.

.
.

25 Mayıs 2026 Pazartesi

ANKARA/MAYIS-GÜL MEVSİMİDİR*

Yolculuk sırasında molada, ertesi gün Çankaya dolaylarında dalında salınan gümrah leylakları görünce "Amanın" dedim, "bunlar Leylak ablalarını beklemiş, aferin onlara". Biraz şımarmış olmalıyım ki bugün de mahallede leylak avına çıktım. Kot farkını hesap etmediğim için papaz her zaman pilav yemedi, yüksek semtlerde devam eden leylak sefası alçaklarda çoktan bitmiş ama kalp biçimli yaprakları bile keyif verdi:


Yıldırım Gürses'in bestesindeki gibi leylaklar dökülmüş ama güller ağlamamış, aksine coşmuş da coşmuş. Başkentimizin henüz müteahhit eline düşmemiş karakterli apartmanlarının bahçeleri rengarenk. Arada bir serpeleyen yağmura aldırmayıp 3-4 sokağı arşınladım. Hemen her bahçede leylak var, bir ay önce burada olsam bir şölene yakalanacakmışım. Güllerle avundum:





Bahar acaip bir şey, ne savaş dinliyor, ne ekonomik kriz, ne politik çekişme, çıkıp geliyor ve güzelleştiriyor değdiği her yeri. Ülkede yaşananlardan bunaldığınız anda sizi avutuyor. Pasaklı merdivenleri bile şenliğe çeviriyor:


Caddenin adını aldığı bir dere yaşarmış eskiden bu lokasyonda, Bülbülderesi. Ne şiirli isim değil mi? Şimdilerde caddenin altından akıyor sessizce, kurumadıysa tabii, tıpkı İncesu gibi, Kavaklıdere gibi, Hoşdere gibi. Belgeseli bile yapıldı bunların "Asfaltın Altında Dereler Var" adıyla. "Angara'nın bağları/Büklüm büklüm yolları" diye ülkenin her yanında çalınan favori düğün türküsündeki bağlar da buralardaymış zamanında. Kala kala bahçelerdeki ağaçlar kaldı, onlar da müteahhitlerden ne kadar kaçabilir bilmiyorum. 


Bir antik şehir değil fotoğraftaki, yıkılmış ve yeniden doğması için hazırlanan bir apartmanın arsası. Arkadaki sütun benzeri şeyler de sobalı zamanlardan kalma kömürlükler, yerlerini alacak kombileri bekliyorlar. 

Binaların ön yüzleri egzostan, tabelalardan, pasaklı dükkanlardan çirkinleştikçe arka cepheleri güzelleşiyor, baharın katkısını göz ardı etmeyelim elbette. Aşağıdaki fotoğraf bizim apartmanın istinat duvarlı arkadaki oto parkından:


Eve gelip de arabayı park ederken çirkin duvarı saran sarmaşıklara ve aralarında açmış sarı güllere bakakaldım.

*Gül Mevsimidir: Füruzan'ın çok sevdiğim novellalarından biri. İzmirli Mesaadet Hanım'ın hoyrat yaşlılığını, anılarındaki gençliğini ve Rüştü Şahin'e olan aşkını hala okumadıysanız çok şey kaçırdınız derim...



1 yorum: