-Birsürü sebepten keyfim kaçık, ruhumu arındırmak için üstüste 5 kere Göksel Baktagir'den "Sultanîyegâh saz eseri"ni dinledim. Üstüne cila olsun diye Fransız chansonlarıyla devam ediyorum.
-Posta, dolayısıyla da kartlarımın geri kalan kısmı gelmedi. Postacı ve yedi sülalesi hakkında müthiş güzel duygular besliyorum.
-Uzun süredir uykuya yatmış olan "psikosomatik vertigo"m hafif bir baş dönmesiyle gelmeyen postacının yerine selam veriyor. Selamını almamakta direniyorum ama nereye kadar bilemem.
-Sabah mutfağın zeminini sildiğimde beze bulaşan bordo rengi tüylerin üst kat komşunun balkondan çırptığı halıdan gelmemiş olmasını temenni ederken bej rengi bir halı sarkıtıldı ve üzerindeki tozlar tüm haşmetiyle aşağıya inerek temennilerimi boşa çıkardı. O sinirle kafamı uzatıp "Ne yapıyorsun sen, aşağıya çırpılır mı, üstelik alt katta çamaşır asılı" dediğimde cevabı: "Bu makine halısı, yün halı değil" oldu. Tutmayın beni saç-baş yolmak istiyorum, tabii kendiminkini değil.
-Hava kapalı, ıslak, sevimsiz. Neyse ki nergis kokuyor içerisi ama o da hüzün verir ki bana.
Kısacası bugün tadımdan yenmiyorum...






