.

.
.

9 Ocak 2022 Pazar

ŞALANJJJ 2 / 9 OCAK

Sabah güne önce 3. Selim'in Boğaziçi'nde sandal sefasını dinleyerek, sonra balkonda sokak kedilerinin kavgasını izleyerek başladım. "Ahşaptan Betona, Mecidiye'den Jetona" şahane bir podcast, tarihe ve mimariye meraklı iseniz tam size göre. 3. Selim acaip tantana ile çıkarmış Boğaz sefasına, etrafı gümüş parmaklıkla çevrilmiş bir sandalda yatar, biri sadrazam olmak üzere iki önemli devlet görevlisi de karşısında saygıyla otururmuş. Ama daha komik olanı önden giden bir sandalda kavukçubaşı denilen bir zat, padişahın değerli taşlarla süslenmiş bir şala sarılı kavuğunu yüksekte bir yerde tutarak sağa sola sallarmış. Böylece padişah onu izleyenlere selam vermiş oluyormuş. Sunucuyla aynı anda "Hay Allahım, yok artık" demişiz 😃Tabii sandal sayısı bu kadar değil, onlarca eşlikçisi mevcut, mesela öncü sandallarda ellerinde uzun sopalarla giden görevliler varmış, fazla yaklaşan kayıkları "Höt, pist, çekil bakayım, padişah geliyor" diye dürtüyorlardı galiba 😃Sarayburnu'ndan kalkan bu sandallar Kızkulesi'ne yaklaşınca borular çalıyormuş. "Uyumayın ahali, padişahınız gelmiş, kalkın tezahürat yapın" demeye geliyorsa artık. 

Kaç gündür yağan yağmur sabah bir parça güneşe bırakınca yerini balkona çıktım günün havasal akibetini belirlemek için, baktım 4'lü külhan bir kedi ekibi karşı kaldırıma geçiyorlar topluca. İki sarman, bir tekir, bir de siyahlı beyazlı BJK'li. BJK'lı hariç diğer üçü demir parmaklıkla çevrili küçük bir apartman bahçesine atladılar. Tabii siyah-beyaz da atlamak istedi, vay sen misin isteyen. Üçü bir olup yürüdüler üstüne garibanın. Kös kös kaçtı oradan. Aralarında nasıl bir husumet varsa artık. Derken iki sarman, bir tekir efe adımlarla çıktılar bahçemsi yerden, bizim apartmanın altındaki tabelacının ıvır zıvırını attığı bidonun başına geldiler. Onların çıktığını gören BJK hemen aynı bahçeye daldı, kolaçan etti, baktı işe yarar bir şey yok, o da terketti, diğerlerinin peşinden gelirken farkettim, ön sağ patisinde bir arıza var, diğerinden kısa. Sonra ne yaptılar bilmiyorum, geçtim içeriye. Havadan umudum vardı ama şu anda gök gürlüyor, şimşekler çakıyor. Antalya'da bulutlar bir haftadır ağlıyor. Yeni yıl sulugözlü geldi. 

Geçen hafta bir şalanj başlamıştık hatırlıyorsanız, Zihnin Arka Sokakları'ndan görüp ben de yapmaya karar vermiştim, her hafta bir soru, pazar günleri. Bugün 2. soruyu yanıtlayacağız. Haydi bakalım:

-Konuşmaktan en çok zevk aldığınız konu ne?

Tahmin edebileceğiniz gibi sanat, en çok da kitaplar. Sinema, tiyatro, konser, opera, bale, resim, heykel edebiyat. İlaveten gezip gördüğüm yerler. Genel olarak konuşmayı seven bir tipim. Ta çocukluğumdan beri. O kadar çok konuşurdum ki babamın kafası şişti bir gün, dedi ki; "On dakika konuşmadan dur, sana istediğin kitabı alacağım". Normal şartlarda kitap vaadi şahane bir şey, gün boyu aç dur dese dururum. Tabii çocukluk yıllarımda 😃 Ama gelgelelim konuşmadan, bilmem ki? Yine de kitap ödülü cazip geldi, "Tamam" dedim. Bir dakika, iki dakika, üç dakika ve ağlamaya başladım; "ben niye konuşamıyorum" diye. Anlayın işte.  4-5 yıl oldu sanırım, Ankara Radyosu'ndan bir prodüktör aradı beni, blogumu takip ediyormuş, kitaplarla ilgili bir program yaptığını söyledi ve canlı yayında konuk olarak katılmak isteyip istemeyeceğimi sordu. Önce tereddüt ettiysem de sonra kardeşimin ısrarıyla kabul ettim, yazdı ve Ankara'da idim zaten. Öğleden sonra 16.00'da stüdyoda canlı yayına katılacaktım. Sunucu tanınmış bir radyo spikeri. Genel anlamda konuştuk ve sonra stüdyoya geçtik. Füruzan'la başlayıp kitaplar üzerine 45 dakikalık bir konuşma gerçekleştirdik. Başarılı bir sunum olduğunu hem spiker, hem prodüktör bizzat söylediler ve sonra bana programın podcastini yolladılar. Aman tanrım ne çok konuşmuşum, nefes almadan. Zaten yapmam diyenden korkacaksın, spiker araya 3-4 soruyu zor sıkıştırmış. Arada dinledikçe gülüyorum hâlâ 😊 Fotoğraf o günden:


Haftaya pazar günü yeni şalanj sorusunda buluşmak üzere...


20 yorum:

  1. Ayyy dinleyebilsek keşke o programı, bir yerlerde kaydı varsa link ekleyebilir misin sevgili Leylak Dalı!?
    Ben de çok konuşan biriyim ama mesleğim tam tersine, konuşmadan dinlemeyi gerektiriyor. Allahım neler neler geçiyor aklımdan, çıkamıyor ağzımdan, en zor kısmı o vallahi :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maille yolladım Cerencim programın ses kaydını, dinle bakalım nasıl bulacaksın :)
      Senin işin de zor valla, dinlemek zor iş hele de sürekli dikkatini toplayarak

      Sil
  2. III.Selim nedense ilgimi çeken padişahlardan biri. Yaşama bakışı ve yaşayışı araştırılmaya değer :) Kayık mevzusu iyiymiş :D Bazen acaba ben de podcast mi yapsam diyorum müzik üstüne. Sonra üşengeçlik bastırıveriyor :(

    Yaa merak ettim yayını :)) Çok güzel bir anı olmuş. Ben de sevdiğim konular açıldığında soluksuz konuşuyorum. Geçenlerde başıma geldi. Bir Zoom toplaşmasında sazı elime aldım.. Güzel mevzu geldi ayağıma, gole çevirdim :D Gerisini sormayın :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla yap podcast Zihin kardeş, zevkle dinleriz. Mail edresin var nasılsa ben de yollayım sana radyo programının podcastini, ama ne gevezeymişin Leylak Hanım demeyeceksin :))
      Konuşmak bazen susmaktan iyidir, konuşalım duralım...

      Sil
  3. hımm konuşmaktan en zevk aldığım konu ne diye düşündüm, her şey olabilir vallahi, yeter ki dostların arasında olayım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı fikirdeyim Şulecim ama bazen de kesseler bir kelime edesim gelmiyor, istemediğim insanlarla isem hele ki...

      Sil
  4. :) Konuşmak seviyorum bende, oğlum da bana çekmiş. O kadar çok konuşuyor ki bazen insanların benim yanımda ne hissettiğini anlamaya başladım. Sessizliğin kıymetini öğrendim vallahi. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi, biri yanında çok konuşup da rahatsız olunca insan, acaba bende mi? diye bir kaygıya düşmüyor değil :)

      Sil
  5. Bence biz o yayını dinlemeliyiz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buradan yollayamıyorum, yandaki mail adresime mail adresinizi yolarsanız gönderirim :)

      Sil
    2. Ya da buradan yazın sonuçta denetlemeli yorum, paylaşmam

      Sil
    3. Yolladım, spama da düşebilir, bilginiz olsun. Teşekkürler...

      Sil
    4. Açtım dinliyorum kaydı ve ba-yıl-dım! Çok da benzer yanlarımız var. Bana babam bir koli kitap vermişti kendi gençliğinden kalan. O kolideki kitapları okumayıp sömürdüğüm yaz günlerini hatırlıyorum. Sonra kütüphaneyi keşfettiğim zamanlar... Kütüphane memuru kadını bıktırışım :))) Ama benim memurem başka bir yol bulmuştu benden kurtulmak için: normalde bir seferde en fazla 3 kitap veriliyorken o bana 5 kitap vermeye başladı :D Pazartesi aldığım 5 kitabı, Cuma iade ediyor; Cuma aldığım 3 kitabı da Pazartesi iade ediyordum. Kadın başlarda bana deliymişim gibi bakıyordu ama zamanla o da alıştı :) Ortaokul ve lise hayatım boyunca böyle devam etti. O kadar keyifle dinliyorum ki sizi şu an, bitecek diye üzülüyorum. Çok keyifli, çok teşekkürler paylaştığınız için :)

      Sil
    5. Ah çok sevindim sizi sıkmadığıma ve keyif aldığınıza. Kitapseverlerin mutlaka ortak yönleri çıkıyor bir şekilde.
      Çok teşekkür ederim ilginize...

      Sil
  6. Bence o kayıt bu yazının altına yakışırdı:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Denedim ama ekleyemedim ne yazık ki, dinlemek isterseniz mail adresi yazarsanız yorumu yayınlamam ve yollarım size mp3 ünü...

      Sil
    2. Dinledim ve az önce bitirdim ama niye bitti diye kala kaldım; abarttığımı sakın düşünmeyin, iltifat asla değil. Radyo televiyon hayalimin mesleğiydi, onu okumak istiyordum ama babamın çok biçimsiz zamanda ölmesi başka tarafa, doğrudan iş hayatına sürükledi beni. Yerel televizyonlarda işimin boşluklarında gönüllü yönetmenlik yaptım, alaylı eğitimimle eğitim de verdim çünkü daha TRT yayını bile gelmemişken başta Rus televizyonu olmak üzere yabancı kanalları izlerdik ve benim o günlerim neredeyse apartmanın çatısında antenle uğraşıp kanal bulmakla geçerdi, o derece tutkuluydum, bir şeyler öğrenim diye. Yerel radyoların ilk yıllarında çok destek verdim radyolara, okullu olamasam da iki konuda ne bulsam okumuştum, bir kameram vardı falan. Kısacası anlarım bu işten:) Muhteşemdiniz, sunucu ritminiz karşısısında o kadar yavaştı ki... dinlerken fikrim hep dürttü beni, dedim Sevgili Leylak Dalı arada podcast yapmalı, ritminiz hiç düşümüyor, ses tonu konuşma akışı falan şahane, e mizah hamdolsun; dedim o zaman daha ne olsun:) Çok keyif aldığımın altını bir kez daha çizip çekiliyorum, çok teşekkür ederim:)

      Sil
    3. Buraneros ben çok teşekkür ederim asıl, mahcup oldum takdir edici sözlerinize. Kendimi dinledikten sonra çok ve hızlı konuştuğuma karar vermiştim aslında :) Sevdiğim bir konu olunca gözüm dönüyor galiba, kendiliğinden çıkıyor sözler ağzımdan. Sunucudan utandım gerçekten dinleyince, kadını konuşturmamışım neredeyse :) Üstelik ünlü bir sunucuydu ve dayımın arkadaşı çıkmış, epey muhabbet etmiştik öncesinde. Kitabım çıktıktan sonra yine TRT'Den başka bir kitap programından aranmıştım, o zaman da telefon bağlantısıyla yine canlı 10 dakikalık bir katılımım olmuştu. Onun podcasti geldi mi hatırlamıyorum bile. Bunu da unutmuştum şalanj sorusu düşürdü aklıma, gündeme geldi yeniden.
      Günlerdir yağan Antalya'dan güzel dilekler yolluyorum...

      Sil
  7. Böyle bir yayına katıldığını biliyorum tabii ki, ama dinlemiştim. Ben de isterim Leylakcığım, zahmet olacak. :)

    YanıtlaSil