.

.
.

5 Kasım 2026 Perşembe

DERİN İZLER 4

İnsana iyi gelen bazı şeyler var, hiç olmadık bir zamanda, hiç olmadık bir kimseden gelen minicik bir jest öyle derin izler bırakıyor ki benzerini defalarca ve devasa boyutlarda yaşasan da aynı etkiyi hissetmiyorsun. 

Yıllar önce, ben çok genç ve çok acemi bir anneyken, oğlum da ilkokul ikiye yeni başlamışken idrar yolları enfeksiyonu gelişti. Şu malum, annelerin korkulu rüyası, boğazda yerleşen beta hemolitik streptokok denen bela, doktorun yanlış teşhisi yüzünden tedavi edilemeyip söz konusu enfeksiyona sebep oldu. Koşturarak götürdüğüm ürolog bizi çocuk doktoruna havale etti ve hastaneye yatmasına karar verildi. O anda yaşadığım korku ve paniği unutamam. Diyorum ya gençlik ve acemi annelik. Oğlumu hastanede odasına yerleştirip babasına emanet ederek bazı gerekli eşyaları almak için eve döndüm, yol boyu ağladığımı tahmin edebilirsiniz. Evden toparladığım eşyaları alıp önüme çıkan ilk taksiyi çevirdim. "Hastaneye" deyince şoför "Hayrola abla, geçmiş olsun, bir rahatsızlık mı var?" diye sordu. Ben abla olamayacak kadar genç, şoförse babam olacak kadar yaşlı idi ama saygı icabı söylediğinin farkındaydım. Dikiz aynasından ağlamış suratımı ve sulu gözlerimi de görmüş olsa gerekti. "Ben değil" dedim, "oğlum rahatsız, hastaneye yatırdılar". Bir süre sohbet ettik bu minvalde, zaten yakın olan hastaneye de ulaşmıştık. Parayı uzatıp inerken "Bir dakika" dedi. Elini vitesin yanına attı, avucu dolduracak kadar minicik bir kır çiçeği demeti uzattı bana, "Bunları yavruya götür" dedi. Onca koşturma, heyecan ve endişenin arasında ilk kez yüzümde bir gülümseme oluştu, teşekkür edip bu sefer duygulandığım için ağlayarak kendimi hastanenin bahçesine attım. O minik yakınlık gösterisinin kalbime attığı iz o kadar derin oldu ki bunları yazarken bile burnumun direği sızladı. 

Oğlum kısa sürede iyileşti, endişelerim bitti, annelik konusunda olgunlaşıp piştim ama o minik jest benimle birlikte yaş alıp hiç unutulmadı. 

Derin izlerimi kalbime gömüp kısa bir ay dökümü yaparak bitireyim yazımı:


Biri çocuk kitabı olmak üzere 9 kitap okuyarak 80 kitaba ulaştım. Hedefim 100, umarım yıl sonuna kadar tamamlayabilirim, olmazsa da olmaz, Ankara okuma açısından çok verimli olmadı, zira başka uğraşlarım vardı.

"Küçük Şeylerin Tanrısı"nı yıllar önce ilk baskısından okumuştum, "Sığınağım ve Fırtınam"dan sonra geri dönme gereği duydum ve iyi oldu, pek çok şey açıklık kazanmış oldu. Okuduklarım içinde önereceklerim "Kuzenlerim", "İyi Kız", "Gezgin Ruhlar", "Hayalet Duvar". "Figüran"a el atmayın derim, gereksiz, "Güvenilir Kişi" de Yeşilçam filmi tadında bir şey. Çocuk kitabı seviyorsanız "Pluk"a bir şans verin. 

Bu ay dişe dokunur bir film ve dizi izleme fırsatım olmadı, hevesimi Antalya'ya saklıyorum. Bir aksilik olmazsa önümüzdeki Salı'dan itibaren sizlere kürkçü dükkanından sesleneceğim. Şimdilik sağlıcakla kalın...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder