"Irgatın kötüsü gün batarken iştaha gelirmiş" diyen annemin yüzünü yine kara çıkarmadım ve dün gece saat 01.00 sularında teşrif eden ilhamın davetine uyarak mutfağa attım kendimi. Tarçınlı, zencefilli kurabiye adamlar bir bir tepside yerini alıp yazı şekeriyle süslendi. Lakin markette yenisini bulamadığım şekerlerim hafiften sertleştiği için ekstra bir güç harcamak zorunda kaldım. Son kurabiye de süslenip bittiğinde ben de bitmiştim. Sırt-bel ve bilek ağrılarıma dayanamayıp mutfağı un, hamur ve şeker dağınıklığıyla başbaşa bırakıp yatmaya gittiğimde gecenin yarısından çoğu sona ermişti zaten.Sabah kalktığımda beni mis gibi bir tarçın ve vanilya kokusu ile berbat bir mutfak karşıladı. Zaten uykumu alamamışım ve her yanım dökülüyor yüzümü değil kafamı soktum suyun altına ve mutfağı toparlamaya koyuldum, işi zevkli hale getirmek için içinde tarçın geçen bir türkü aradım bulamadım, ben de "Cıngıl beeeel, cıngıl beeeel, cangul cungul beeeel" diye çığrınarak temizledim o kurumuş un, hamur, yağ lekelerini, şeker kırıntılarını, kabı kacağı attım makinenin içine, son olarak merdanemi silip başköşeye koydum ve şimdi yiyemeyeceğim kurabiyeler için saatlerimi harcadığımdan dolayı kocaman bir alkış rica ediyorum mümkünse...
Senin için oturup ince ince bir yeniyıl resmi hazırlamış dostların göznurunda, uğraşlarını kartına dökmüş bir diğerinin emeğinde, o rengarenk kartonların arkasına yazılmış içten seslenişlerde, biriktirdiğin objeleri, ilgi alanlarını unutmayanların inceliğinde, kendi sevdiği kitabı armağan edenin duygudaşlığında, "Büyük, küçük bütün çocuklar/Öğretmen ile uçarlar" diyen Cahit Külebi'nin dizelerinde, Snoopy'nin kocaman burnunda, bir ayracın üstüne özenle çizilmiş bir çam ağacında, bir "Bacıkuş" seslenişinde saklı durur küçük mutluluklar. Almasını ve vermesini bilenin gönlüne girip kocaman bir mutluluğa dönüşürler. Çok teşekkürler sevgili dostlar...Not: Yazıya noktayı koyarken çaldı kapım sevgili Zehra, ne desem yetersiz kalacak. Ellerine, emeğine, yüreğine sağlık...