.

.
.

10 Şubat 2026 Salı

HER ŞEYDEN BİRAZ

Evet, hala hastayım ama en azından oturan hastayım (Oturan Boğa gibi kabile şefi olamasam da 😃) Yatak döşek yattığımız günleri de görmüştük geçen yılın Şubat ayında, bugüne şükür. Dün, aldığım randevu uyarınca gittim hastaneye kargalar kahvaltısını etmeden, ben de etmedim, kan tetkiki ister diye. Girişimi yaptırınca baktım vakit var, hava da güneşli hastanenin etrafında bir tur attım, sonra girdim içeri. Derken doktorum teşrif etti ve ilk hasta olarak kabul buyuruldum. Ciğerlerimi temiz buldu, "Akşama Arnavut ciğeri yap, yanına da bir 35'lik aç" demedi tabii ki 😂 Yaşadığım şeyin alerjiden kaynaklandığını tahmin ettiğini söyledi, yine de enfeksiyon durumuna bakmak için kan tetkiki arzu eder miyim diye sordu, "Bayılırım damardan kan vermeye, yaz Allahaşkına dedim", yazdı. Önce vezneye, sonra kan alma odasına uğradım, eli hafif bir genç kıza rast geldim bereket. Doktorum, kendisiyle kanka olmak üzereyiz o nedenle, "Sen git, ben sonuçlar çıkınca telefon ederim" dedi. "Eyvallah" deyip ayrıldım hastaneden. Güneşi gördüm ya yakındaki alışveriş merkezine kadar yürüdüm. AVM'lere ayak basmayalı en az 1,5 yılım var, görerek alma zorunluluğumdan girdim. Neyse ki ilk girdiğim mağazada istediğim şeyi buldum ve çıktım. Kalan mesafeyi yürümeyi gözüm yemedi, atladım taksiye.

Bir buçuk saat sonra sonuçlar ve reçetem geldi. Enfeksiyon yok, iyileşmesem de rahatladım. İlave ilaçlar ve bir adet iğne yazılmış. Çıktım, önce eczaneye, sonra sağlık ocağına gittim. Aile hekimine enjeksiyonu onaylattım, bir günde iki kez iğnelenmiş olarak ayrıldım. Antihistaminiklerle devam.

Kalan zamanı dinlenerek geçirdim zira alınmış konser biletlerim vardı ve bu sefer yakmak istemiyordum, Cumartesi biri ziyan olmuştu zaten. Vakit yaklaşınca arkadaşım beni arabasıyla aldı ve ulaştık mekana. Konser 9 yıl önce 9 Şubat'ta vefat eden Opera Orkestrası'nın Konzertmeisteri Zeynep Işık'ı anmak amaçlıydı. Çok yetenekli, çok zarif bir kadındı, genç yaşta kaybettik ne yazık ki. Gözümün önünde hep kırmızı gül desenli siyah tuvaletiyle ayakta, orkestraya kemanıyla ses verirkenki hali var. Konseri Zeynep Işık'ın da arkadaşı olan ve benim çok beğenerek izlediğim şef İbrahim Yazıcı yönetti. Birinci bölüm Işık'ın sevdiği parçalardan, son bölüm ise kendi isteği doğrultusunda hareketli parçalardan oluştu. Şef bize ölümüne yakın ziyaret ettiğinde arkamdan ağlayıp üzülmeyin sakın, beni gülerek, neşeli müziklerle uğurlayın dediğini iletti bize ve önce Danzon'u yönetti, Ravel'in Bolero'su ile de bitirdi. Benim telefon ütüden hallice çektiği için aşağıdaki fotoğrafları ANTDOB'daki gösterilerin fotoğraflarını şahane bir biçimde çeken Serdar Aydın'ın Instagram hesabından aldım:

ANTDOB'un dansçıları Müge Öğüt ve Tolga Burçak Carlos Gardel'in bir tangosunu sundular

Soprano Nurdan Küçükekmekçi, solist keman Olgu Kızılay ve dansçılar şefle finalde

Ve hep birlikte Zeynep Işık'ı selamlıyorlar

Hüzünlü ama güzel bir geceydi, döndük evlerimize...

Gece ve sabah yağan yağmur kuşluk vakti (ay bunu söylemeyi çok severim, fırsat çıktı) güneşli bir güne evrildi, bir oh çektim, karşıki dağlar el salladı. Hoş önüme dikilen 9 katlı kazuletlerden ne ben dağları, ne dağlar beni görüyor artık da mesela dedik. Velakin şu saatte-ki 15.30 dolayları-tekrar bulutlandı. Bir günde 4 mevsim bu şehir bu aralar, yağmurdan sonraki rutubeti şöyle anlatayım size. İlaç kutumdaki Magnezyum tabletleri yumuşamış, elime alınca parçalanıyor. Bize neler oluyor, orasını kemikler söylüyor zaten.

Domates çorbası yaptım ve pişirme esnasında Deniz Yüce Başarır'ın "Ben Okurum" podcastinde Füruzan'ı dinledim. Özledim yazdıklarını, tekrar hepsini elden geçirmek istedim, "Taşralı"yı mesela. Şöyle biter öykü: “Hemen bir kekik kokusu uydurdum uzaktan gelen. Sonra da ağlayacağım.” Böyle bir cümleyi ancak Füruzan kurabilir. Gittim kitaplıktan 1971 baskıyı buldum, öyküyü ve lise 1 gençliğimi kokladım, incecikten bir kekik kokusu ben de uydurdum...

Füruzan'ın adını bir yerlerde duyup kendi irademle aldığım ilk kitap bu, öyle değerli ki. Füruzan Öykü Günleri için Antalya'ya geldiğinde yıllar sonra imzalatmıştım ama o da adımı yanlış anlamış, sonra düzeltmişti, komik bir ithaf olmuştu, şimdi gülümsüyorum bakıp. Okuruyla çok yakın ilişkiler kurabilen bir yazar değildi zaten. soğuktu biraz ama olsun varsın. Her zaman için benim biricik Füruzanım o, tüm öykücüler içinde tek geçerim.

Kalın sağlıcakla...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder