.

.
.

18 Ağustos 2011 Perşembe

SENİ SEVİYORUM MAHALLEM(!)

Dün gece, saat 03.00'e doğru uykum geldiğinden değil de yatmak adet olduğundan girdim yatağa. Girdim de ne oldu, döndüm durdum yatağın içinde bir o yana bir bu yana. Bir ara, şöyle 1-2 dakika filan dalmışım galiba garip bir de rüya sıkıştırıverdim o araya. Kuzenlerden biri evleniyormuş güya, evlendiği kişinin babasının mesleği şu bildiğimiz eski tip hamam takunyalarının tahtalarına motifler basmakmış. Böyle bir meslek duydunuz mu dostlar? Sıra sıra takunyalar gördüm rüyamda, siyah desenler basılmış tahtadan, otomobil lastiğinden yapılma bantlı. Yakında Qunegond'a fark atmaya başlayabilirim garip rüyalar görme konusunda. Nedir şimdi bu?

Her neyse takunya mevzuundan gerçek hayata dönüş operasyonum "10.Yıl Marşı" eşliğinde oldu. O bir-iki dakikalık takunya soslu uykunun sersemliğiyle bir an Kenan Doğulu konserinde sandım kendimi ama yok ses hayli yakından geliyordu, öyle stadyumdaymışız gibi falan bir durum sözkonusu değildi. Hele baslar neredeyse kulağımın dibinde zangırdamaktaydı. "Acaba" dedim "hala rüyadayım, takunyacı kayınpederin oğlu da şarkıcı falan mı?" Sonra birden 10. Yıl Marşı sustu, Mehter Marşı başladı. Bu defa fena ürktüm, "Allahını seven kaçsın, küffar bastı mahalleyi, cenk başladı" diye çığlık atacaktım neredeyse. Kendimi yataktan zor attım karanlıkta sağa sola çarpa çarpa salon penceresine koştum. Ben pencereye yaklaştıkça sesin volümü arttı. Tülün arkasından baktığımda yan apartmanın balkonunda oturan iki kişi gördüm ve sonuna kadar açılmış bir müzik setinden sesin yayıldığını anladım. Balkonda demlenen karşı cinsten iki vatandaştan biri müziği idare etme ve balkona bayrak asma görevini üstlenirken diğeri aklına gelen herşeye ve herkese avazı çıktığı kadar koymakla meşguldü. Bazen hızını alamıyor ayağa fırlayıp balkon duvarından aşağı sarkıp yoldan geçtiğini varsaydığı hayali kişilere bağırıp çağırıp küfrettikten sonra etrafa "Nasıl ama ben adamı böyle yaparım" bakışları fırlatarak şişesinden yeni bir yudum alıyordu. Yönelttiği kişilerin karşısında olmamasından yararlanarak küfür dozunu arttıran değerli(!) komşumuzun bu taşkınlığının sebebinin dünkü şehitler olduğunu anlamıştık anlamasına da bu tepkinin kime ve nasıl bir faydası olduğunu çözememiştik. Şişede durduğu gibi durmamak ve ağzının dışındaki yerlere içmek deyimlerinin tam karşılığını veren arkadaş küfür hazinesinin en değerli parçalarını asfalta doğru saçarak kendini tatmin ederken devreye polisler girdi. Muhtemelen rahatsız olan komşular tarafından aranmıştı. İlk gelenler balkonun altından sakin olmasını rica ederek gittiler. Onlar gelmeden esip yağan vatandaş "tamam abicim" pozisyonuna geçiverdi, devriye arabası uzaklaşır uzaklaşmaz da sinkaf fırtınası yeniden başladı. İkinci ekip zili çalıp daire kapısına kadar çıktı, orada ne oldu bilemiyorum ama o ekibin ardından aynı şeyler tekrarlandı. Kulaklarımız Mehter ve 10.Yıl Marşı ile cilalanırken nakarat olarak da muhtelif küfürler dinlemekteydik, ortaya gelmedik ne ana, ne bacı, ne ebe kaldı. Kahraman komşumuz son parti polis ekibinin farlarını görür görmez evin ışıklarını söndürüp içeriye girdi. Ondan kalan boşluğu hemen akabinde gelen davulcumuzun kakafonik tokmak sesleri doldurdu. 

Tanık olduğum olayın iğrençliği, olayın kahramanının üzüntüsünü dile getirme biçiminin rezilliği ve ne yazık ki ertesi gün bu kişinin aramıza sıradan bir insan gibi karışacağının endişesi zaten olmayan uykumu iyice kaçırdı. "Allah encamımızı hayretsin" diyerek yaktım ışığı ve aldım elime Seray Şahiner'in "Hanımların Dikkatine" isimli öykü kitabını. Uyku mu? O ancak sabah 06.30 civarında uğradı kısa bir süre de olsa yanıma...

Not: Resimdeki Snoopy'ye ne kadar özendiğimi tahmin ediyorsunuzdur herhalde...

14 yorum:

  1. Benim içmeden o adamların yaptıklarını yapasım var da, yeterince küfür bilmiyorum:(

    YanıtlayınSil
  2. Nedukcum,
    Gözünü seveyim yapma, iğrenç ötesi bir durumdu. insanları rahatsız etmekten başka birşeye yaramadı. Ayrıca sen öyle birşey yapabilir misin yahu:))

    YanıtlayınSil
  3. Ah, şu olaylar çıktıkten sonra polis gelince hiçbir şey yokmuş gibi davranmaları var ya. Çok siniri ediyor beni. Benzer bir "küfürlü" olay yazın başlarında bizim de başımızdan geçti, az kalsın kavga çıkıyordu mahallede.

    Bugün mışıl mışıl uyursunuz inşallah. İyi dileklerim sizinle. Bu arada blogumda yeni bir yazı dizisi başlattım. Gelip yorumlarsanız çok sevinirim. Bakalım beğenecek misiniz?

    Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  4. 1-Takunyalara motif basma mesleği ne yazık ki silinip giden mesleklerden bence eskilerden vardır mutlaka bi bulabilsek yakınırlar bu mesleği aktaracak öğretip gösterecek mirası devralacak bir yeni yetme yok diye. Rüyanda görme olayına olayına gelince yeni güler sabancı mı doğuyor yoksa ?
    2-Şu sarhoşa bayıldım ben ya, yazını okurken gözümden gelen yaşlar da cabası. birde sarhoşların "küfür ederken kendimde değildim" bahaneleri nasıl da polis varlığıyla geçiveriyor. Türk kahvesinden sonra sarhoşu kendine getiren 2.şık polisimizin olduğunu anladım... Sarhoşa selam varsa eksiği meze, kaset falan takviye edivereyim..

    YanıtlayınSil
  5. Bu ne be, çok saçma...Güya yenilendi dünyanın anlayışı şimdi öyle mi.
    Bu arada kakafonik ne yahu,güldürdün yine Nurşen Ablam :D

    YanıtlayınSil
  6. Süper eğlendim ben ya, keşke kameraya alsaydın,internette tıklanma rekoru kırardın :))

    YanıtlayınSil
  7. Sevgili Leylak hanım :)

    Uykusuz kaldınız biliyorum ama, bu olayı yaşamasaydınız, bize nasıl o güzel anlatımınızla aktarırdınız ki.
    Güzel bir Türk filmi geldi gözümün önüne, sahneledim hemen.
    sevgiler

    YanıtlayınSil
  8. Leylak Ablam, Asortiğe katılıyorum gerçi çok güzel anlatmışsın ama valla tıklanma rekorları kırardın, hem komşularada kıyağın olurdu, cümle alem duyardı seslerini:))

    YanıtlayınSil
  9. Ay ben ürperdim. İçerlerde bir yerde sinmiş kalbi küt küt atan bir karısı varmıydı acaba...

    YanıtlayınSil
  10. ben de mahalleme bayılıyorum özellikle canları her istediğinde havai fişek atıp köpeğimi delirten mahallelime bayılıyorum :)

    şaka bir yana da 29 yılımın geçtiği varoşumsu mahallemi her şeye rağmen severim :)

    bu arada güzel bir yazı olmuş keyifle okudum. takipteyim

    YanıtlayınSil
  11. Ne acımızın ne sevincimizin sınırlarını biliriz. Öyle bir millet olduk işte. Bende dün korkunç sinir harbindeydim ama tek yapabildiğim şehitlere okumak, analara ağlamaktı:(
    Fazlasını bilmem ama bildiğim kadarıyla sebep olanlara da sövmekti.

    YanıtlayınSil
  12. sarhoşun ışığı kapatmasına çok güldüm anlatımınızda çok hoş olmuş.Ben sizi takip ediyorum lalenin kuzeninin eşiyim.

    YanıtlayınSil
  13. Ay bizim mahallede onun dişi versiyonu var... Kadının evi bizim salonun baktığı taraftaki sokağa bakıyor. Yatak odamız ise arkada onunla ilgisi olmayan başka bir sokağa bakıyor. Ama ben yinede onun sesi ile uyanıyorum. Sanırım bir gün bizim balkondan karlı apt ye uçuş yapacağım...
    Dün kızına İzmir köfte tarifi verdi. Patatesleri yuvarlak yuvarlak kes hah köfteleri üzerine dizdin miii demesi var. Sanırsın dövüyor.
    hahah bizim Kuzenin Eşi de gelmiş. Şu şahane fasulye diblesini yapan henfendidir...
    Öptüm çok leylak Dalıcım...

    YanıtlayınSil
  14. Bloğunuzu çok beğendim... Yazılarınız ne kadar anlamlı ve ders verici... maalesef millet olarak ne acımızı nede sevincimizi yaşamayı bilmiyoruz...

    YanıtlayınSil