.

.
.

1 Şubat 2018 Perşembe

MİMLİ, FİLMLİ BİŞİLER

Efendiiiim buraya uğramadığım sürede dudağımın üstündeki iki adet aile boyu uçuk eşliğinde bir yaş daha büyüdüm. Doğumgünüm şerefine diyete bir gün ara verdim, çilekli pastamdan bir dilim yiyip bir kadeh de şarap içtim. Hakkımdır herhalde değil mi? Sağolsunlar gerek burada, gerek Facebook ve Instagram'da arkadaşlarım beni kutlamalarıyla mutlu ettiler, şarkılar yolladılar, listeler yapıp gönderdiler. Günboyu o şarkıları dinledim. Kısacası akına gitmiş bin atlı kadar olmasam da çocuklar gibi şendim. 

Bir yaş daha yaşlanmış olmanın ağırlığı ve olgunluğuyla (benden mi bahsediliyor acaba?) bugün evde oturmaya karar verdim. Arka arkaya 2 film izledim, malum Altın Küre-Oscar çelincımız var. İlki "Dunkirk". Çelinç sayfasına daha detayla yazacağım ama burada da iki satırla bahsedeyim istedim. 


"Dunkirk" Oscar'ın en güçlü adaylarından biri. Film gerçekten teknik açıdan ele alacak olursanız kusursuz, insanı rahatsız edecek, gerçekten bir savaş ortamında imiş gibi gerecek kadar kusursuz. Ama gelgelelim beni hakikaten gerdi, bomba sesleri, uçak vızıltılar, çığlıklar, ölenler, yaralananlar, offf! Hayat zaten çok zor be kardeşim, bir de film izleyerek kendimi niye gerdim ki, dudağıma ilave bir uçuğa daha ihtiyacım mı var? Hasılı ben bitene kadar zor dayandım ama meraklıları eminim çok seveceklerdir. Sana hayatta ve Oscar'da başarılar diliyorum Christopher Nolan ama bana bir daha bunlarla gelme. 


Ve en merak ettiğim upuzun isimli filmi de bugün izleyiverdim: "Three Billboards Outside Ebbing Missouri". Filmin adı başlıbaşına roman yahu. Lakin işte bugüne kadar izlediklerim içinde en beğendiğim bu oldu. Benim adayım budur arkadaşlar, anamın ak sütü gibi helal olsun Oscar, filme de, başroldeki en iyi kadın oyuncu adayı soğuk nevale Frances McDormand'a da. Detayları bilahare çelınç sayfasına yazacağım.

Madem filmlerle başladık filmlerle gidelim o zaman, pek niyetim yoktu ama haydi attırayım şu filmli mimi, gerçi beni kimse mimlemedi ama ne gam, ben kendimi mimlerim :)

1- Sinemada İlk İzlediğin Film:

"Ayastefanos Abidesi'nin Yıkılışı" dermişim ahaha, böylece 104 yaşına girdiğimi de öğrenmiş olursunuz, malum film 1914 yapımı ya 😝 Şaka bir yana 2 yaşında iken falan sinemaya götürüldüğümü düşünüyorum, annem ve anneannem pek meraklı idiler zira. Hatta gündüz matineye gittikleri bir gün akşam da suareye babamı razı etmek için bana tembih etmişlerdi, sakın söyleme sinemaya gittiğimizi diye. Daha babam kapıdan girerken atlamış, "Baba baba, biz bugün sinemaya falan gitmedik ki" demiştim, demişim daha doğrusu hatırlamıyorum. O nedenle aklım erene kadar bir sürü filme boş bakışlarla bakmış olmam gerek. Aklımın erdiği ilk film ise "Ayşecik". Yanlış hatırlamıyorsam bir açıkhava sinemasında izlemiş ve öyle çok ve öyle yüksek sesle ağlamıştım ki insanlar filmi bırakıp bana bakmıştı. Ah o zamandan belliymiş ne gadan hassas, ne gadan narin kelebek kibin bir ruhum olduğu 😀 Aşağıda filmin afişi, afişten anladığınız kadarıyla 104 yaşında değilsem de 94 varım 😜



Bu da meşhur Ayşecik:



Bu poz çok meşhurdu efenim, bunun bir de kollar göğüste kavuşturulmuş versiyonu vardı ki o dönem kız çocuklarının çoğunun stüdyoda çekilmiş Ayşecik pozlu fotoğrafı mevcuttur. Benim var mesela :) Ayşecik'ten sonra ilkokula gidene kadar annem ve anneannemle gittiğim Cebeci civarındaki sinemalarda oynayan tüm filmleri kesin görmüşümdür. Hatta birinde Orhan Günşiray ve Nurhan Nur galaya gelmişti de kalabalık sokaklara taşmıştı, filmin adını hatırlamıyorum ama.

2- Film en güzel ....de/da izlenir:

Elbette ki rahat koltuklu, ses sistemi güzel, perdesi geniş ve yerleşimi anfi tarzı bir sinema salonunda izlenir. Lakin Antalya bu bakımdan biraz sorunlu, her filmi bulabilmek sıkıntılı (bazen de kimselerin bulamadığı filmleri festivalde izliyoruz ama ben genel anlamda söylüyorum), o yüzden evde izlediğim de çok oluyor. Tamam ev ortamı rahat ama dikkatim dağılıyor, hele film uzunsa sıkılıyor, dolanıp geliyorum. Ekran küçük geliyor falan filan ama yani sinema fiyatları da düşünülürse evde izlemekten de vazgeçilemiyor. 

3- Film izlerken olmazsa olmazın var mı, varsa neler?

Eğer sinemada izliyorsam mutlaka miyop gözlüğüm. Gündelik hayatta gözlük takmadan idare ettiğim ve beni yakın gözlüğü kullanmaktan alıkoyduğu için şükran duyduğum miyobum sinema, tiyatro, konser gibi etkinliklerde sıkıntı yaratıyor haliyle. Perde ya da sahnedekinin ağzını burnunu net görmek, alt yazıları okumak için şart oluyor. O yüzden ani sinema girişimim hiç olmaz, yola çıkarken mutlaka gözlüğü çantama atarım. Evde izliyorsam sorun yok, gözlük gerekmiyor ama hani kahve-çay olursa hoş olur yani.

4- Filmi tek başına mı, kalabalık mı izlemek?

Mümkünse salonda bile bir başıma olayım. Kimse telefonunun ışığını gözüme tutmasın, yanımda mısır haşırdatmasın, filme yorum yapmasın, telefonda konuşmasın, çocuğu vızırdamasın, ayağını koltuklara vurmasın, cak cak sakız çiğnemesin. Huysuzum işte var mı diyeceğiniz.

5- Film izlerken mısır mı, cips mi?

Salondaysam hiçbiri, yanımda yiyene bile tahammülsüzüm. Kaldı ki mısırı çok severim, evde isem yemek bile yiyebilirim izlerken ama salonda yok, hiçbir şey yenmesin, hatta yasak olsun, hatta su dışında bir şey satılmasın. (tehlikeli müşteri diye adım kara listelere girecek :)

6- İki boyutlu mu, üç boyutlu mu?

İki, üç midemi bulandırabiliyor. ayrıca gözlük üstüne gözlük takmak da sıkıntılı. Her şey üç boyutlu zaten, varsın filmler 2 boyutlu oluversin. 

7- AVM sineması mı, sokak sineması mı?

Öyle bir seçme lüksümüz kaldı mı Allahaşkına? Antalya'da tek bir sinema var sokak sineması sayılacak onun da ses düzeni problem. Ben alıştığım AVM'nin alıştığım salonları dışında bir yerde izlemek istemiyorum. Hatta başka AVM bile istemiyorum. Ha bir de festival zamanı Kültür Merkezi salonunu severim. Nerde o Ankara'daki eski sinema salonları. Yenimahalle'de bir Seyran Sineması vardı, Allahım nasıl güzel bir salondu. Lambri kaplı duvarlar, kadife perdeler, kristal aplikler, ahşap yer döşemeleri. Zeki Müren'in "Hayat Bazen Tatlıdır" filmini hatırlıyorum mesela, daha renkli filmler çok yaygın değildi ama Zeki Müren filmlerinde mutlaka birkaç sahne renklendirilirdi. Gözümün önünde o sahneler. Aynı salonda şöyle bir maceramız var. Ortaokuldayız, 13 yaşında falan. Arkadaşımın sarı, lüle saçlı, mavi gözlü, tombik taşbebek modunda 4-5 yaşlarında bir kızkardeşi var, annesi nereye gitsek peşimize takardı. Bir hafta sonu bu sinemaya "Oliver Twist" filmini izlemeye gitik, saat 10.00 matinesi. Tabii bıdık peşimizde. Heyecanla seyrediyoruz, derken bıdık demesin mi "çişim geldi". Sonuçta biz de çocuğuz, "tut biraz", "çıkılmaz şimdi", "az bekle" falan ama çocuk isyan etti sonunda, ağlamaya başladı. Lakin filmin en can alıcı yeri, çıkıp tuvalete götürsek kaçıracağız. Oturttuk çocuğu koltukların arasına, yap çişini dedik. Ah çocukluk aklı, kendimizi büyük sanıyoruz bir de. Bıdık başladı şır şırrr, millet duymasın diye biz de ayaklarımızı yere vuruyoruz. İşin kötüsü salon meyilli, şırıltının muhteviyatı ön sıralara doğru akıp gider. Nasıl kimseye farkettirmeden hallettik bilmiyorum ama bunca yıl sonra bile hatırlayınca utanıp telaşlanıyorum 😀

8- Filmden önce fragmanını mı, izlemek yorumunu mu okumak? 

İkisi de değil, fragmanı sadece sinema salonlarında mecburen izlerim. Filmi izlemeden de pek yorum okumam, ne zaman ki izlerim o zaman  yorumlara bakarım. Bir-iki kişi dışında kimsenin filmle ilgili görüşlerine de itibar etmem. Kısacası az evvel de yazdım ya, ben huysuz ve başına buyruk bir izleyiciyim.

Haydi bakalım bitti, size kolay gelmiştir inşallah bu kadar uzun yazıyı okurken. İsteyen kendini mimlesin...





6 yorum:

  1. Biz bugün sinemaya gitmedik mi dedin? Ayy çok tatlısın. Çocuk aklı işte her zaman böyle saf ve temiz :)
    Anladığım kadarıyla sen de benim gibi huylu bir izleyicisin. Ben de yanımda, civarımda konuşan, hışırdayan, hareket eden bişey istemem. Dikkatimi dağıtıyor çünkü.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dedim valla ve yıllarca başıma kakıldı bu mevzu :)
      Gerçekten huylu ve takıntılı bir izleyiciyim. Ve maalesef en sorunlu izleyiciler de yanıma yöreme düşer :)

      Sil
  2. Ben seni mimledim, benden ötürü mimlisin artık. Çok sevindim yapmana 😊

    İlk sorudaki anı harika, gülerek okudum da babanın tepkisi de umarım öyle olmuştur 😊.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir mimdir, iki mimdir, üç mimdir....
      Mimleyelim arkadaşlar :) Bazı mimleri seviyorum bazılarını asla. Filmli kitaplılar güzel mesela :)
      Hahaha kesin gidilmemiştir akşam sinemaya ama Sibelynka'ya da yazdım ya, yıllarca başıma kaktılar, dalga geçtiler benimle :))))

      Sil
  3. ay ben evde de okuyamıyorum altyazı. :/ dışarısı için de ikinci gözlüğü edindim, tabela da görmediğim için çantada ilk kontrol ettiğim şey oldu artık... hele başka şehir veya ülkedeysem kaybolmama tedbirim :))

    YanıtlayınSil
  4. Bu mimi en keyifli sizde okudum galiba :) Yaşanmışlıkların artması sonucu anlatacak da çok şey birikiyor galiba :) Ellerinize sağlık ♥

    YanıtlayınSil