.

.
.
Keçeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Keçeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2010 Perşembe

KOKİNA, KİTAP, MİLLİ PİYANGO, PTT, YENİ YIL GELİR HOŞ GELİR...

Sabah hem yürüyüş hem alışveriş amaçlı çıktım dışarıya. Ankara yine bahardan kalma bir gün yaşıyordu. Bu işin sonu nereye varacak merak ediyorum, Avrupa kara kıştan kırılırken Ankara gibi bir şehirde bitmeyen baharı yaşıyoruz. Kış "ce" deyip geri gitti ama bana öyle geliyor ki dönüşü muhteşem olacak ve göndermek için epey uğraşacağız.

Kendime geleneksel yılbaşı hediyemi aldım: Susamlı Halkanın Tılsımı/Artun Ünsal. En sevdiğim yiyeceklerin başında gelen simidin öyküsünü yeniden yapılanma sürecim devam ederken nasıl okuyacağım o da ayrı bir konu ama ne zamandır aklımdaydı bu kitap, kapağı bile yeterince cezbedici. Kitaba ilaveten bir demet de kokina, onsuz yılbaşı yılbaşından sayılmaz.

Bütün çiçekçilerde demet demet dizilmiş kokinalar. Şıkırtılı kırmızıları nergislerin ve sümbüllerin kokusuna karışıyor. O topçukları dikenli yapraklara bağlayan kadınların parmakları ne hale geliyordur acaba, ben vazoya yerleştirirken bile epey hasar aldım. Kokinalar kadar yeni yılın geldiğini ilan eden bir başka şey de Milli Piyango bayileri. Kızılay'da cadde boyunca 5 tane Nimet Abla, bir tane Bahçekapı ve bir tane de Ali Haydar diye bağıran bayii vardı. Nimet Ablaların herbiri kendisinin öz, hakiki, orijinal ve en gerçek Nimet Abla bileti sattığını iddia etmekteydiler. İşin tuhafı hepsinin de önünde kuyruk vardı. Umut fakirin ekmeği, ye Memet ye...

Girdiğim bütün dükkanlarda ve halletmem gereken bütün işlerde aksilik yaşadım ve uzun süre bekledim. YKY Yayınlarının satıldığı kitapçıda adamın biri bütün Red Kit serilerini satın alıyordu ve hepsinin sıraya konup paketlenmesi ve işlemin yapılıp bana sıra gelmesi için yarım saat bekledim. İçin için de o paketin bana hediye olarak gelmesini arzuladım:) Sonra dışarı çıkıp hemen yandaki bankamatiğe yöneldim para çekmek için. İki bankamatikten birinin önünde 1 kişi birinde 3 kişi vardı. Doğal olarak bir kişi olana yöneldim. Lakin önümdeki o bir kişi işlemini yapıp bitirene kadar yan taraftaki 3 kişiye ilaveten iki kişi daha para çekip gitti, ben hala bekliyordum. Baktım adamın hiç acelesi yok, yan tarafa kaydım. Ben daha oraya kayarken adam kartını geri aldı ve gitti. Ben önümdeki iki kişiyi beklerken yerime geçen müşteri işlemini yapıyordu bile. Son olarak postaneye girdim 1 kart ve 2 kargo verecektim. Gişedeki görevli hanım kibarca biraz bekleteceğini, bilgisayarda bir kapatma işlemi yapacağını söyledi. Bu kadar nazikçe rica ettiği için tamam dedim. Lakin iş bir türlü bitmek bilmedi, yazıcı çalışmadı, yapılan işlem onay vermedi, kadın ne yapacağını bilemedi vs vs. O kadar uzun bekledim ki çay ikram etmeyi bile önerdiler. Sonunda baktım olacağı yok kartı damgalatıp bıraktım ve kargoları alıp evin yakınındaki dağıtım merkezine gittim, heba olan 45 dakikama mı yanayım, ayakta dikilmekten şişen varislerime mi bilemedim. İki dakikada dağıtım merkezinde işimi hallettim ve eve döndüm, bir daha postaneye giden ne olsun. Ama bir hoşluk yapmışlar, bankonun üstünde 5 çeşit yeni yıl kartı vardı. Ne olduğunu sorduğumda ücretsiz PTT hizmeti olduğunu ve alabileceğimi söylediler. Biraz gecikmeli oldu ama PTT bizim kart etkinliğini duyup yardımcı olmaya karar verdi galiba:))

Ve son olarak, bunlar fırından yeni çıktı, ikiz kardankardeşler. Ne şirinler değil mi?

16 Aralık 2010 Perşembe

YAĞMURLU SABAH, YENİ KİTAP, KEYİFLİ ŞEYLER...

Sonunda keçelerden fırsat bulup yeni bir kitaba başlayabildim; Yekta Kopan'ın 2010 Yunus Nadi Öykü ödülü'nü alan kitabı "Bir de Baktım Yoksun"a. Şimdilik ilk öyküyü okudum ve beğendim, eminim ki diğerleri de öyle olacak. Şuşu'mun kupası içindeki çayla eşlik etti kitabıma, aslında tam kış gelmişken onunla salep, boza, sıcak çikolata içmek isterdim ama kader utansın, çay, kahve ve ıhlamurla idare etmek durumundayım yepisyeni bir Leylak olana kadar. Hem bugün giydiğim kot pantolonum üzerimde öyle çirkin durdu ki çok mutlu oldum. Giysisi çirkin durduğu için mutlu olan sadece ben varımdır herhalde ama bu benim için çok önemli bir ölçüt, yakında güzel duracak bir tane alırım nasılsa:)

Bunlar Pino'lar. Soldaki Pino'nun çizdiği, sağdaki de benim keçeye uyguladığım. Çok şirinler değil mi, tıpkı Pino'nun kendisi gibi.

Bu şirinlerden de soldakini Şuşu çizdi, sağdakini de ben yaptım. Ben bu harika kızlara da onların harika çizimlerine de bayılıyorum. Siz ne dersiniz?