Dün sanatsal açıdan zengin bir günü bitmek bilmeyen Fatmagül'e göz ucuyla bakarken bilgisayarıma yeni teşrif etmiş, en sevdiğim oyunlardan Delicious Emily serisinin sonuncusu "Childhood Memories" oynayarak tamamladım. Sanal olarak da olsa kahve yapıp meyve suyu sıkmaktan, makarna haşlayıp pizza pişirmekten, çorba karıştırıp servis yapmaktan yoruldum ve Zerocuğum bol bol kulaklarını çınlattım. Oyunun kahramanı Emily'yi gelecekte kendi restoranında hizmet veren Zeren olarak düşündüm ve aynı Emily gibi yorgun bir günü dudaklarında keyifli bir gülümseme ile kapatacağını hayal ettim.
Fatmagül'ü parmağına taktığı alyansa çaktırmadan sevinirken bırakıp Emily'yi dinlenmeye yolladım ve kendim de "İmkansızın Şarkısı" elimde yatağa girdim. Murakami Part 3 olarak okuduğum bu kitabı çok sevdim ben; sakin, gölgeli bir ormanda yaprakların hışırtısını dinleyerek yol alıyormuş gibi hissediyorum kendimi, su gibi sessizce akıp giden bir kitap, derinden gelen hüzünlü bir melodi sanki. Kahramanların herbiri ayrı bir dünya; Vatanabe, Naoko, Reiko, Midori. En çok Midori'yi seviyorum; delidolu, yorgun, kimileyin hüzünlü, kimileyin çılgın Midori. "Sahilde Kafka" da favorim ise "Bendeniz Nakata" idi, kedilerle konuşan, hafızası silinmiş, yeni doğmuş bir çocuk kadar lekesiz, ilginç Nakata. Murakami serüvenim her okuduğum kitapla bir sonrakini merak ederek devam ediyor ama biraz ara vermem gerekecek. "İmkansızın Şarkısı"nda geriye kalan 50 sayfayı bitirdikten sonra Uzakdoğu ve Etgar Keret sayesinde ara sıra uğradığım İsrail'e elveda demek ve memlekete dönmek istiyorum. Dün kitapçıda Buket Uzuner'in İstanbul'u anlatan yeni kitabı "Benim Adım İstanbul"u ararken rastlayıp hemen satınaldığım Selçuk Altun'un "Bizans Sultanı"nı okumak istiyorum çünkü. Selçuk Altun'a bayılırım, tüm kitaplarını okumuşumdur; tanımlamalarına, kitaplı metaforlarına, güzel sanatlardan verdiği örneklere, araya serpiştirdiği şiirlere tutkunumdur. Her kitabı eğlenceli bir maceradır, bu sefer tarihi bir yolculuk var sanırım sırada.
Snoopy'li ayraçlarım giderek artıyor, kitapevindeki tüm Snoopy'li ayraçları topladım, depodan çıkacak olanları da adıma rezerve ettirdim:) Şimdi izninizle bu yazıyı bitireyim, arkadaşıma gitmek üzere hazırlanmam lazım, yoüstü kitapçıya uğrayıp dün bulamadığım "Benim Adım İstanbul"u tekrar sormak niyetindeyim. Hepinize güzel bir hafta sonu dileğiyle...






