.

.
.

16 Şubat 2026 Pazartesi

HAFTA DÖKÜMÜ

Yeni bir haftadan, tozlu ve bulanık Antalya göklerinden, hâlâ bitmeyen öksürüğümden, bitirdiğim diziden ve başladığım kitaptan selam olsun...

Hastayım deyip deyip kapı kapı dolaştığım bir haftaydı, sefam olsun. Doktora gittiğimin ertesi günü aldığım ilaç yapılan enjeksiyonla anlaşamayıp alerji yaptı, var olan alerjime yenisi eklendi, ver Allahım ver sulu sulu yağmur. Yüzüm kıpkırmızı oldu, kabardı, ateş gibi yandı. Bir anlık panikten sonra arkadaşımın elime doğan eczacı kızını arayıp vızıldadım. Sakinleştirdi beni, bol su ve alerji ilacı iç dedi. Ahaha alerji iğnesinin alerjisine alerji ilacıyla çözüm bulduk (alerji parantezine alınız). Neyse akşama doğru hafifledi, sabah geçmişti. Yiğenimle buluşmak için hazırlanıyordum ki bir gün önceki aynı saatlerde yine kızardım, yine yandım, bu sefer biraz tansiyonum da yükseldi. Bu defa doktoruma yazdım, "Gel bakalım" dedi. Kalktım gittim, gidene kadar biraz hafifledi kızarmalarım, tansiyonum da düştü, dr yine dinledi daha iyi buldu, "Hadi yine iyisin" diyerek yolladı. Alerjime taksi parası sıkışmış. Ben de bunun üzerine "Doktor reçeteme sahil yazdı" diyerek Beachpark'a yollanıp yiğenle buluştum. Mis gibi hava, mavi deniz, bulutlu gökyüzü, kahve, çizkek derken alerji falan kalmadı:

Ha bir de yol üstü geçerken Bali'ye uğrayıvermiştim 😋:

Ertesi günü daha az öksürerek geçirip bir türlü içine giremediğim kitaplar okudum, bir de "Sırat" filmini izledim, aman yarabbim o neydi, parçalandım izlerken. Son altı aydır izlediğim açık ara en çarpıcı filmdi. Diğer Oscar adayları köpeği olsun. Sağolasın MUBİ, döktüğümüz paraların karşılığını alalım.

Cuma günü arkadaşımın davetlisi olarak pişisel gelişim seansına katıldım ve bir kez daha iyi ki doğdum. Kendime şahane dostlar yapmışım, aferin bana 😊

Cumartesi günü ise yine doktor tavsiyesiyle sahile gittim, bu kez doğu yakasına. Doğuydu değil mi? Ben yönleri hep karıştırırım, tabii deniz güneyde olduğuna göre doğu olsa gerek 😂 Firdevs örtmenim sağolsun, en azından yönlerin adını ve sağını solunu öğretti, ben bulamasam da. Malum Sevgililer Günü'ydu ve Antalya epeydir göstermediği güneşi aşıklar aşkına gökyüzüne yerleştirmişti. Öyle olunca yer gök insan kaynıyordu, yollar, parklar, mekanlar, toplu taşıma tıklım tıklımdı ama şöyle de güzellikler sunuyordu:

Gelelim pazar gününe. Sizce ne yaptım? Elbette ki çoğunuzun yaptığını, "Masumiyet Müzesi" dizisini izleyip bitirdim, siz sağ, ben selamet. Ben kitabı çıkar çıkmaz ilk baskısından okumuştum ve Kemal'den nefret etmiş, kitabı fazla uzun bulmuş, elimden fırlatıp atmaya kardeşimin hediyesi olduğu için ve o güzel kapağı aşkına kıyamamış, söylene söylene bitirmiştim. Ki ben Orhan Pamuk edebiyatı sevengillerdenim. Birkaç yıl sonra İstanbul'da "Masumiyet Müzesi"ni gezmiştim, bak onu beğenmiştim işte, gerçekten iyi düşünülmüş bir mekandı. Lakin kitap her aklıma geldikçe Kemal'e diş bilemeye, Füsun'a da aynı biçimde gıcık olmaya devam etmiştim. Dizi söylentileri dolaşınca bir an kararsız kaldım, sonra bir-iki bölüm seyreder beğenmezsem bırakırım dedim ama ne yalan söyleyim beğendim arkadaşlar. Kemal'e olan nefretim ve Füsun'a olan gıcığım halen devam ediyor ama bu da canlandıranların ne kadar iyi oynadıklarını gösterir. Ayrıca metne çok sadık kalınmış bir çekimdi ve yan roller de çok iyiydi. Kostümlere, dekora, kullanılan objelere ise diyecek yoktu. 

Antalya gökleri yine sapsarı, sokakların tozuna gökyüzünden inen çöl tozları da eşlik ediyor, bu sefer dışarı çıkmadım, güneşi gökyüzünde portakal biçiminde görmeden çıkmaya da niyetim yok. Hepinize sağlıklı günler dileyerek kaçıyorum...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder