.

.
.

1 Nisan 2020 Çarşamba

1 NİSAN (C11/MART OKUMALARI)

Her gün yukarıya o musibet adıyla corona yazmaktan ikrah getirdiğim için artık kendisinden baş harfi ve sayı olarak bahsedeceğim. 

Kötü ve huzursuz bir gece geçirdim ama sabah biraz kendimi toparladım, çöp dökme ve su alma eyleminin ardından eylemden uzun süren bir temizlik faslı yaptım. Çınarlı balkonu pakladık, arada bahara kaçarız diye, ağaç şahane yeşerdi çünkü. İki parti çamaşır yıkayıp astım, kabak dolması yaptım, bir miktar kitap okudum ve hatta biraz uyudum, sıra blog yazmaya geldi. Bugün corona morona demeyeceğim ve direkt kitaplara geçeceğim, sevimsiz Mart'ta neler okumuşuz bakalım:


-"Üvey Kardeş" için uzun zamandan beri okuduğum en güzel kitaptı diyerek başlayayım. O minicik puntolarıyla ve 700 sayfasıyla savaşırken perişan olan gözlerime değdi bu güzelim aile hikayesi. Son sayfaya gelene kadar hevesle, merakla ve keyifle okudum. Barnum'u, Peder'i, Vivian'ı, Boletta'yı, Vera'yı ve gece adamı Fred'i çok özleyeceğim. Her biri kendine has, muhteşem yaratılmış karakterlerdi. Yazara ve çevirmene benden kucaklar dolusu teşekkür. İskandinav edebiyatı asla yanıltmıyor...
Okuyacak olanlar için kitabın başında bende oluşan kafa karışıklığını başkalarında önlemek için küçük bir ipucu; Peder bir özel isim, baba anlamında çevrilmemiş. 


-"Kör Pencerede Uyuyan" ile tanıdığım Nihan Eren birbirinden güzel öyküler yazmış yine. "Hayal Otel" tam da şu belirsizlik ve huzursuzluk zamanlarında ilaç gibi geldi. Küçük bir Ege kasabasında, açılmak üzere olan bir otel ve otelin her birinin ayrı bir hikayesi olan beklenmeyen konukları birbirleriyle bağlantılı olarak, bitki adları taşıyon 12 güzel öyküyle anlatılmış, okumalısınız.


- "İyi Adamın 10 Günü"nden sonra "Kötü adamın 10 Günü"nü de aynı keyifle okudum. Sadık, Adil ya da kendine verdiği son isimle Öcal yine birtakım işler peşinde. Mehmet Eroğlu polisiye işinde de gayet iyi olduğunu bu iki kitapla gösterdi. Şu tatsız zamanlarda kafa dağıtmak için birebir...


-Sibel Öz'ün yüksek lisans tezi olarak yazdığı "Oyuncu/Yeşilçam Yıldız Sisteminde Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit"tam bir biyografiden ziyade akademik bir çalışma fakat Yeşilçam ve sinema konusuna ilgi duyanlar için oldukça ufuk açıcı, Adile Naşit sevenler için de tabii ki...


-Bedia Akartürk yıllardır Türkiye'nin en sevilen Türk Halk Müziği sanatçılarından biri olarak yerini korur. Sahnede seyretmişliğim de vardır. Akrabası olduğunu düşündüğüm Tolgahan Vurgun sanatçı ile bir nehir söyleşi yapmış, adı: "Bedia Akartürk/Turnanın Türküsü". Çocukluğundan başlayarak tüm yaşam öyküsün okuyabilirsiniz bu kitapta Akartürk'ün, kendisini seviyorsanız tam size göre... 


-Sağ tarafta gördüğünüz kitabı halamın eşi yazıp bastırmış. Çocukluğunu ve "Sıradan" isimli köyünü anlatmış "Köyümüz, İstanbulumuz "Sıradan"da.  Zorlu bir çocukluk, zorlu bir yeni yetmelik, Köy Enstitüleri, hafızasına hayran olarak okudum. Geleceğe güzel bir miras olmuş...


-Jorge Amado'yu çok severim, "Dona Flor ve İki Kocası"nı da büyük bir hevesle aldım. Başlangıçta gayet güzel gidiyordu, aslında eğlenceli bir kitap ama o kadar çok ayrıntı vardı ve konular o derece uzatılmıştı ki bir süre sonra zorlanmaya başladım. Üstüne bir de corona günleri başlayınca ruhum daha fazlasına elvermedi. Bitmesine çok az bir bölüm kala daha sakin bir zamanda görüşmek üzere vedalaştım. Buhranlı günlerde uzak durunuz diyeyim... 


-Havada uçan harfleri ve ilginç kapağı ile son okuduğum kitap "Bundan Sonra Her Şey Biziz", Kanada'ya yaşayan Çinli bir ana kızın öyküsüyle başlayıp Mao dönemine kadar geri dönüşlerle uzanıyor. Çok kapsamlı, ufuk açıcı, zaman zaman iç acıtan, sistemleri sorgulatan bir kitap. Ben çok ilgiyle okudum, tavsiyemdir... 

Bugünlük bu kadar, bu tatsız günlerde kitaplara sığınalım, kalın sağlıcakla...
 

15 yorum:

  1. Corona günlerinden yaşa takılıp evde kaldığımız için okuma hızımız arttı.Ne güzel anlatmışsın kitapları eline sağlık

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağol canım, iyi okumalar. Tez geçsin bu günler. Kışın görüşemedik, yazın bari görüşelim bitsin de...

      Sil
  2. Üvey Kardeş'in gelmesini bekliyorum. o kitap yüzünden başıma gelmedik kalmadı. D&R iki kez kredi kartımdan diğer kitaplarla birlikte boşuna para çekti. Parayı alıyorlar kartımdan ama sipariş vermiş gözükmüyorum. :=) Bir ara yollayacaklarmış benim 200 TL'yi. Hal böyle olunca ben de aynı kitapları başka yerden sipariş verdim. Bir haftadan fazla zaman geçti. En sonunda mail attılar, diğer kitaplar tamam da Üvey Kardeş yok diye. Tamam, diğerlerini yollayın dedim. Üvey Kardeş'in parasını yolladılar. Öyle de bir on gün geçti. Ben de Aylak Adam'ın kendi sitesinden aldım. Bir hafta geçti ses yok. Aradılar cep telefonumdan. İşte bildiğiniz sebepler, kusurumuza bakmayın. Pazartesi kargo yapsak olur mu dediler. Ok, dedi. Bir on gün de öyle geçti. Sanırım yarın gelecek :) Ve ben Allende'den sonra hemen okumaya başlayacağım.
    Ohhh be! Ne çok anlattım.
    Öptüm

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. iyi ettin çok anlattığına da ne maceralı olmuş bu Üvey Kardeş, vay canına. Umarım bunca çileye severek okursun.
      Ben de öptüm...

      Sil
  3. Öyle bir anlatmışsınız ki Üvey Kardeş'i okuma isteği uyandı içimde. Severim sıcak aile hikayelerini :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beğeneceğinizi düşünüyorum, uygun zamanda okuyun derim...

      Sil
  4. Bu blogu ne zamandır okuyorum, hala bir güne neler sığdığına şaşıyorum. :)
    Mesela şuan saat 21:15 ve ben uyukluyorumzzzZZzz...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yok ya, gün uzun, ben evdeyim, rahatlıkla sığıyor. Sen çalışıp yoruluyorsun kuzum, uyu tabii ki...

      Sil
  5. Adile naşit rahmetle anıyorum

    YanıtlayınSil
  6. üvey kardeşi karantina sonrası alıp okuyacağım.

    YanıtlayınSil
  7. Malûm virüsün yer aldığı başlıklar o kadar çok ki okuma listesine ardı ardına düşünce asabımı bozuyor. "... günlükleri, ... günleri, 1,2,3,4..." vs.vs.vs. Lâkin bu dönemde herkesin istediğini yapması gerektiğini düşündüğümden "sana ne" diyerek kendi kendimi telkin ediyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben de bir süre sonra kendi asabımı bozdum ama ilerde topluca okumak gerekirse diye en azından baş harfini koyayım dedim.

      Sil
    2. Ben de etiketleri mâlumun ismiyle yaptım. İleride o şekilde bulacağım:)

      Sil