.

.
.

8 Nisan 2026 Çarşamba

DOKTOR CİVANIM

Dün hem TV, hem telefon bugün havanın yağışlı olacağı konusunda ağız birliği etmişlerdi. Yalan söylemişler, dışarda pırıl bir güneş var. Akşam Amerika'nın delisi ne yapacak diye TV karşısında nöbet tuttuğumuz için uykuya geçmem gecenin ikisini bulmuştu. Sabah erkenden uyandım, zira doktor randevum vardı. Bir süredir belimden sağ yan boşluğuma vuran, azalmalı çoğalmalı bir ağrım var. Kendime en berbat teşhisleri koyduktan sonra "Korkunun ecele faydası yok" diyerek abone doktorumdan randevu aldım. Yıllardır her derdimde ona giderim, kuşakdaşımdır, teşhisleri hiç şaşmaz, gereksiz tetkik istemez, hastasına her daim dostça yaklaşır. Daha önceleri eve yakın bir özel hastanede çalışıyordu, şimdi biraz daha uzaktakine geçmiş. Otobüs beklersem gecikirim diye sokaktaki taksi çağırma ziline bastım. Az sonra binmekte hep zorlandığım Doblo'lardan biri geldi. Güç bela yerleştim ve gideceğim hastanenin adını söyledim, tesadüf şoför de ben yaşlarda biriydi. "Tamamdır" diyerek hastanenin adını en az 5 kere tekrarladı. Yola çıkmıştık ki önümüzü kesen bir arabaya sinirlendi, sürücüsü kadın bu arada belirteyim. "Abla, çekil de geçelim, yolun ortasında ne yapıyorsun, biri çarpacak göreceksin" minvalinde söylendikten sonra bana hitaben "Bu kadın şoförlerden bıktım, araba sürmeyi bilmiyorlar" dedi. Ben bilmiyorum haklı, çünkü ehliyetim yok, hiç de niyet etmedim. Ama şimdi kadın şoförlere de laf söyletmem yani, sanki tüm erkek sürücüler süpermen. "O iş cinsiyetle değil, yetenekle, ustalıkla, tecrübeyle ilgili" dedim, "erkek sürücülerin için de hiç mi böylesi yok?". "Vardır da abla kadınların yüzde sekseni süremiyor" dedi. Yüzde seksen kadın tepene vursun diyemedim tabii ki, tartışmaya girmedim, anlatamazsınız çünkü. 

Neyse yola devam ettik, normalda dümdüz gideceğiz ve hastanenin önüne döneceğiz, neredeyse asfaltın kıyısında zaten. Gelgelelim belirli bir noktada sağa saptı bizim usta, erkekkk Doblocu. "Herhalde bildiği kestirme bir yol var" diye düşündüm, çok iyi bildiğim bir semt değil çünkü ama gidiyoruz da gidiyoruz, ufukta benim hastane görünmüyor, normalde bu kadar içeride olmaması lazım. Sonunda dayanamadım: "Biz nereye gidiyoruz pardon?" dedim. "OFM Hastanesine" dedi, "Orada ne yapacağız?" dedim, "Aaaa siz OFM dememiştiniz değil mi?" demesin mi? Kardeşim en az 5 kere söyledin kendin gideceğimiz hastaneyi, ne ara unuttun. "E peki niye söylemiyorsunuz?" dedi üste çıkarak. "Ne bileyim, belki kısa bir yol biliyorsunuz diye düşündüm, hem biraz evvel kadınlar hakkında pek iyi konuşmadınız, yol tarif edersem sinirlenirsiniz diye çekindim" dedim. Böylece lafımı da  soktum. Başladı özür dilemeye, hay Allah nasıl unutmuşmuş, halbuki torunu da orada doğmuşmuş, özür dilermiş, kusura bakmayaymışım vs vs. Sonunda iki misli yol giderek  ulaştım gideceğim hastaneye, özür üstüne özür diledi ama aldığı para gerçekten indi-bindi parası mıydı bilemedim, son zamlardan sonra taksiye binmedim çünkü. 

Maceralı yolculuğum sonunda doktoruma ulaştım, muayene  edip bazı tahliller istedi, benim şüphelendiğim, yıllardır çektiğim durumdan o da şüphelendi, neyse ki abartılı teşhislerimden değildi sözkonusu olan. İstenilen tetkikleri yaptırdım, kafeteryadan bir kahve alıp beklemeye başladım. Derken gelmem için telefon ettiler. Evet sonuç başımın belası irritabl kolon sendromu tabii ki, yıllardır çekerim, aile dostumuzdur, severiz kendisini, kanka olduk yıllar içinde, genetiğimize kodlu. Yine de bir tertip ilaç verip 10 güne kadar şikayetim geçmezse tekrar gelmemi tembih etti. Olası teşhislerimin en terbiyelisini duyduğum için nisbeten rahatlamış ayrıldım hastaneden.

Baktım hava güzel yürümeye karar verdim, bir taksici sıkıntısına daha katlanamayacaktım, o da tutar şehrin öbür ucundaki Yaşam Hastanesine götürmeye kalkar mazallah. Yürürken eski Dokuma ve Pil Fabrikası, yeni Dokuma Park olan alanın önünden geçiyordum, baktım binalardan biri Emekli Kahvesi olmuş. Yalnız sanırım kadınlar emekli olamıyor, zira tüm emekliler erkek. Önlerinde birer bardak çay, eminim ki siyaset ve pahalılık konuşuyorlar. Uzun zamandır görmemiştim buraya, dur dedim neler var, bir kolaçan et Leylak Hanım. Park alanı yemyeşil, ağaçlar, çiçekler insanın içi açılıyor, biraz yürüdüm ne göreyim, Modern Sanatlar Galerisi. Hemen daldım içeri, tesadüf Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin fotoğraf sergisi varmış. Ama öncesinde ne varmış?

Hababam Sınıfııı 😃 Aman pek hoşuma gitti, girdim hemen sınıfa, biraz burnumun direği sızladı, neredeyse hepsi öbür dünyada zira, biraz gülümsedim, biraz gençliğime gittim. Epeyce oyalandım içeride. Ben çıkarken iki ilkokul öğretmeni, peşlerinde öğrencileri içeri giriyorlardı.

Hababam'la vedalaşıp sergiyi gezdim ve şu fotoğrafa, daha doğrusu verilen isme bayıldım:

"Yasama Yürütme Yargı"

Evin yoluna dönmeden önce park içinde biraz gezindim, bu fabrika alanını nefes alınacak yeşil ve kültürel bir alana dönüştürenlere kocaman bir "Aferin" dedim.

Şimdi gidip ilaçlarımı içeyim arkadaşlar, kendinize dikkat edin. Hastalık ağrılı, endişe verici ve masraflı bir durum 😂


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder