.

.
.

17 Eylül 2020 Perşembe

17 EYLÜL (BİRTAKIM ŞAPŞALLIKLAR)

Daha önce de yazmıştım, pandemi sürecinde bugüne kadar hiç olmadığım kadar sakar ve dalgın oldum. Benden mi kaynaklanıyor yoksa eşyanın tabiatı mı öyle bilmiyorum ama keyifsiz ve gergin olduğum kesin, bu da gündelik hayatıma yansıyor. 

Dün sabah kahvaltı hazırlığına giriştim, birtakım gelişmelerden dolayı canım sıkkındı. Bizim evde birlikte kahvaltı alışkanlığı emekliye ayrıldığımızdan beri yok, hatta çalışırken de yoktu, zira ders saatlerimiz farklı olur, evden aynı anda çıkamazdık, eşimin dersi erkense akşamdan ona bir tepsi hazırlar, kendim de ayaküstü bir şeyler atıştırırdım yola çıkmadan önce. Emeklilikte iyice gevşedi kahvaltı işi, ben tipik bir kahvaltı manyağıyım, ömrümün tüm öğünlerini kahvaltı ederek geçirebilirim, eşimse tam tersi üç-beş zeytin yer kalkar genellikle. Yatılı misafirimiz olmadığı sürece ben uyanır uyanmaz kahvaltımı yaparım, eşimse geç kalkar ve hazırladığım kahvaltıdan birkaç lokma alıp sona erdirir ilk öğününü. Neyse kendi kahvaltımı hazırladım, eşimin kahvaltısına haşlamak için yumurta koydum, tepsimi alıp adetim üzere sabah gezintimi yapmaya bilgisayarın başına kuruldum. Çayımı tazelemek için mutfağa gittiğimde yumurtanın çatlayıp patladığını, taşan suların ocağı söndürdüğünü farkedip kendime mi, yumurtaya mı kızsam diye bir süre düşündüm. Sonra ikisinden de vazgeçip pencereyi açtım, ocağı sildim, patlayanı attım, yeni bir yumurta koydum, çayımı aldım içeri gittim. Beş dakika sonra mutfağa geri döndüğümde bu yumurtanın da aynı akibete uğradığını gördüm, birileri yumurtalarıma "çatla da patla" diye beddua etmiş galiba. "Azmettim, bu yumurtayı pişireceğim" dedim ve dolaptan yeni bir tane çıkarıp bu defa ısınsın diye tezgaha bıraktım. Ve üçüncü denemede pişirebildim. Kendimi tebrik edip yeni bir kitaba başlamak üzere kanepeye yayıldım. Niyetim Sefa Önal'la yapılan nehir söyleşiyi okumaktı, lakin puntolar o kadar küçük, kitap o kadar kalındı ki, bir süreliğine caydım. Tableti alıp oyun oynamaya koyuldum. Günlerdir atlayamadığım leveli yine atlayamayınca onu da fırlattım bir kenara. Tekrar kitaba dönüp kuleleri karıştırmaya başladım ve polisiye okumaya karar verdim. YKY'den çıkmış bir polisiyede karar kıldım: "Rom Kokteyli/Elmore Leonard". Açtım, başladım okumaya, 2. sayfada sıkıntı bastı, caydım. Kitaplıkta okumadığım bir kitap çarptı gözüme, ona niyetlendim: "Büyülü Şehir/Edith Nesbit". 15. sayfaya kadar zor dayandım, onu da fırlattım. "Bari gidip yemek yapayım" dedim, evde doğru dürüst malzeme kalmamış, mercimekli pilava karar verdim. Tam soğanları doğradım, kavurmak için ocağa koydum kapı çaldı. Sanal marketten ısmarladığım şeyler gelmiş, artık ahbap olduğumuz tombik, yüzünün üst yanı (alt tarafı maskeden dolayı hiç görmedim) oldukça sevimli görünen delikanlı poşetleri kapının önüne koydu, bahşişini aldı gitti. Bu arada yanan soğanların kokusu burnuma geldi. Poşetleri alamadan mutfağa koşturdum, soğanlar da sabahki yumurtaların yanında çöp kovasında yerine yerleşti. Yemek işine ara verip poşetleri yerleştirmeye karar verdim. Birini alıp balkona götürdüm, diğer ikisini alırken poşetin birinin ağzı açıldı, "Aaa o da ne?". Yemyeşil ve şipşirin bir karpuz bana selam veriyor. E ama ben karpuz istemedim ki, poşeti biraz eşeledim, cipsler, sosisler, kuruyemişler, hardal, ketçap vs vs. Haydaa, birisi parti yapacakmış ve kurye işleri karıştırmış. Satış fişi benim, ürünler başkasının. Fişin alt taraflarında bir telefon numarası buldum, çalar açılmaz. Marketin sitesine girip 444'lü bir numarayı aradım, neyse çok bekletmeden müşteri temsilcisine bağladılar, derdimi anlattım. "Kapatın ben sizi arayacağım" dedi, gerçekten de 10 dakika sonra ilgili birimi uyardığını belirterek geri döndü. Çok geçmeden de tekrar aranıp özürleriyle birlikte poşet değiş tokuşuna geleceklerini bildirdiler. Az sonra bizim tombik geldi, özür üstüne özür diledi, isim benzerliğinden karışıklık olmuş dedi. Gidecek kişinin adı Nurten'miş, bir harf yüzünden onca telefon trafiği yaşamışım. Aklıma bir anım geldi, yıllar önce kardeşimi görev yaptığı fakültede ziyaret etmiştim, oda arkadaşının adı Nurten'di. Tesadüf o gün İngiliz bir arkadaşı ziyarete geldi, Nurten beni tanıştırınca İngiliz çok şaşırdı, bir bana, bir Nurten'e dönüp "Ooo Norşın, oo Nortın, Norşın, Nortın" diye epey eğlenmişti şaşkın. İşte benim paketler de Norşın'a geleceğine Nortın'a gidivermiş. 

Günü 2 yumurta patlatıp bir soğan yakarak (şunu da söylemeden geçemeyeceğim, pilava mercimek diye buzluktaki maş fasulyesini koymuşum, çaktırmayın), kayıp poşetlerin peşinde koşarak, kitap beğenmeyerek geçirdikten sonra Murathan Mungan'ın son kitabı "Hamamname"de karar kıldım. Laf aramızda kitaba son derece solgun ve sevimsiz bir kapak yapmışlar, daha eline alırken insanın hevesi kaçıyor. Zaten hamam da sevmem ben, ne diye aldımsa, netice itibarıyla onu da beğenmedim. Koca günü toplam 20 sayfa okuyamadan kapatıp yatmaya gittim. Lakin başucu etajerinin üstü boş kalınca içime sinmedi, kalktım kuleleri biraz daha kurcaladım ve "Birlikte Yaşamanın Yolları" diye bir kitap alıp yatağa geri döndüm. Yazarı Camilla Bordas diye biri ve ben gündüzden devam eden şaşkınlığımla "Kamile Bordaş" diye okuyup, "Aa kadın Türk asıllı Fransız galiba" diye salaklıktan kaynaklanan bir milliyetçilik yaptıktan sonra ayıldım.  İnsan Fransızca ismi Türkçe okur mu yahu, ne oluyor bana? Neyse bu kitabı beğendim ve yaptığım hatayı affettirdim sanırım Kamile, ay pardon Camilla 😃

23 yorum:

  1. Hahaha, maş fasülyesinde kopmuşum :) Bazen her şey üstüste geliyor :)

    Kitap başlayıp bırakma halleri çok tanıdık geldi :) Derken kendi kendime söylendim, soğan yakıp yumurta patlatma halleri sanki tanıdık değil. Mutfaktan çıktığım an orayı unuttuğumdan yemek pişene kadar içeride duruyorum artık, çöpe giden çoklarca çaydanlıktan sonra çay makinası almam da cabası.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sormayın Handan hanım ben o çay makinasının cam demliğini bile iki kere kırmış kadınım. Aslında tüm bunlar benim canıtezliğimden oluyor, ağırkanlı insanlara tahammül edemiyorum. Çay demlerken bile çabuk olsun diye ibikten değil ağzından dökerim, çekmeceleri ayağımla, popomla iterim, sebze doğrarken bıçağı öyle hızlı kullanırım ki elim kesilir vs vb Biraz yavaşlasam iyi olacak aslında :)

      Sil
  2. Kamilee :))) Nurşen Hanımcım siz çok yaşayın emi :)))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hep birlikte sağlıkla yaşayalım, Kamile de yaşasın :)

      Sil
  3. sabah sabah gülümsettiniz, gününüz güzel geçsin.

    YanıtlayınSil
  4. Nurşenciğim yazilarını büyük zevkle okuyorum. Yazar kuması var sende. Her okuyan yazamıyor maalesef. Bende yok mesela. Çok hosuma gidiyor yazma yeteneği gorünce. Neyse o kitaba girememek basladı artik hepimizde. Bırakıyorum ben de. Şimdi lisede okuyup yeterince yani simdiki gibi algılaysmadıgımiz kitaplara dönüyorum. Örnek Kemal Tahir Devlet Ana'sı çok ilgimi çekti. Bende iz bırakan diğerlerini de okuyacağım. Senden aldığım listeyi de gidince getirteceğim. Güzel yazilarını bekliyoruz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gültencim sağol, yazı yazmak benim için terapi gibi. Klavyeye oturdum mu kendiliğinden dökülüyor. Eskiden hapırsam da köpürsem de bitirirdim elimdeki kitabı ama şimdi fırlatıp atıyorum sevmedim mi. Okumak şu sıkıntılı günlerde benim tek tesellim. Sana da bana da iyi okumalar, çok sevgiler, selamlar...

      Sil
  5. :))

    Benim de yeni hobim (pandemi özel!) buzdolabında soda patlatmak. Yumurta misali dondurucuya koyuyorum sodayı, unutuyorum. Ya patlama sesine irkiliyorum ya onu da duymayıp saatler sonra açtığımda cam kırıntılarını görüyorum. 1 aydır sadece cam topluyorum. Geçen son saniyede yakaladım, "eyvah gene patlayacak siper al kedi" derken şişeyi etkisiz hale getirebildim ve kana kana içebildim :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Pandemi hepimizi sarsak yaptı Zihin kardeş, du bakalım bitene kadar daha ne huylar edineceğiz. Sağlıkla çıkalım şu süreçten de patlayan çatlayan yumurta ve soda olsun :)

      Sil
  6. Nurten!
    Şu bulutlara bak sen!
    Zaten!
    Hepsi sanki bir koyun!
    Çabuk soyun!
    :))))))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anaam, bana şiyir yazılmış diye sevinecektim ama Nurten'e yazmışsın aşkol, o soyunsun madem :)

      Sil
  7. Olur bazen böyle diyeceğim de, bu kadar çok aksilik seni bulmaya kararlı gibi Nurtenciğim.
    Acaba adını değiştirip şaşırtsan mı o aksilik şeytanını, Nurşen yapsan mesela? ;)
    Kucaklıyorum sevgiyle.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Valla Nörtın'ı da buluyor Nörşın'ı da :) Poşettte bir de Luppo vardı Ekmekçim, sokağa çıkma yasağı geldi sandım görünce :) Adımı Nörşın yaptım iyi oldU, çok sevgiler benden de...

      Sil
  8. hahaha ben de bayıldım, aşık mısınız acaba? :))) ananem öyle derdi benim dizi dizi sakarlık dönemlerim tutunca :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bütün anneanneler öyle der, bir de canın sıkılmaması lazım, koca mı istiyorsun diye sorarlar :)))

      Sil
  9. Bazen öyle günler oluyor. Hani derler ya aksilikler hep üst üste gelir. Sizde de aynen öyle olmuş.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu aralar kafa bi milyon pandemi sayesinde, o da sakarlık yapıyor işte, bitse artık bu nalet...

      Sil
  10. Nurşen abla, ben de bu aralar okuyamıyorum, yani kitabı elime alıyorum, iki sayfa oku bırak, oku bırak. :/

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu aralar okuyorum aslında da elime aldığım kitapları sevmedim, şu ara iyiyim :)

      Sil
  11. Hahaha, Nörtın, Nörşın, Kamile'anım, çok yaşayın! :)))
    Bende de kitaplar arası geçişken bir hal var. Bir öykü okuyorum (Raymond Carver Katedral), sonra romana kayıyorum bir kuple (Olga Tokarczuk Koşucular), ardından sesli kitaba dönüp oradan bambaşka bir şey dinliyorum (Ece Temelkuran How to lose a country). Hem tariflediğiniz sıkılganlık var hem de bir esere tam olarak kendimi verememe hali, ama böyle üçü birarada tuhaf bir şekilde iyi gidiyor şu an, o huzursuzluğa izin verir gibi. Sevgiler sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bende de iki kitap var bu ara, biri şiir, eşimin kuzeninin kocası yazmış hem de, bayağı güzel şiirler ama bir solukta okunmuyor haliyle şiir kitabı dediğin. Ara ara elime alıp bir iki şiir okuyorum, iyi oluyor. Kamile'nin kitabı çok güzeldi, tavsiye ederim okumadıysan. Çok sevgiler...

      Sil
  12. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil