Sonbaharın kendini hissettirmesiyle bünyede ortaya çıkan kırılma dökülme hallerini ilaçlayıp tersledikten (bu hastalık kısmını şımartmamak gerekir, adamın tepesine çıkarlar yoksa) sonra yürüyerek Sanat Cafe'ye gittim. Orada bir öğle tatili süresince üç şeker kadınla oturup yedik içtik. İki şekeri işyerlerine yolcu ettikten sonra üçüncü şekerle üst kattaki sergiyi gezdik. Elele Sanat Galerisi'nin 2010-2011 Atölyeler Karması Sergisi idi gezdiğimiz, en beğendiğim eserleri sizler için fotoladım aziz ve muhterem izleyicilerim:) Ressamların ismini kaydetmeyi unutmuşum, kendilerinden özür diliyorum.
Aşağıdaki seramikleri ise bu temayı çok seven biri için fotoğrafladığımı tahmin etmişsinizdir. Umarım beğenir:)
Ve diğer birkaç tane daha
Öğle kaçamağı, sergi, yürüyüş vs derken günün ikinci yarısına geçildi, aynı zamanda da dünyevi işlerden manevi işlere. Sabahleyin vefat ettiğini öğrendiğim çok eski bir aile dostunun evine başsağlığı ziyaretine gittik. Oldukça yaşlıydı rahmetli ama Cemal Süreya'nın dediği gibi "Her ölüm erken ölümdür", içim buruldu yine de. Elinden yediğimiz bazlamaları, su böreklerini, ilerlemiş yaşına rağmen özenli giyimini, ağır işittiği için bağıra bağıra yaptığımız sohbetleri, zorlansa da hiç geri kalmadığı gezmeleri, aramızda şaka konusu olmuş "Pek severim armudu" cümlesini, onlarca defa girip çıktığım onsuz kalmış evini düşününce ruhum daraldı. Her gidenle anılarımızın bir bölümünü yitiriyoruz. Hele de kapıdan çıkınca kaldırımda gördüğüm bir çift siyah ayakkabı kıymık gibi battı yüreğime. Ne diyeyim güle güle git Fatmanım teyzem, umarım huzur bulursun gittiğin yerde...

















Antalya'ya oranla giderek serinliyen hava ve kuzenimin evinin terasından görünen şu manzarayla keyfime keyif katmaktayım. Hele dün sevgili blog arkadaşım güzeller güzeli, şekerler şekeri
Bahçedeki asmadan kopardım bu korukları. bayılırım tuzlayıp yemeye.
Sadece keyfettiğimi sanmayın, buraya geliş sebebimiz evin yakışıklı oğlunun Cumartesi günü gerçekleşecek düğünü. Haliyle hazırlık içindeyiz. Çarşamba Kuşadası'na Kına Gecesi'ne gideceğiz. Bunlar da kınada dağıtmak için hazırladığımız çerezler.
Vee düğünde gelinin başına serpmek üzere para-pirinç-mavi boncuk üçlüsü. Süslendiler, püslendiler, düğün gününü bekliyorlar.




