Dört gündür Cevriye Hanım'ı, aslında hanım demeye dilim varmıyor, cadaloz Cevriye'yi misafir ediyordum. Misafirlik de denmez, zorbalık. Malumunuz kendisini 5 yıl önce Cehennemin ta dibine yollamış, evini de müteahhide verip yerine gıcır iki daire almıştım. Epeydir rahattım, gıcır dairelerde ferah fahur sefa sürüyordum ki geçen cuma çıktı geldi Cevriye. "Hayrola?" dedim, "Evime geldim" demez mi? Sanırım demans başlamış. "Ya bi çek git, ben seni beş yıl önce yollamadım mı buralardan, gözüme görünme bir daha demedim mi? Evin falan kalmadı" dediysem de kâr etmedi. Kapıdan kovdum, bacadan girdi. Dört gündür olmadık rezilliği yaptı, rahat huzur vermedi. Sonunda çareyi karakola başvurmakta buldum, "Haneye tecavüz var polis abilerim, el aman, kurtarın beni şu edepsizden" dedim. Tuttular kolundan attılar nezarete, tam anlamıyla değilse de biraz rahatladım.
Blogumu yakın zamanda takibe alanlar bu kadın ne diyor diye düşünebilirler ama eski takipçilerim Cevriye'yi iyi tanır, hatta bir de kardeşi vardı, Tevriye. Kendileri protez öncesi yıllarca canıma okuyan diz ağrılarım olur. Ameliyatla kendilerini defettiğimden beri şikayetsiz yaşayıp gidiyordum ama hafta sonu bir yürüyüş sonrası tam da Cevriye'nin eski mekanında bir ağrı başlamasın mı? Ha geçer, de geçer, geçmediği gibi dizlerimde başka sıkıntılar da baş gösterdi. Dört gündür çeşitli senaryolar yazdım kafamda, tahmin edersiniz ki hepsi dramatikti. Bugün aslında başka bir sebeple dışarı çıkmıştım ama yakındaki bir hastanenin yanından geçerken kız kardeşle daldık içeriye. Ortopedi doktoru uygundu, üstelik daha önce muayene olduğum ve memnun kaldığım bir doktordu. Muayene ve röntgen sonrası protezlerde bir problem olmadığı, sorunun kaslarda olduğu saptandı. Bu kış Antalya'nın çılgın yağmurları yüzünden yeterince yürüyüş yapamayınca kas kalitem düşmüş haliyle, son bir hafta da yürüyüşe yüklenince Cevriye çıktı geldi. Doktorun önerisiyle bacak kaslarını güçlendirici hareketlere ağırlık vereceğim, düzenli yürüyüş yapacağım ve sorun çözülecek. Zaten protezlerin sağlığının yerinde olduğunu öğrenince kendimi ve dizlerimi daha iyi hissettim. Bundan sonrası egzersize bakar.
Hafta sonunda Ferzan Özpetek'in izlemediğim iki filmini izledim: "Şans Tanrıçası" ve "Elmaslar". Özpetek'in filmlerindeki hareketi, neşeyi, kocaman sofraları çok seviyorum. Bu iki filmi de sevdim, özellikle "Elmaslar" kadın dayanışmasını konu aldığı için daha çok hoşuma gitti. İzlemediyseniz tavsiye ederim.
Hafta sonu kitabı ise Javier Cercas'ın "Terra Alta" üçlemesinin sonuncusu olan "Mavi Sakalın Şatosu" oldu. Fena değildi ama ilk kitap her daim favorim olacak. Bugün de yeni bir kitaba başladım. Aşırı abartıldığını düşündüğüm "Hamnet"in yazarı Maggie O'Farrell'in, Domingo tarafından yayınlanan "Cehennem Sıcakları İçin Talimatlar"ı. Daha önce YKY'den çıkmış. Mevsime uygun bir kitap olarak sıcak sıcak okuyorum 😂 Storytel'de ise Hikmet Hükümenoğlu'nun son kitabını dinlemeye başladım: "Bu Dünyada Yaşamak". Gazeteci Ezgi'nin yeni macerası.
Aşağıdakiler ise Cevriye kapıma dayanmadan önce yaptığım yürüyüşten gözüme çarpanlar:
Apartman arası Kocatepe Camisi
Meğer bana ait bir apartman varmış, çıkın çıkın gelin 😂



