.

.
.

16 Haziran 2026 Salı

ANKARA/HAZİRAN-GENÇLİĞE DÖNMEK 2

Nerde kalmıştık? Evet, Göynük'e doğru yol alıyorduk. Orada önceden ayarladığımız restoranda yemek yiyecek, biraz dolaşacak ve Mudurnu'ya müteveccihen (bayılırım bu kelimeye, kullanma fırsatı bulunca hiç affetmem) devam edecektik.

Otobüsümüz restoranın önünde durdu, biz de aç karnımızı doyurmak için daldık içeri. Masalarımız hazırlanmış gelişimizi bekliyordu. Yemek seçimimizi bir gün önceden yapmıştık, iştahınızı kabartmak gibi olmasın ama seçenekler arasında kiremitte yaprak sarması, keşli-cevizli erişte, kiremitte mantı, kiremitte köfte, çömlek kebabı (restoranın sahibinin tuğla ocağı olduğundan şüpheliyim, arızalı çıkan malları mutfakta değerlendiriyor gibi geldi bana 😂) vardı. Benim tercihim yaprak sarması ve erişteden yana oldu, her ikisinden de memnun kaldım. Tatlı olarak uğut tatlısı ve höşmerim önerildi. Uğut tatlısını daha önce denememiş olsaydım meraktan isterdim. Esasen merak kediyi öldürür derler, ben kedi olmadığım için ölmüyorum ama pişman oluyorum. Bu tatlıyı bir siteden istemiştim, zira hammaddesi ilginç, çimlenmiş buğdaydan yapılıyor, tahinle marmelat karışımı keskin olmayan bir tadı var. Bence tatlı olarak yenmekten ziyade kahvaltıda ekmeğin üstüne sürülünce daha iyi gider. Höşmerimi zaten sevmem, kendi tadımla kalayım deyip kalktım masadan. 

Beypazarı'nda biraz fazla oyalanıldığı için Göynük'te geçirilen zaman yetersiz oldu, aslında tam tersi olmalıymış, Göynük Beypazarı'nı dövermiş zira. Şehrin merkezinde kısa bir tur atabildik ancak. Lakin restoranda yemediğimiz tatlının yerine dondurma yemeyi ihmal etmedik, ben ismimle müsemma olsun diye güllü dondurma yedim, hayatımda yediğim en güzel güllü dondurmaydı diyeceğim de daha önce hiç güllü dondurma yemedim ki 😂

Görebildiğim ve çekebildiğim kadarıyla Göynük:



Dondurmacıyı da fotoğrafladım ki yolunuz düşerse güllü dondurma yiyip beni anasınız 😂


Gönül sokak sokak gezmeyi isterdi Göynüğü ama Ankara'ya dönmek zorunda olduğumuz için istediğimiz kadar kalamadık, bir dahakine kısmet diyelim.

Bundan sonraki rotamız Mudurnu üzerinden Bolu/Gölcük'tü. Vakit darlığı yüzünden Mudurnu içinde araçla bir tur atabildik ama aklımız kalmadı desem yalan olur. Sakin, yeşil ve doğallığını korumuş bir kent, çok beğendim, dilerim daha detaylı gezmek kısmet olur. 

Asıl sürpriz finalde saklıymış, akşam yavaş yavaş yaklaşırken Gölcük'e giriş yaptık. Ormana ve göle düşen sis bulutlarının arasında girdik Gölcük'e. Yıllardır benim için takvim yapraklarını süsleyen bir gizemdi Gölcük gölü. Neredeydi, o kıyısındaki masal evlerine benzeyen yapı şanslı birinin konutu muydu, bir tesis miydi bilemeden hayranlıkla bakmıştım fotoğraflarına, sonunda vuslat dedim görünce:




Hiçbir fotoğraf o güzelliği, o ortamı, çamların kokusunu, havadaki saf oksijenin ferahlığını yansıtamaz. Bence her mevsimi ayrı güzeldir, çıkın çıkın gelin 😂

Görülecek yerler bitince yolculuğun tadı kaçıyor dostlar, yorulduk, oksijenden sersemledik ama değdi. Evlerimize ve misafirhaneye ulaşıldığında neredeyse geceyarısı yaklaşıyordu ama her anı harikaydı. O zaman yarın son günde buluşmak üzere...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder