Havalar yeterince ısınmasa da çiçeğe böceğe, ota çöpe bahar geldi. Ortalık yeşerdi, rengarenk oldu, hepsinden önemlisi leylaklar açtı. Bana da "Leylaklar açmış gördün müüüü/Dallardan bahar inmiş duydun muuuu" diye şarkı söyleyerek baharı fotoğraflamak düştü. Bugün hava güneşliydi, ben hazırlanıp çıkarken karardı, bulutlar yere yaklaştı, "Eyvah" dedim "yağmur geliyor" ama şemsiye almadım yanıma. Zira Gamsegamse şemsiyeyle sokağa çıkarsak yağmurun nasılsa tedbirli diye düşünüp yağacağını söylemişti, ben de hatırlatmamak için şemsiyesiz çıktım ve hakikaten de yağmadı. Üstelik bir süre sonra boynuma sardığım fuları ve ceketimin altına giydiğim hırkayı çıkarıp çantama attım. Aşağıdaki fotoğraflar Ankara Üniversitesi'nin Cebeci Kampüs'ünden. Bahar coşmuş orada, ben de sizler için fotoğrafladım, haydi iyi seyirler...
Bu harika sarı çiçekler açan bitki nedir bilemedim; Mine Hanım, sevgili Beste yardımınıza ihtiyacım var. Şöyle bir ipucu da vereyim, çiçekler o güzel görünümlerine yakışmayacak kadar pis kokmaktaydılar.
Ankara'nın simgesi atkestaneleri çiçeğe durmuş. Bebekken ailemle yaşadığımız bir sel felaketinden bu ağacın tepesine çıkarak kurtulduğumuz için kendisine özel bir saygım ve sevgim vardır.
Bu bitki görünüm olarak aynı hanımeline benziyordu lakin rengi koyu pembe ve kokusuzdu.
Bu da hanımeli benzeri birşey ama çiçekler az daha farklı ve yine kokusuz.
Ortanca olduğuna karar vermiştim ama çiçekler portakal boyutunda ve bitki de ağaç gibi olunca "acaba mı?" diye düşündüm.
Böcek ya da tırtıl her ne kemirdi ise bu yaprakları adeta dantel gibi işlemiş.
Leylak zamanı onlarsız bir post girmeyeceğimi tahmin etmişsinizdir sanırım. Bugün leylağa doydum, herbir ağacı tek tek ziyaret edip hasret giderdim, bir kucak da toplayıp vazoya yerleştirdim.
Güneşiniz, çiçeğiniz, yeşiliniz bol olsun...

