Yağmur arası iki günlük güneş bulduğumda canım çok yürüyüş yapmak istiyor ama bir pedikür kazasına uğradığım için mazeretim var, asabiyim ben. Dün bayramdan bu yana süren ev hapsini arkadaş buluşmasına çevirip sonunda dışarı çıkabildim, otobüsle tabii ki. Tam kabul günü saati olmasına rağmen oturacak bir yer bulma mutluluğuna eriştim. Karşımda oturan yaşlıca adam cep telefonunda bir şeyler okuyor, kendi kendine gülüyor, sonra başını kaldırıp şöyle bir etrafa bakıyordu. Öylesine anlatmak ihtiyacı okunuyordu ki yüzünden, birisi "Neye gülüyorsun hemşerim?" dese, anında telefonu eline tutuşturup "Oku, oku da sen de gül" diyecekti. Kimse oralı olmadı, kendi kendine gülmeye devam etti.
Uzun mesafeli şehir içi otobüs yolculuklarında bu kentin yıllar önce geldiğimden beri ne kadar değişmiş olduğuna her seferinde hayret ediyorum. Anılarımızın mekanlarının birer birer yok olduğuna şahit olmak çok acı. Güzelim müzemiz yıkıldı, çevresi perdelendi, ne olup bitiyor göremiyoruz. Hemen yan tarafındaki tarihi Meteoroloji binasının yıkıldığını da biraz geç farkettim. En çok bahçesindeki mor salkımlarla sarmaşan erguvan ağacına üzüldüm. Aldığım duyumlara göre 25 yıl çalıştığım lisenin ve yanındaki turizm lisesinin de yıkılma durumu varmış. Yaşadığım sokak ve çevresinin çehresi zaten tamamen değişti, çirkin, kara, birbirine benzeyen yüksek bloklar doldurdu, narenciye ağaçlarıyla dolu bahçelerdeki apartmanların yerini. Her birine birer yabancı isim verip kuyruğuna da rezidans eklenen kazuletlerin küçücük bahçelerine de ağaç yerine saçma sapan muz ve palmiyeler dikiliyor. Otobüste camdan dışarı bakarken şurda şu vardı, burda bu vardı diye düşünmekten yoruldum. Neyse ki hala eski halini koruyan bazı mekanlar kaldı, umarım böyle devam eder.
Güneş vardı var olmasına ama ona eşlik eden sıkı bir esinti de vardı, o yüzden güzelim manzaralı mekanın terasına değil, iç kısmına konuşlandık. Bahçesinde petunyalar coşmuştu, hemi de sıklamen rengi ya da Türk işi deyimle çingane pempesi. Ayriyeten lizözlü yengemin rujunun rengi 😂
Mevsim geçişi nedeniyle yemek çeşidi bulmakta zorlanıyorum. Renksiz ve gaz yüklü kış sebzelerinden usandık. Geçen hafta Kocam Bey'e bulursa taze fasulye almasını söylemiştim pazardan. Bir miktar almış geldi, poşeti açınca gördüm ki kendisi "Fasulye Basketbol Ligi"nin en uzun oyuncularını toplayıp getirmiş. Dün onlara tencere içi bir maç yaptırdım, artık fasulyeye ilaveten hangi hormonu, hangi pestisiti, hangi gübreyi aldık bilmiyorum ama şaşırtıcı bir şekilde lezzetliydi. Böylece taze fasulye sezonunu açtık, hayırlı ola.
Evleninceye kadar annem her türlü ev işini yaptırmıştı bana ama mutfak işine pek girmemiştim, ara ara keyfe keder pasta falan yaptığım olmuştu ama yemek pişirme işini merak bile etmemiştim. Evlenince sudan çıkmış balık gibi kaldım mutfakta. Kuzenlerimden biri Leman Cılızoğlu'nun yemek kitabını hediye etmişti, kendisi kurtarıcım oldu. Salon büyüklüğünde ama tezgahı 1,5 metre olan Denizlili mutfağımda bir hafta, on gün kadar haşlanmış tavuk yiyerek dünya tavuğundan nefret ettik. Sonra Leman Hanım omzuma tık tık vurdu ve "Yardımcı olayım evladım" dedi. Teklif o teklifmiş, açtım kapağını, ne varsa denedim. Kocam Bey, "Bu kitap kaybolsa aç kalırız" demelere durdu, şimdilerde dolma yaparken bardakla pirinç ölçmelerime gülüyorum. Eş durumundan tayinim geç çıktığı için bir süre ev hanımı modundaydım, vakit boldu. Bütün evi temizleyip ardından islim kebabı yapacak kadar da hevesli ve hamarattım. Sahi islim kebabı neydi ve nasıl yapılırdı, kendisini çok severdim ama bir hafıza kaybı hali mevcut 😂 Birisi yapsa da yesek. Şimdi tüm günüm boş olsa da o patlıcanları dilimleyip tek tek kızartmam için bana yüklü bir yevmiye vermeleri gerekir, hem zaten kızartma bünyeye zarar, sağlıklı beslenelim arkadaşlar, kereviz sapı falan yiyin 😂
Güneşli dediğim hava ben yazımı bitirene kadar bulutlandı, yürüyüş yapmıyorum diye bana küstü sanırım. Keyfi bilir, ben de film izler, sonra da yeni kitabım "Evlilik İnsanları"na başlarım. Yarın "Nisan 1", kimseye aldanmayınız...


O fasulyelerden ben de gördüm pazarda lezzetliymiş demek alsamıydım acaba. Mutfak işini severim ama eşime devrettim epeydir tabii bazılarını yapamıyor o zaman dahil oluyorum. Hülya
YanıtlaSil