Kaptanımız dümene geçti ve "Vira!" dedi. Ben de kulağımda Yeni Türkü'nün "Vira vira demir aldı dünya/Açılmış hayalleri rüzgarlara/Vira vira dalgalandı dünya/Terk edip halatları limanlarda" şarkısı kulağımda ilk yazımı yazmak için geçtim klavye başına. Kalemi elime aldım diyebilmek isterdim ama sizlere anında ulaşabilmek için klavyeye ihtiyaç var. Halbuki kalemleri çok seviyorum ve şu anda Snoopy'li kupalara yerleştirilmiş onlarca kalem çalışma masamın üstünden bana bakıp "Beklemekten yorulduk" diyorlar.
Onlar bekleyedursun, elbet sıraları gelir, günlükler var, ajandalar var, not defterleri var, sipariş listeleri var, hatırlanacaklar var, var oğlu, hatta kızı var. Biz gelelim "Reset" yazılarına. Bu yazıların esbab-ı mucibesini (ay sevdiğim kalıplardan birini daha kullanma fırsatı buldum, yaşasın) sizlere Kaptanım anlatsın, şu yazısıyla. Aramıza katılmak isterseniz biz müsaitiz, bekleriz ve mutlu oluruz, hele de Kaptanım ve benim gibi "Kova" iseniz katılmamanız ayıp olur zaten.
"Reset" koymuş turun adını Kaptan. Hem bahar da yakın, şöyle bir silkelenip sıfırlanmak lazım. Yükleri atalım, bunaltanları kovalım, küçücük de olsa. Benim ilk "reset"im gözümü açar açmaz yatak takımlarıma oldu 😂 Günlerdir süren alerjik zımbırtım gece de rahat vermeyip uykumu öksürükle bölünce dedim sabah olsun, ilk işim şu çarşafı, nevresimi kaldırmak. Çünkü kendileri pazenden imal edildikleri için sıcak tutmalarına karşılık tüylü olmaları gibi bir durumları da mevcut. Gözümü açar açmaz da toplayıp çamaşır makinesine tıktım. Şu anda ilk resetimin sonuçları balkondaki ipe serilmiş, güneş banyosu yapıyorlar. Yerlerini poplin takımlar henüz alamadı ama gün içinde alacak inşallah.
İşte bu kadar, reset mi reset, azı olmayanın çoğu da olmazmış 😊 Antalya yine dün gün boyu toz yutturdu bize. Gök sapsarı, yer kızıl kahve. Gökte çöl tozu, yerde inşaat ve su boruları yenileme tozu. Neler yuttuğumuzun analizi yapılsa hastalıklarımıza şıp diye çözüm bulunur sanırım. Şehir koca bir şantiyeye, denizle soslanmış bir beton yığınına dönüştü. Yağmur susuzluğa çaredir diyoruz da yeraltına neler taşıyor acaba o yağmur suları. Şehir kendini imha ediyor, müteahhitler zenginleşsin diye çirkinleşiyor. Kadınlar estetikçilerin elinde, şehirler yapsatçıların elinde tektipleşiyor. Dünya demir aldı gidiyor da acaba nereye gidiyor? Bir reset de zihniyetlere atabilsek keşke...
Bahar yakındır deyip avunalım madem...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder