.

.
.

19 Ocak 2026 Pazartesi

HAFTA BAŞI

Yine bir süredir kevgir gibi uykular uyuyorum, sabah da Tuzsuz Deli Bekir modunda, ne uykumu almış, ne yeniden uyuyabilecek durumda, yattığımdan daha yorgun, sevimsiz, nursuz (üstelik adımda bile nur var)  kalkıyorum. Şu dünyada en çok yatar yatmaz uyuyup, hiç uyanmadan sabahı bulanlarla, diş sorunu yaşamayanlara imreniyorum. 

"Emma"yı dinliyorum Storytel'de, aman ne kendini beğenmiş, ukala şey. Maşallah Victoria dönemi İngilizleri de safi dedikodu üretiyor. Kentin bir ucunda "hık" desen, öbür ucunda duyulması bir saati almıyor. Kulaktan kulağa oynasalar bu kadar hızlı ulaşmaz. Emma'nın babası dersen şu dünyada soğuk algınlığına yakalanmamak dışında derdi sıkıntısı yok. Ha bir de kızları yanında olsun, damatlar ne nane yerse yesin, Allahtan damatlar kuru gürültüye pabuç bırakmıyor, yoksa eşlerini bir nikah sırasında yanlarında görecekler, nikahtan sonra Emma'nın babası kapıp geri getirecek. Kimse gitmesin evden, beyefendiyi eylesin, Emma'nın mürebbiyesi niye evlendi, kalaydı ya burada, ne güzel her derdimizi çözüyordu, büyük kızım niye aynı yerde oturmuyor, gelsin buraya, niye Kuzey'e denize gittiniz, Güney'e gidin. Öf be Türk kaynanalarının adı çıkmış. İşleri güçleri piyano çalıp çay içmek, kurabiye yemek, dans etmek, dedikodu üretmek. Yoruldum yeminle dinlerken 😃

Dün başka yerlere yağan karın soğuğu buralara vurunca bütün günü evde geçirdim ve Neşfilikis'deki yeni yerli diziyi izleyip bir batında bitirdim: "Ayrılık da Sevdaya Dahil". Güler yüzlü, sempatik bir diziydi, kafa dağıtmak için birebir, fazla beklentiye girmeden izlenir. 

Bugünse hem ekrana bakmaktan yorulan gözlerimi, hem de oturmaktan yorulan dizlerimi rahatlatmak için yürüyüş yapmaya karar verdim, Kocam Bey de peşime takıldı, önce Falezler üstündeki parka daldık, sonra sahile inmeye karar verip rotayı Beachpark'a kırdık. Sırayla şu manzaralara takıldık:



Yürüyüşe niyet ettiğimizde hava güneşli ama ayaz var gibi görünüyordu, o yüzden sıkı sıkı giyindik, lakin bir süre sonra terlemeye başladık. Güneş düşündügümüzden daha iyi ısıtıyordu. Atkıları, şalları fora ettik. 

Yollar yine su borularının değişimi nedeniyle delik deşik, asfalt tabakaları kırık, suların tazyiki düşük. Duşa giriyorsun, musluk suyundan hallice akıyor tepene, ellerini doğru dürüst yıkamak beş dakikanı alıyor, çamaşır, bulaşık makineleri inim inim inliyor kendilerine yetecek suyu çekene kadar ve bu değişim işinin daha biteceği yok, bizim mahalleye bile sıra gelmedi henüz.

Bende durumlar böyle dostlar, umarım her şey yolundadır sizin cephelerde de. Yeni haftanız güzel gelsin, kalın sağlıcakla...

3 yorum:

  1. Manzaralar harika, denizin ışıltısına bayıldım. <3
    Emma'yı ben de sinir olarak dinlemiştim, filmi de aynı hisleri uyandırmıştı, amma o dönem İngiliz taşrası, kır manzaraları filan hoş, yine de. :))

    YanıtlaSil
  2. Gerçekten kartpostal gibi manzaralar. Devamlı betona bakan İstanbullulara iyi geliyor. Ayrılık da Sevdaya Dahil dizisini bende beğenerek iki günde bitirdim. İlk kez dijitale yapıyoruz diye saçma sapan konulara girmemiş güzel bir dizi yapmışlar. İkinci sezonda gelir umarım. Seçim zamanı yaklaşınca bizim de buralarda kaldırımlardan başlarlar deşmeye yolları. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. menopoz öncesi yatağa yattığı (hatta yastığı gördüğü an) uyuyup sabah uyananlar derneğinin baş üyesiydim. son 1-2 yıldır, bazen aynı performansı göstersem de çoğu zaman delik deşik oluyor uykum. oysa ne büyük nimet deliksiz uyuyabilmek...

    antalya yine müthiş pozlar bahşetmiş size, pek güzel :)

    YanıtlaSil