Az zamanda çok ve hızla gezip yorgun ama keyifli döndüm Ankara'ya. Laf aramızda şu anda açık balkon kapısından gelen serinliği özlemişim.
Geçen hafta Perşembe günü daha kargalar uyanıp bol gübreli kahvaltılarını etmeden düştük yola. Ben değişmeyen kaide olarak sütçü beygiri modundaydım yine; ayakta uyu, uyanınca "aa buraya mı geldik" de, tekrar uyu, sonra görüğün her tabelayı yanlış oku. Sonunda Afyon'a ulaşıp iki bardak çayı gövdeye indirdim de idrak kanallarım hortum tutulmuş gibi açıldı. Öyle ki Denizli'ye geldiğimizde unuttuğumu sandığım bir sürü yeri hatırlayıp seneler önce 1,5 yıl oturduğumuz evi bulma çabasına bile girdim, bulamadım o başka:) Muğla'da kısa bir mola verdik, arabayı otoparkçı jöleli oğlana emanet edip eski bir arkadaşı görebilmek umuduyla Belediye binasına yollandık.
Tabii önce yukarıdaki güzel evi fotoğrafladım. Bu evden daha da güzel olan belediye binasında arkadaşımızı bulamadık, çünkü emekliye ayrılmıştı. Biz de hemen ön taraftaki parka oturup çay içmeye karar verdik.
"Anne ve Kız" isimli bu güzel ahşap heykele ve aralarında gülibrişimlerin de olduğu koca koca ağaçlara evsahipliği yapan yemyeşil parkta ne yazık ki işletme sıfırdı. Masa örtüleri lekeli, sandalyeler mindersiz, çay berbat, bardaklar kirli, sonrasında girdiğimiz tuvaletse leş gibiydi. "Cık cık cık" ederek yolumuza devam etmek için otoparka giderken Muğla pazarının içinden geçtik.
Pazarın en belirgin özelliği satıcı köylü kadınlar, tezgahların üstüne sarkan biber hevenkleri ve bu hevenklerin yanında asılı Türk bayrakları idi. Tonton bir yaşlı teyzeden çıtırdak semizotları satın alıp otoparktaki jöleli oğlandan arabamızı teslim alarak yola devam ettik. Sakar rampalarından inerken manzarayla büyülendik ve sağa çekip fotoğraf olayına girdik.
Seyretmekten bıkmayacağım görüntüdür Sakar'dan Gökova Körfezi ve manzaranın değişmez eşlikçileri koyunlar, develer, tavşanlar, eşekler:)
Ve bir başka değişmez görüntü: İncir satıcıları.
Marmaris'e girdiğimizde artık yorgunluğun dibine vurmuştuk. Arkadaşımızın evine ulaştığımızda kahvelerimizi alıp kendimizi balkona attık. Oturduğum yerden tam karşıma gelen duvardaki yazıyı okuyarak Marmaris'teki ilk saatlerime "Merhaba" dedim.
"Mucizeler Zaman Alır"
Devamı yarına efendim...
