.

.
.

17 Mart 2026 Salı

RESET 15 / MAHUR BESTE

Güne yeni başladığım "Hacim Hesabı Üzerine" kitabından 25 sayfa okuyarak başladım. Sonra yatmaktan sıkılıp gündelik hayata geçiş yaptım. Ufak tefek ev işlerini bitirip balkon çınarımın yapraklanma sürecini izlemek için çıktığım balkonun fena halde kirlenmiş olduğunu gördüm. Önce süpürmeye, sonra yıkamaya karar verip çoraplarımı ve paçalarımı bir güzel ıslattım. Zaten diş hekimiyle randevum vardı, eşofmanı da, çorapları da makineye tıkıp giyindim ve yola düştüm.

Bugün Reset serisinin son günü ya da ben öyle düşünüyorum. Sanırım en çok yazı yayınlayan da benim. Ev eşyalarım ve çeşitli organlarım resetlenme arzularını bu süreçte layıkıyla yerine getirdiler eksik olmasınlar. Bitirirken dişi de halledeyim de son yazımı öyle yazayım bari dedim. İki kez yapılan küçük azı dişimin dolgusu cumartesi, tam da yemeğe misafirin geleceği sırada intihara yeltendi, ağzımın içinden atlamak üzereyken yakaladım, "Sen bana bir süre daha lazımsın" diyerek çukuruna yerleştirdim. Biraz zor oldu ama hallettim ve bir süre sağ yanımla bir şey yememeye çalıştım. Dün ilk işim diş hekiminden randevu almak oldu. Bugün de randevuma gidip son resetimi de hallettim.

Normalde dolgu yapılırken anestezi istemem. Ağrı eşiğim yüksektir, mızmızlık etmem, biraz acıya tahammül edebilirim. Lakin kendi diş hekimim o gün çalışmıyormuş, eşi devraldı görevini ve uyuşturacağını söyleyince, derin bir çürük galiba diye düşünüp "Peki" dedim. Oysa önceki dolgularda hiç gerek duyulmamıştı. Her neyse daha iğne diş etimden çekilmeden uyuşmuştu zaten çenem, onbeş dakika içinde de dolgu yenilendi. Gelgelelim benim ağzım resmen yamuldu. Niyetim dolgu sonrası biraz yürüyüp bir arkadaşa uğramaktı. Suratımın şakülü o kadar kaymıştı ki beni ev paklar dedim. Eve gelip aynaya baktığımda gördüğüm yüz bana ait değil gibiydi, üstelik sular da kesikti, taşıma suyla diş fırçalayıp el yıkadım ve sonra gidip yattım. Yattığım yerde tablette şeker patlatırken bir yandan da bilinçsizce dudaklarımı ve yanak içimi kemirip durdum. Uyuşmanın en kötü tarafı bu. Ağzımın normal hale gelmesi ikindiyi buldu, bir ara öyle kalacağım sandım 😂

Antalya için narenciye çiçeği zamanı geldi, her yer mis kokuyor. Aşağıdaki fotoğrafı yamulmuş ağzınla diş hekiminden dönerken çektim:

Bahar geldi sayılır, dilerim bir delinin kuyuya attığı taşı on akıllının çıkaramadığı savaş tez zamanda sağa sola, özellikle bize sıçramadan biter de çiçekli böcekli bahar yazıları paylaşmak mümkün olur. 

Her gün başlık yaptığım bir şarkıyla veda ettim size Reset serisinde. Bugün seriyi bitirirken çok sevdiğim, telefonuma zil sesi olarak kaydettiğim, Refik Talat'ın Mahur Beste'si ile veda edeyim. Tanpınar'ın "Mahur Beste"sinde ve "Huzur"da bahsi geçen bestedir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder