.

.
.
Haftanın Okuyanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haftanın Okuyanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2011 Cumartesi

HAFTANIN OKUYANI 16


Efendim bu haftanın okuyanı çok özel, zira ben bu okuyanı kendim olarak kabul etmekteyim. Her ne kadar kitap okurken hiç uyukladığım görülmemişse de bayram sonu yorgunluğuyla küçük bir şekerlemeyi haketmiş olabilirim. Bir zamanlar balkonumda benzer bir şezlongum vardı ve yazları kitaplarımı hep o şezlonga yayılarak okurdum. Gördüğünüz gibi masada leylaklar var, elimdeki kitap da muhtemelen Füruzan'ın öyküleridir. Ve kesinlikle fonda Göksel Baktagir kanununu konuşturmaktadır.  Eh ben daha ne isterim, olsa olsa bu resmi bana gönderen sevgili Neslihan'a teşekkürlerimi yollarım, gerçekten bakar bakmaz kendimle özdeşleştirdim.

Resim Norveçli ressam ve illüstratör Erik Werenskiold'a ait. 1855-1938 yılları arasında yaşamış sanatçı hakkında Türkçe bilgi bulamadım, çeviriler ise anlaşılamayacak kadar saçmaydı. Zaten bu kadar bilgi de bize yeter. Şimdi ben bu resmi kendime maledip kesin bildirim yaptım ya kendinizi sınırlamayın siz, haydi arzu ettiğiniz gibi yorumlayın, bekliyorum.

Yarına okuyan kadın olarak iki kere elden geçirdiğim Barış Bıçakçı'nın son kitabı "Sinek Isırıklarının Müellifi"nden bahsedeceğim, o zamana kadar kalın sağlıcakla...

30 Ekim 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 15


Bugünkü okuyanımız İngiliz illüstratör Aubrey Beardsley'e ait. 1872-1898 yılları arasında yaşamış ve henüz 26 yaşında iken yıllardır çektiği kronik akciğer hastalığı sonucu ölmüş sanatçının kısa ama ilginç bir yaşamöyküsü var. Daha çok erotik illüstrasyonları ile tanınan Beardsley çocukluğunda müzik alanında da ün yapmış biri, uzun yıllar kızkardeşi ile birlikte konserlerde çalmış. Zaman içinde yazın dünyasına da atılan sanatçı Oscar Wilde'nin pekçok kitabına çizimler yapmış ayrıca karikatürler de çizmiş. Grotesk bir yaşamı, ilginç bir giyim tarzı ve düşünce yapısı olan  Beardsley ölümünden üç yıl önce Katolik Kilisesi'ne katılmaya karar verip erotik çizimlerinin yokedilmesini yayıncısından istemiş ancak yayıncı bu isteği reddedip sanatçının eserlerini hatta kopyalarını pazarlamaya devam etmiş. Çok genç yaşta tüberkülozdan hayatını kaybeden Beardsley hastalığı nedeniyle yaşadığı ataklara rağmen ölene kadar çalışmalarını sürdürmüş.

Şimdi bakın bakalım bu süslü, püslü, kabarık etekli, kafası çiçek tarhı gibi şapkalı koket hanım sol yanında kendi gibi hotozlu papağanıyla birlikte gerçekten kitap mı okuyor yoksa az sonra gelecek aşığını beklerken vakit mi öldürüyor?

16 Ekim 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 14


Buyrun efendim, 2 haftalık aradan sonra size bir Edward Hopper çalışması. 1882-1967 yılları arasında yaşamış çok ünlü Amerikalı ressam suluboya, yağlıboya ve gravür dalındaki eserleriyle tanınır. Amerikan yaşamının ortak özelliklerini kendine konu edinen ressamın "Hotel Room" adını taşıyan bu resmindeki kadın okuyor ama kitap okumadığı kesin. Haydi bakalım yorumlarınızı bekliyorum pek çaresiz görünen kahramanımızla ilgili. Güzel bir Pazar günü dileğiyle...

26 Eylül 2011 Pazartesi

HAFTANIN OKUYANI 13

 
Aslında bu resmin adı "Haftanın Okuyanı" değil "Okurmuş Gibi Yapanı" olmalıydı. Maksat başka, görüyorsunuz, haydi deyin bakalım ne diyecekseniz:))

Ressamı İrlandalı, 1831-1903 yılları arasında yaşamış Charles Wynne Nicholls. Üzerine öykü yazılabilir bir tablo değil mi?

18 Eylül 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 12


Arası biraz uzadı farkındayım ama okuyanların da tatile ihtiyacı vardır değil mi?
Bu haftanın okuyanı 1823-1906 yılları arasında yaşamış Belçikalı ressam Alfred Stevens'e ait. Su gibi duru güzelliği olan, süslü mü süslü ve de yanındaki yün yumaklarından anlaşıldığına göre becerikli bir kız. Ama bu kadar rahatsız kılıkla, bu kadar rahatsız bir pozisyonda ne okunur merak etmekteyim. Bence ördüğü örneği şaşırmış ipucu almak için örgü modelleri kitabına bakıyor. Sizce ne olabilir, hadi bakalım iş başına...

30 Ağustos 2011 Salı

BAYRAMIN OKUYANI


Marcie ve tüm Snoopy ailesi bayramınızı kutlar, ellerinizden öper. 


21 Ağustos 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 11

Bu haftaki okuyanımız Macar ressam Robert Bereny'nin eseri. Bereny 1887-1953 yılları arasında yaşamış. Okuyan kızımız hakkında tek diyeceğim ise benim bugünkü halim gibi çok yorgun olduğu. Kitabı eline almış ama okuyacak hali yok gibi görünüyor. Bir de siz bakın bakalım neler söyleyeceksiniz. İyi bir hafta diliyorum...

14 Ağustos 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 10


10.haftanın okuyanı Clarence Coles Phillips'ten. Phillips 1880-1927 yılları arasında yaşamış Amerikalı bir illüstratör. Genellikle kadın çizimleri yapıyormuş. Bizim okuyan kadınımız da pek şık görüldüğü gibi. Dantel yakalı saten giysisiyle uyumlu perdeleri rüzgardan uçuşmakta. Muhtemelen sıcak bir yaz günü yumuşak minderlere gömülmüş zerafetle kitabını okuyor. Okumak için çok rahat bir pozisyon değil esasında ama genç hanımın aldığı terbiye yalnızken bile edepli bir oturuş gerektiriyor.  Ben bu fotoğraftaki güzel  kadını arkadaşımın annesinin gençliğine fena halde benzettim, bilmem sizde hangi duyguları uyandırdı. Haydi bakalım, söz sizde...

7 Ağustos 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 9

Geçen hafta seyahat izlenimlerimden dolayı ekleyemediğim "Haftanın Okuyanı" gecikmeli olarak huzurlarınızda. Resim 1911 doğumlu Amerikalı bir ressama, Will Barnett'e ait. Çoğunlukla figüratif çalışan Barnett suluboya ve baskı eserler üzerine yoğunlaşmış. Kediler ve kuşlar resimlerinin olmazsa olmazı gibi. Yukarıda da tombul beyaz bir kedi okuyan sahibinin üzerine bir güzel yerleşmiş. Resim hakkında farklı bir yorum getiren çıkar mı bilmem, net olarak görülen uykuya geçmeden önce, eline kitabını almış, kedisinin sıcaklığıyla birkaç satır okumaya çalışan bir kadın. Farklı düşünen varsa buyrun alalım görüşlerinizi...

25 Temmuz 2011 Pazartesi

HAFTANIN OKUYANI 8

Günaydın, günaydın, günaydın...
Farkındayım, bu arada blogu biraz boşladım ama sanmayın ki 3D Projemin sonuncu D'si  bitince yapılacak işler de bitti. Öncesindeki kadar olmasa da sonrasında da koşturmaya devam ediyoruz. Eksik işler, tamamlanmamış alışverişler, ebeveyn olarak yapılması gereken yardımlar var, biz de elimizden geldiğince çabalamaktayız. Blogu ihmal edişim bu yüzden, yoksa aklımdaki ve kalbimdeki yeriniz varlığını korumakta.

Okuyan kızlarımızı da tatile çıkarmışız bu süreçte, baktım tatil uzuyor çağırdım geri. İçlerinden biri tafta elbisesini giymiş, süslenmiş püslenmiş çıktı geldi. Bu sıcakta ne saç tokasını, ne siyah tafta kurdelesini ne de altın bileziğini ihmal etmiş. Pek bizimle ilgilenmedi, kitabı çok heyecanlı olsa gerek ki yerleşti koltuğa tırnaklarını yiyerek okumaya kaldığı yerden devam etti. Polisiye mi okuyor acaba bu kadar heyecanlandığına göre? Kitabın altından sarkan parlak yeşil şeyin elbisesinin kuşağı mı yoksa sayfaların arasına yerleştirdiği süslü bir ayraç mı olduğunu anlayamadım. Hayal gücüm ve ayraçlara olan tutkum ayraç olduğu sonucuna vardı. Siz ne düşünüyorsunuz?

Eserin ressamı Sigmund Walter Hampel. 1868-1949 yılları arasında yaşamış Avusturyalı bir ressam imiş. Daha  fazla bilgi bulamadım, esasen çok fazla da araştıramadım. Dedim ya bu aralar işlerim çok, yarın da kısa süreli bir seyahat görünüyor. Bu seferlik beni idare edin, hepinize nemden ve aşırı sıcaktan uzak, keyifli bir hafta diliyorum...

10 Temmuz 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 7


Pazarınız şen ola sevgili kârilerim:))
Nasıl meşgulum, nasıl yoğunum, nasıl koşturuyorum bir bilseniz. Ama sizi okuyan bacılarımızdan mahrum bırakmak istemediğim için koştum geldim "Haftanın Okuyanı"nı eklemeye. Bugünkü okuyanımız sevgili Neslihan tarafından ulaştırıldı, siz onu "Neslihan'ın Çikolata Fabrikası" olarak biliyorsunuz. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Ressamın adı Tullia Sucin. Hakkında bilgi alabilmek için Gugıl amcaya gittim ama bugün pek konuşkan değildi, 1907 doğumlu bir İtalyan olması dışında ser verdi sır vermedi. Israr edince İtalyanca konuşmaya başladı, anlamadım. Serra Yılmaz'a bakındım, oralardaysa şıpın işi çeviriverir bana diye ama Twitter'den öğrendiğime göre o da Paris'teymiş. Çevirmensiz kaldım anlayacağınız, Gugıl amcanın kadrolu tercümanına hiç güvenmiyorum zira sap diyorsun saman anlıyor. Haydi dedim kalsın, Tullia hanıma (neyse ki kadın olduğunu keşfedebildim) sevgilerimi iletip koştum geldim buraya.

Efendim okuyanımıza gelince, pek keyifli görünmüyor değil mi? İlk bakışta baş ağrısı olduğuna karar vermiştim, zira o gün benim de başım çok ağrıyordu ve aynı pozisyonda oturuyordum. Sonra daha sakin kafayla inceleyince başağrısından ziyade üzgün hatta yasta olduğuna karar verdim. Üzerindeki siyah giysi, yüzündeki yeis ifadesi, elini başına dayayış şekli bu fikre kapılmama sebep oldu. Kitabı eline öylesine alıvermiş sanki, kaybettiği kişi yandaki fotoğraftaki kişi olabilir; bir eş, bir evlat, kardeş ya da başka bir yakın. Fotoğrafa bakıp bakıp ağladıktan sonra rastgele bir kitap çekivermiş kucağına okumaya çalışıyor ama bence okumuyor, gözünü bir satıra sabitlemiş düşünüyor. Belki birazdan ağlamaya başlayacak, baktığı satırlar da ıslanacak. 

Bir yaz  Pazar sabahına uygun, neşeli bir yorum olmadı ama bende uyanan duygular bu. Belki siz daha iyi birşeyler çıkarabilirsiniz. Haydi kolay gele...

27 Haziran 2011 Pazartesi

HAFTANIN OKUYANI 6

6. okuyanımız Sir John Lavery'ye ait. 1856-1941 yılları arasında yaşamış İrlandalı bir ressam olan John Lavery daha çok portreleriyle tanınıyor. Resimdeki şık ve bakımlı hanıma gelince, biraz mahmurluk var gibi gelmedi mi size de? Adeta gözkapakları kapanıverecek. Berjere çok rahat oturmamış aslında, yan dönmüş ama yorgun olsa gerek ki o pozisyonda bile uykuya geçecek sanki. Okuduğu bir aşk romanı olmalı hani şu pembe dizi cinsinden, gazete bayilerinde satılan cep boy kitaplardan. Gözüne çok yaklaştırması bende hipermetrop olduğu hissini uyandırdı. Bir misafir bekliyor da olabilir, hazırlık için o kadar yorulmuş ki beklediği kişi ya da kişiler gelene kadar kendini koltuğa bırakıvermiş, beklerken iki satır okuyayım diye düşünmüş de olabilir. Uykulu hali de yorgunluktan ileri geliyor olsa gerek.

Benden bu kadar, haydi siz buyrun...

19 Haziran 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 5

Efendim, bu haftaki okuyanımız Carl Larsson tarafından çizilmiş. Kendileri 1853-1919 yılları arasında yaşamış İsveçli bir ressam ve dekoratör. İsveç Kraliyet Akademisi'nde sanat eğitimi almış olan Larsson'un çizimleri ençok kartpostallarda kullanılmış.

Konumuza dönecek olursak resimdeki temiz yüzlü, akça pakça, derli toplu, güzel hanım kanımca bir öğretmen. Karşısında, resimde görünmeyen bir öğrencisi var, özel ders veriyor. Duvarda asılı çerçevede görünen kızıl saçlı, afacan görünümlü kız olabilir. Masanın üstündeki sürahi ve bardak, raftaki tabak-çanak, dolabın üstündeki tepsi ya da kutu her neyse bulundukları yerin mutfak olduğu intibaını uyandırıyor. Öğretmenin yüzündeki temiz ifade ve masumiyet karakterinin de sakin ve hoşgörülü olduğunu düşündürüyor. Önündeki kitap hayli kalın, sanki tarih dersi veriyormuş gibi geldi bana. Haydi şimdi sizin yorumlarınızı bekliyorum. Kolay gele...

12 Haziran 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 4


Günler süren çalkantı bitti; seçtik-seçemedik, kazandık-kazanamadık, kim verdi-kim vermedi tartışması bir süre daha sürer sonra güzel ülkem rehavet içindeki gündelik yaşamına geri döner. Vatana, millete hayırlı olsun diyelim ve önümüzdeki maçlara bakalım, yapacak başka birşey de yok zaten.

Gelelim Haftanın Okuyanı'na. Bu tiril emprime elbiseli hanım kızımız 1884-1958 yılları arasında yaşamış Amerikalı ressam Guy Pene du Bois tarafından resmedilmiş. Arkadaşımızın oğlu William Pene du Bois de babasının izinden yürümüş ve illüstratör olmuş vakti geldiğinde.

Giysiden anladığım kadarıyla sıcak bir yaz günü. Kızımız eve gelen konuklara kahve yapmak için mutfağa giderken mesela gözüne yeni aldığı kitap çarpmış. Neden bahsediyor bir bakayım diyerek almış eline ve hemen oracıktaki bambu koltuğa çöküvermiş. Şimdilik önsözünü okuyor, ilginç bulursa devam edecek ve mutfakta yapması gereken işi unutup annesinden sıkı bir azar işitecek. Yalnız duruşunu beğenmedim, eğer hep bu şekilde okuyorsa çok yakındır gözlerini bozması, daha 40'ına varmadan boyun kireçlenmesiyle karşı karşıya kalması ve dahi omurga bozukluğu geliştirmesi. Dikkat etmeli, bir de annesi içerden seslenmeden kitabı elinden bırakmalı.

Haydi, sıra sizde...

5 Haziran 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 3

 
Bu haftanın okuyanı ABD'li çağdaş bir ressama, John Williams'a ait. Orijinal ismi "Sunny Reading". Yazlık bir resim yani, güneşli, sıcak, rehavet içinde geçen öğleden sonraları hatırlatıyor insana. Ben kendimi gördüm resimde: Antalya'da bir yaz günü, okul kapanmış, tatile girmişiz. Birdenbire bir boşluk hissi, bütün zaman kendine ait. Henüz bilgisayar başında saatler geçirme dönemlerine girilmemiş. Yalnızlık arkadaşı sadece kitaplar. Lakin hava sıcak, hem de çok sıcak. Terden saç-baş bir yana gitmiş, sırtta en incesinden bir penye elbise. Bütün odalar ve bütün oturulup yatılacak yerler denenmiş, sonuçta nisbeten serin olan yatak odasına, yatağa yangelinmiş, okumaya dalınmış. Birazdan terle ıslanmış rahatsız bir uykuya geçilebilir, zaten hafiften uyku pozisyonu alınmış. Kitaba bir isim bile verebilirim: Laura Esquivel'den Acı Çikolata. İçinde bolca yemek tarifleri olan hoş bir roman, öyle ki yaz sıcağında canımın kuru fasulye istemesine sebep olmuş üşenmeyip kalkıp pişirmiştim. Kısacası bu resimdeki benim:)

Haydi bakalım sıra sizde...

28 Mayıs 2011 Cumartesi

HAFTANIN OKUYANI 2


Bugünkü "okuyan"ımız Balthus'den. 1908-2001 yılları arasında yaşamış Balthus ilginç bir ressam, Paris'te doğmuş ama ailesi aslen Polonyalı. Hayattayken eserleri Louvre Müzesi'nde sergilenen ender sanatçılardan olan Balthus resimlerinde çoğunlukla  ergenlik çağındaki kızları konu alıyor. Gizemli bir yaşamı olan ve hakkında çeşitli söylentiler çıkan ressamın Rilke'nin gayrımeşru oğlu olduğu da iddia ediliyor. Türkiye'de en bilinen yapıtı poster olarak basılan, kitap okuyan yarıçıplak yeni yetme bir genç kızı resmettiği "Katya kitap okuyor" isimli tablosudur.  

Yukarıdaki resmine gelince; elinde minik bir kitap tutan kadın bence bir tiyatro oyuncusu. Rolünü ezberlemeye çalışıyor. Kitaba değil de başka bir noktaya bakıyor oluşu okuduğu satırları kafasının içinde tekrar ederek ezberlemeye çalıştığını gösteriyor. Hatta belki de kuliste, sahneye çıkmadan önce son bir kez repliklerini gözden geçiriyor, üzerindeki kıyafet de sahne kostümü.

Haydi bakalım, ben yorumumu kendimce yaptım, sıra sizde. Neler düşündürüyor size "Karanlıklar Prensi" olarak da adlandırılan Balthus'un bu tablosu?

22 Mayıs 2011 Pazar

HAFTANIN OKUYANI 1


Bugünden itibaren yeni bir seri başlatıyorum: "Haftanın Okuyanı". Aslında iki haftadır blogun yan tarafına koyuyordum resimleri ama bilmiyorum farkettiniz mi? Kitap okuyan bir kadının resmedildiği tablolar Pazar günlerinin konuğu olacak ve ben o resmin bende uyandırdığı duyguları yazacağım. Sizden daha doğrusu arzu edenlerden de kendi duygularını yazmalarını isteyeceğim.

Yukarıdaki resim Anna Ancher'e ait. Anna Archer 1859-1935 yılları arasında yaşamış Danimarkalı empresyonist bir ressam. "Okuyan Kadın ve Gelincikler" isimli bir resmi bu gördüğünüz. Bende uyandırdığı duygu kadının okumaktan ziyade çok üzgün olduğu. Sanki üzüntüden ne yapacağını bilememiş de eline öylesine kitabını alıp çöküvermiş kanepeye. İnsan bu kadar iğreti bir vaziyette oturup kitaba kendini veremez bence. Gözleri kitaba bakıyor ama aslında o kafasını meşgul eden şeyleri düşünüyor, dalgın. Önündeki harfleri gördüğünden bile şüpheliyim. Dış dünyayla ilişkisini kesip kendi içine gömülmüş. Odanın görünen bölümünden titiz olduğu sonucunu çıkarıyorum, masanın üstüne dökülen gelincik yapraklarını toplayıp atmamış olması da gerçekten üzgün olduğunu gösteriyor.

Evet, benim naçizane görüşlerim bunlar:) Haydi resme meraklı arkadaşlarım , sizler ne diyorsunuz bu konuda bekliyorum. Güzel bir Pazar günü dileğiyle...

Ek: Bu postun resmini ve linkini yan tarafa ekledim hafta boyunca düşüncelerinizi yazabilirsiniz...