beni Asla Bırakma)
3- Cazibe Kanunları

Tiyatro:
1- Bir Delinin Hatıra Defteri
2- Soğuk Bir Berlin Gecesi
3- Küçük Adam Ne Oldu Sana

Konser-Gösteri-Sergi:
1- Igudesman-Joo/A Little Nightmare Music
2- Zerrin Tekindor Resim Sergisi
3- Erwin Olaf Fotoğraf Sergisi

Albüm:
1- Hüsnü Arkan/Solo
2- Şirin Pancaroğlu/Elişi
3- Candan Erçetin/Aranjman

En Keyif Aldığım Geziler:
1- İstanbul/Haliç-Balat Turu
2- İstanbul/Burgazada
3- Kızkardeşle herbir Cermodern ziyareti

Eh Lale yazmış ben de yazayım, en çok tıklanan üç yazım:
1- Yeni Yıl Kartı Etkinliği
2- Kahve Taneleriyle Başım Dertte
3- Haftanın Okuyanı 1

Ve sonuç olarak ben bu yıldan kendi özelimde memnun kaldım doğrusu, darısı yerine gelecek olana...

12 Aralık 2011 Pazartesi

TAKVİM


Malum, yeni yıl geldi gelecek. Yeni yıla yeni takvim gerek dedim ve oturup kendi takvimimi kendim yaptım. Buyurunuz yukarıda; 12 neşeli ay, 12 neşe palamudu.

2012'de, 12 ay boyunca bu 12 neşe palamudu gibi gülsün yüzünüz...

17 Ocak 2011 Pazartesi

YENİ YIL KARTLARI TOPLU GÖSTERİSİ BU BLOGDA :)

Sevgili arkadaşlarım, yılbaşı nedeniyle başlattığım yeniyıl kartı etkinliğine gösterdiğiniz ilgi beklediğimin üstündeydi, öyle ki uygulamadaki zorluğu düşünerek kısa sürede bitirdim biliyorsunuz katılımı. Bu güzel olay sizlerin iştirakiyla anlam ve ruh kazandı. Hepinize buradan bir kez daha teşekkür ediyor, sağlıkla 2012 ye girerken de tekrarlamayı diliyorum. Beklediğim birkaç kart daha vardı ama anladım ki postada başlarına bir iş geldi. Sevgili Serrose, A-H ve Burcu; kart yolladığınızı biliyorum almış kadar mutluyum, çok teşekkür ediyorum. Ne yazık ki 21. yüzyıla gelsek de postamız hala 18. yüzyılda kalmış, hoş deve kervanıyla bile gelse şimdiye kadar ulaşırdı ama bunlar mutlaka kayboldu. Burcucum o şirin kardan adamın elime geçse çok sevinecektim ama kısmet değilmiş, bir dahaki seneye diyelim.

Bana gelen kartlarımı topluca fotoğrafladım ama listeyi kontrol edince farkettim ki 1-2 kart eksik. Kendi evimde olmadığım için emanet gibiyim, koyduğum yerleri anımsamakta bazen zorlanıyorum o nedenle kartını göremeyen arkadaşlardan çok özür diliyorum, onların yeri de diğerleri gibi kalbimde. Buradan bir kez daha:

-Beste'ye (o güzel leylakları için)
-Şuşu'ya ve şeker, şirin Öykü'ye (el emekleri ve güzel çizimleri için)
-Aslıhan'a (blog dışından yüreğini koyduğu için)
-Asuman ve Rayegân'a (kurbiş koleksiyonuma katkıları ve incelikleri için)
-Buğdayıma (uğraşısı ve çıkartmaları için)
-Nazpek'e (yeniyıl temalı kartıyla çocukluğuma götürdüğü için)
-Mavianne'ye (Doğan Kardeş çizimlerine benzeyen kartı ve mavi gözlü kediciği için)
-Özlem Öztürk'e (kar temalı bir karttaki içimi ısıtan güzel sözleri için)
-Zehra Örtmenime (o güzel yazısıyla yazdığı dilekleri ve diğer herşey için)
-Müge Bacıma (iyi ki bacım olduğu için)
-Luna Sesi'ne (uzaktaki küçük kardeşim olduğu için)
-Laleme (Bacıkuş olduğu ve diğer herşey için)
-Karga'ya (çarcabuk kanat çırpıp gelen güzel kartı için)
-Aslım bideneme (o güzel ineği ve yüzümde açtırdığı gülümsemeler için)
-Müge Polat'a (el emeği güzel kartı için)
-Mihriban'a (çok sevdiğim İstanbul ve daha da çok sevdiğim eski İstanbul için)
-Sünter'e (şeytanın bacağını kırdığı için, birlikte içmiş kadar olduğum çaylar, kahveler ve notlara yazılmış sohbeti için)
-Defne'ye (o anlamlı ayraç için)
-Nedukcuğuma (marifetli ellerinin o harika kompozisyonu için)
-Özlem'e (Antalya özlemimi bir nebze giderdiği için)
-Nur'a (Keçelerinin güzelliği, kartının sıcaklığı için)
-Mine Özgür'e (mis kokulu sabunu ve fidanlığından süzülüp gelen herşey için)
-Zero'ya (güzel sözleri, acemi eliyle ama sevgi dolu yüreğiyle yaptığı ayracı için)
-Sinem'e (Noel Baba ve Snoopy ile çocuk ruhumu şaha kaldırdığı için)
-Kara Kitap'a ( o güzel dizeleri ve tüm diğer güzelllikleri için)
-Elif'e (koleksiyonumu zenginleştiren güzel ayracı için)
-Serap'a (Ege esintisi için)
-Selma'ya (Yeni yıla yaraşır kartı için)
-Şeniz şekerine (şeker gibi olduğu için)
-Eda'ya (Nesin çocuklarını anımsattığı için)
-Nihan'a (o güzel çizgileri ve posta kutumun ilk ziyaretçisi olduğu için)
-Zeynep'e (güzel kartı için)
-Zübeyde'ye (postacının ilk getirdiklerinden olduğu için)
-Kelebek Gül'e (kelebek kanadında Antalya'dan ses verdiği için)
-OİP'e (Finnak ve Noel kutukafası için)
ayrıca blog aracılığıyla yorum bırakarak yeni yılımı kutlayan tüm arkadaşlarıma incelikleri için, varoldukları için gecikmeli de olsa çok teşekkür ediyorum. Kart yolladığım arkadaşlardan ellerine ulaşmayanlardan da PTT adına özür diliyorum. Hepinizi çok seviyorum, iyi ki varsınız.