Dün sinemadaydım yine, bir belgesel film izledim: "Türk Pasaportu". Antalya'ya geldiğimdenberi 14. filmimi izledim (evde DVD den izlediklerimi saymıyorum), yakında aşırı dozdan gidebilirim. Film 2.Dünya Savaşı sırasında Alman işgali altındaki büyükelçiliklerimizde görev yapan diplomatlarımızın Yahudilerin hayatını kurtarmak amacıyla yaptıkları çalışmaları konu alıyordu. Türk pasaportu verilerek özel trenlerle Türkiye'ye getirilen Musevi vatandaşlardan hayatta olanlar ve görev yapan diplomatların yakınlarının katılımıyla Burak Arlıel yönetmenliğinde çekilmiş olan belgesel Cannes Film Festivali'nde de gösterilmiş. Ne yazık ki tek bir seansta gösterimi vardı ve salonda da 5 kişiydik, aramızda yabancı da yoktu, arkadaştık hepimiz. Kısacası bir nevi sinema salonu kapattık. Salonun en mutena koltuklarına yerleşip keyfimizce izledik, makinistten rica ettik film arası da vermedi. Öyle rahattık ki bir ara fotoğraf makinemi çıkarıp perdede akan filmden fotoğraflar bile çektim yukarıda gördüğünüz üzere. Keşke bu tarz tanıtıcı filmler daha çok çekilse ve daha çok kişi tarafından izlense.
Tanıştırayım; yeni Kağıthane kitap ayraçlarım. "Nishmark"tan internet aracılığıyla aldım, bunlar İstanbul tipleri serisinden mıknatıslı ayraçlar, arka yüzlerinde de başka tipler var. Kırtasiye seviyorsanız "Nishmark" sitesinde çok orijinal şeyler bulup ısmarlayabilirsiniz. Ben bunlara ilaveten bir de İstanbul siluetli pleksiglas ayraçlar getirttim. Galata Kulesi, Kız Kulesi, Hisar, Ayasofya ve Süleymaniye siluetleri artık kitaplarımın arasını süsleyecek. Benim gibi kırtasiye düşkünüyseniz, merak ediyor ve birşeyler ısmarlamak istiyorsanız https://www.nishmark.com/ adresine bir göz atıverin. Haydi kalın sağlıcakla...