.

.
.

1 Ocak 2026 Perşembe

HEPİ NİV YIIIR

Pandemi boyunca yeni yıla hep evde Mr ve Mrs Smith olarak girdik, özel günlere meraklı benim için tatsız ve geceyarısını bile beklemeden yatma isteği uyandıran zamanlardı. Son iki yıl Ankara'da çocuklarla birlikteydik neyse ki ve bu sene sevimsiz 2025'i kapatırken kalabalık bir kadroyla toplaşabildik nihayet. Davet Kocam Bey'in kuzeninden geldi, daha önce bahar aylarında iki kez misafirleri olduğumuz çok güzel bir yayla evine sahipler Gödene'de, Gödene Kumluca'nın yaylası. İlk kez bir kış günü yayla deneyimi yaşayacaktık, bizi bir diğer kuzenle eşi evden aldı ve öğlen saatlerinde yola çıktık. Kâh güneşli, kâh bulutlu ama soğuk bir gündü yılın son günü, ağaçların yaprak dökenleri çıplaktı, çamlar gözü yeşile doyururken dağlar cam gibi berrak bir görüntü sergiliyordu. Kıvrıla büküle virajlı yoldan tepelere tırmandık ve sonunda ulaştık menzile. 

Biz görmeyeli yenilenen evler olmuş, bahçedeki güller kış uykusuna yatmış, ağaçlar çıplanmış, evin önünden akan ufak derecikteki balıklar yüzmeye devam etmiş. Kediler güneşin altında mayışırken önceden tanıştığımız sarı ve beyaz iki köpek bahçe kapısının önünde hoşgeldin havlanmasıyla karşıladılar bizi. Misafir olacağımız evin karşısındaki en sevdiğim ev, en sevdiğim yıprak haliyle cephesindeki yeşillikleri gümrahlaştırarak bıraktığım gibi duruyordu:


Gün akşama meyledip bulutlar pamuk yığınları gibi dağların üstüne çökmüş ve hafiften sis basmışken biz de yeni yıl sofrası hazırlıklarına başladık:

 

Sonrası bilindik, ye, iç, TV izle, sohbet et, tekrar ye, tekrar iç, tekrar TV izle, tekrar sohbet et, yine ye, yine iç, böyle devam et, mide fesadına uğra 😂 Sonra 2026 "Ce" desin ve hoş gelsin. Ben de gecikmeli olarak ellerimle hazırladığım sıcak şarap kadehimi hepimizin sağlığı ve gideni aratmamasını umduğumuz bir yeni yıl için kaldırayım, gecikmeli de olsa 😄


İlerleyen saatlerde girdiğimiz yataktan sadece huysuz ben uykusuz ve üşümüş olarak anneannemin deyimiyle "Zabaaan köründe" kalkmış olsam da gördüğüm sürpriz tüm uykusuzluğa ve üşümeye değerdi. Dağlarına kar yağmıştı memleketimin:

Muhteşem bir görüntüydü, uzun süre izledim. 

Kahvaltı sonrası mıntıka turuna çıktık. Baharına bayıldığım yaylanın kışı da kendi üslubunca güzeldi:

Biri mesafeli, biri dost canlısı köpüşler

 Dalları göğe uzanan asırlık çınarlar

 
Su başanda durmuşuz
çınarla ben
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim
Suyun şavkı vuruyor bana
bir de çınara
Su başında durmuşuz
çınarla ben, bir de kedi,
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim, bir de kedinin
Suyun şavkı vuruyor bize
çınarla bana, bir de kediye
......... 
(Nazım Hikmet/Masalların Masalı)
 
 
Güzel bir giriş yaptık yeni yıla, katkıda bulunan herkese çok çok teşekkür, umarım devamı da güzel gelir, hepimiz için. Çok ihtiyacımız var zira. Yeni yılınız kutlu olsun sevgili blog dostlarım...


2 yorum:

  1. ah ne çok severim ben bu şiiri. "...Çok şükür yaşıyoruz / Suyun şavkı vuruyor bize / Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze..."
    hep güzelliklerle geçsin ömrümüz :)

    YanıtlaSil
  2. Kozalaklar aynen melek kanatları gibi gölge vermiş! Mutlu yıllar Leylakcığım! ❤️

    YanıtlaSil