Sabah saat 6.00'ya yaklaşırken gece boyu yağan yağmurun çıldırmasıyla çıkan seslere uyandım. Bir yandan gök gürlüyor, bir yandan şimşekler çakıyor, rüzgar deli gibi eserken yağmur da bırakın bardağı koca bir kazandan boşanırcasına indiriyordu. Yer gök birbirine karışmış durumdaki manzarayı mutfak camından izlerken ilk aklıma gelen "iyi ki artık okula gitmek zorunda değilim" oldu, sonrasında da su basan evlerdekilerin çaresizliği. Bu memlekette evinizi su basması için zemin katta oturmanız gerekmez; pencere pervazlarınızdan dolabilir, tıkanan gider balkonunuzu havuza çevirip o havuzda ne varsa kapı altından odanıza girmesi gayetle mümkündür. En üst katta oturuyorsanız çatınız size oyun oynayabilir, zira kiremitli değildir Antalya'nın çatıları, bildiğin damdır ve günısı denen faydalı garabetlerin rastgele yerleştirilmesinden dolayı ağırlık betonu çatlatır ve sızma yapar. En üst kat tecrübesi yaşamadım ama iki kere balkondan giren sular nedeniyle halılarım kış ortasında yıkanmaya gitti ve pencerelerimin önlerinde de her daim kalın havlular serilidir. Neredeyse iki saate yakın süreyle yer-gök birbirine karıştı, kendi halinde sokağımız bir "Uğultulu Tepeler" ambiyansına büründü. Bu yağmurlara yıllardır alışkın olmama rağmen ürkmedim desem yalan olur. Sonra birden kesildi, uykusu derin olan ve sabah biraz geç kalkan birinin o fırtınadan haberi olmaması gayetle mümkündür, gece yağmur yağmış deyip geçebilirdi. An itibarıyla gökyüzünde güneş var. Sabahki afetten sokağa kalan izler de yukarıdakilerden ibaret; ağaçtan yere düşüp ezilmiş birkaç portakal, dökülüp saçılmış yapraklar ve çınarın iyice kelleşmiş dallarına yerleşip tüylerini kurutan ve bitlerini ayıklayan kumrular. Zeminde su birikintisi bile yok desem yeridir. Bu şehir yıllarca yaşasam da beni şaşırtmaya devam edecek. Bu masum hale kanmamak gerekir esasen, sabahki fırtına her an yeniden tekrar edebilir.
"Rus Kışı"nı okumaya devam. Lalecim, üçte birini devirdim. Fena gitmiyor, kahramanları yavaş yavaş tanıdım, baleyle ilgili bilgiler ilgimi çekiyor, mücevherlere de ağzımın suyu akıyor:) İyidir yani durum, bir sıkıntı yok, mevsimle uyumlu keyifle okuyorum, sağolasın.
Ciddi anlamda güneş çıkıp odanın içini doldurdu, gidip bir kahve alayım ve kitabımla köşeye çekilip güneşin tadını çıkarayım, belli mi olur, her an tekrar yağabilir.
