
Bugünlerde en büyük arzum yukarıdaki fotoğraflarda gördüğünüz Pet Society oyunundaki hayvanımsım Cico'nun yerinde olmak. Hatunun dünya umurunda değil; öksürükmüş, hastalıkmış, geçim derdiymiş, ülke sorunlarıymış, dünyanın haliymiş, küresel ısınmaymış, işsizlikmiş ne gam. Besleyen var, yıkayan var, giydiren var, gezdiren var. Çekmiş üstüne Noel Ana kostümlerini, süslemiş çamını, asmış çorabını şöminesinin üstüne, komşu komşu geziyor. Oh, nerde çalgı, orda kalgı. Kucaklaşalım, oynayalım, hayattan kâm alalım. Ne imrenilesi bir durum valla, keşke yer değiştirmek mümkün olsaydı...Bugün imrenilesi ve mıncıklanası Cico'mum evini yılbaşı konseptine uygun şekilde süsledikten sonra çaktırmayarak ama fena halde tırsarak hastanenin yolunu tuttum. Aslında hayli zayıf olmasına rağmen giydiği en az 2 beden dar pantolon yüzünden belüstünde cankurtaran simitleri oluşmuş havalı sekreter kız binbir nazla adımı listeye ekledi. Yazdığım çeşitli senaryolardan en iyi olanının hayata geçmesi dileğiyle oturdum doktorun kapısına sıramı beklemeye başladım. 2 hasta girip çıktı muayene odasına, tam sıra bana geldi derken doktor hanım cep telefonuyla hararetli bir konuşma yaparak dışarı çıktı. Bir yandan konuşmasına devam ederken bir yandan da bana "Aaa daha ben sizi muayene edecektim değil mi?" dedi ve çekti gitti, ben arkasından bakakaldım. Akabinde zayıf ama can simitli sekreter kız, elindeki simidi belindeki simide arkadaş ederek kafeteryaya yöneldi. Sorgusuz sualsiz kaldık oracıkta, yapacak birşey yok elimiz mahkum beklemeye başladık sekreter-doktor ikilisini. Allahtan insaflı çıktılar da yarım saate varmadan avdet ettiler yerlerine. Az sonra da çağırıldım içeriye ve tomografi sonucunun normal olduğu müjdesini aldım, kısa bir muayeneden sonra da bronşlarımın hassasiyetini giderici ilaçlar yazılıp 15 gün sonra kontrola gelmem tembihlenerek yolcu edildim. Kapıdan içeriye girerkenki ağırlığımla çıkarkenki ağırlığım epey farklıydı, çooook hafiflemiş olarak eczaneye yollandım. Tam hastanenin kapısından çıkıp birkaç adım yürümüştüm ki bir kalabalık kesti önümüzü, yerde yatan, soluk almakta güçlük çeken morarmış bir yaşlı kadın ve etrafında yardım etmeye çalışan insanlar topluluğu oluşturuyordu kalabalığı. Yurdum insanı iki adım ötedeki hastaneden yardım istemektense kendi imkanlarıyla çözüm üretmeye çalışıyordu herzamanki gibi. Nitekim kontrol randevusu almak için tekrar hastaneye dönünce kadının öldüğünü öğrendim ve fena halde moralim bozulup üzüldüm. Ölümün ne zaman, nerede geleceği belli olmuyor işte, bu kadıncağızı da yolda yakalamış, Allah rahmet eylesin.
Doktor, hastane angaryası ve sevimsiz eylemini en hafif şekliyle atlatmaktan dolayı çok mutluyum. Yılbaşı için hazırlanmış vitrinler, sokaklar, sergiler, sinemalar, gezmeler beni bekliyor. Bu işten kurtulduk madem, yiyelim badem...














