.

.
.

1 Kasım 2026 Pazar

DERİN İZLER 3

Bugünün hem de çok derin izleri benden değil, bir mahalleden. Ne zaman gitsem içimde ince bir sızı uyandıran, eskimiş, çökmüş, bel vermiş, camsız pencereleriyle körlemesine bakan evlerden, çoğunluğun terk ettiği, esasen bir kültürel miras olan Yahudi Mahallesi'nden. 

Ankara'da yaşayan çoğu kişinin bu mahalleden haberi bile yoktur, oysa çok da merkezi bir yerde, Ulus'a Hacı Bayram'a, Hacettepe ve İbni Sina Hastaneleri'ne yakın bir mesafede, Anafartalar Caddesi ile Denizciler Caddesi arasında, kendi kuytusunda, bir yardım eli bekleyerek yılları devirmekte. 


Mahalleye hangi yönden girerseniz girin evlerin haraplığı içinizi acıtıyor. Çoğu yıkılmış, kimi oturulamayacak durumda, bazıları halen kullanımda ama onlar da çok bakımsız. İçlerinde eli yüzü düzgün çok az bina kalmış. Çoğunluğu hımış denilen ahşap-tuğla karışımıyla yapılmış, sıvaları döküldüğü için hımış yapı ortaya çıkmış. Bir zamanlar içlerinde ne hayatlar yaşandı kimbilir. Her evin içinde, üstünde eski yaşamından derin izler var, kimbilir terk edip gidenlerin içlerinde ne derin izler kaldı.

1492 yılında İspanya'dan, 1497'de Portekiz'den gelen Sefarad Yahudileri burada yerleşmişler. Zaten Ankara'da Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde de bir Yahudi cemaati mevcutmuş. Sefarad Yahudilerinin yerleşimiyle mahalleye Yahudi Mahallesi denmeye başlamış, adı resmi belgelerde İstiklal Mahallesi olarak geçse de halk arasında Yahudi Mahallesi denmeye devam ediliyor, hiç Yahudi kalmasa da. Gerçi mahallede bir sinagog ve hemen karşısında da Haham Albukrek'in konağı var. Sinagog ayakta ama halkın girişi yasak, belirli zamanlarda ibadete açılıyor. Haham'ın konağı gençliğinde çok güzelmiş belli ama geçen yıllar onun üzerinde de derin izler bırakmış. Neyse ki şimdilerde restore edilmesi için çalışmalar başlamış.

Haham'ın Konağı



Sinagog'un kapısı ve kapısındaki nakışlar

Sinagog'un yan tarafında bir okul mevcutmuş, şimdilerde sadece merdiveni duruyor. Haham'ın konağının yanında varlıklı ailelere ait olduğu belli olan iki konak daha var, bunlardan biri restore edilmiş devlet tarafından, bir diğeri ise henüz iyi durumda sayılır. Mimarlarının İtalyan olduğu biliniyor.


Restore edilen konak


Bu da yanındaki, Bonomo ailesinin bir kolu bir zamanlar burada yaşamış.

Nispeten iyi durumda olanların yanısıra tamamen çökmüş, oturulamaz duruma gelmiş ve bel vermenin ne demek olduğunu açık açık gösteren pek çok ev var:





Kimler ısındı acaba güzel oymalı demirleriyle bu pencereden borusu çıkan sobada?

İsrail Devleti kurulduktan sonra Yahudilerin bir kısmı evlerini terk edip ya da elden çıkarıp oraya göçmüşler, mahallede en son kalan Yahudi birey Sara adında bir kadın olmuş. Şimdilerde tamamen yıkılıp yok olmuş evi aşağıdaki arsada imiş:


Şu aşağıdaki binanın Yahudhane olarak isimlendirildiği ve ihtiyacı olanların burada ikamet ettirildiği söyleniyor ama kesin bir bilgi değil:


Mahallenin Anafartalar Caddesi'ne bakan sınırında 15. Yüzyıl'a tarihlenen Şengül Hamamı var. Halen hem kadınlar, hem erkekler için iki ayrı bölümde hizmet veren hamam Acı Çeşme Sokak'ta. Sokağa adını verense suyu içilemediği için acı çeşme olarak adlandırılan kaynak, zamanında hamamın suyu bu kaynaktan sağlanmakta imiş, şimdilerde tabii ki kurumuş.

Mahallenin Denizciler Caddesi'ni bakan taraflarında Örtmeli Hundi Hoca Camii yer alıyor, kapalıydı biz giremedik ama içindeki kalem işleri oldukça göz alıcı imiş. Fotoğraflar kız kardeşten:



Yahudi Mahallesi Cumhuriyet'in ilk yıllarında tercih edilen bir mahalle imiş ve elbette ki şimdiki hali gibi harap değilmiş. O yıllarda pek çok yazar ve devlet adamı bu mahallede ikamet etmiş, ayrıca mahalle sınırına yakın yine Cumhuriyet'in ilk yıllarında Ankara'ya gelen memurların oturması için apartmanlar inşa edilmiş, bir kısmı halen ikametgah olarak kullanılmakta.

Yazıyı binaların taşıdıkları derin izlerin üzerimizde bıraktıkları etkisiyle ve restore edilip aslına uygun yeni bir yüz kazandırılması dileğiyle bitireyim. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder