Cuma'dan bu yana Dolçe Vita yaşıyorum sevgili dostlar, başkası ne düşünür bilmem ama bence hak ettim bu üç günü. Devamının gelmesi dileğiyle sondan başlayayım:
Önceden belirlenen bir karar uyarınca iyi uyunmamış bir gecenin oldukça soğuk sabahında iki arkadaşım evden aldılar beni, İstikamet Doyran Göleti, planımız göl kıyısı kahvaltı ve göl çevresi yürüyüş. Plan şahane ama öyle bir rüzgar var ki uçuruyor. Anneannemin torunu olarak "Es kara bağrıma es" nidaları ve üstüste giydiğim 5 kat giysi, kafama geçirdiğim kapüşonla "O kahvaltı edilecek, o yürüyüş yapılacak" dedik, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın 😂
Fekat manzara-i umumiye nasıl lâtif sevgili kârîlerim, bakmalara doyulmaz, göl gökyüzünü avcunun içine almış adeta:
Kurduk portatifleri şu görüntünün kıyısına, döşedik nevaleleri masaya, gelsin çay, gitsin kahve, varsın rüzgar tokatlasın yüzümüzü. Amma velakin işin sonunda hasta olmak da var, manzarayı yürüyüşe bıraktık kuytuya taşındık.
Biz kahvaltıyı bitirene kadar güneş çıktı, rüzgar biraz hafifledi, haydi yürüyüşe dedik, indik gölet kenarıma, peşimize kara bir pisi takıldı yarı yolda, meğer iki yavrusu varmış, biri kara, biri tekir. Onları da mamaladık, devam ettik.
Turkuaz sulara pembe bulut (duman) ağacı pek yakışmış.
Gölet çevresi endemik bitkileri
Günün bonusu ise oteldeki tıbbi kongre için düzenlenen Yeni Türkü Konseri oldu. Uzun süredir canlı konser bileti kovalıyordum, ayağıma geldi. Derya Köroğlu'nun performansı hala çok iyi, eh benimki de fena sayılmaz, konser süresince ayakta şarkılara iştirak ettim ve çok mutlu oldum. Böylece ölmeden önce yapılacaklar listesinden bir madde daha silinmiş oldu.
Daha güzel günler sizlerin olsun efendim, havalar da ısınsın artık bir zahmet ki şikayet edecek bir konumuz daha bulunsun 😂











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder