.

.
.

27 Ağustos 2009 Perşembe

GÜLLAÇ TEYZE


Kaynaklar her ne kadar güllacın saraydan çıkma bir tatlı olduğunu söyleseler de o benim için herzaman, buruşuk ama akça pakça yüzünde gözlerinin içi gülen, anaç, sevecen hamarat bir köylü teyzedir. Ailecek pek severiz kendisini ve özellikle yılın bu ayında sık sık evimize konuk eder, soframızın baş köşesine oturturuz. Bu akşam da bize gelmek arzusunda olduğunu duyunca hazırlık için alışverişe çıktım. Dönüşümden kısa bir süre sonra da Güllaç teyzem bizdeydi yukarıda görüldüğü gibi. Onunla ilgili hazırlıkları daha sonra yazacağım önce sokakta neler gördüm anlatmak istiyorum.

İki gündür evden çıkmıyordum, insan tembelliğe alışıyor böyle olunca, hayli ayak sürüdüm çıkana kadar. Sonunda giyinip attım kendimi dışarı, daha bir blok gitmeden komşu apartmanın alt katındaki çamaşırhaneden (şimdi laundry diyorlar nedense) gelen mis gibi parfümlü yumuşatıcı kokusu keyfimi yerine getirdi, iyi ki çıkmışım dedim, bilgisayarın esaretinden kurtardım kendimi. Sonra yolda gördüğüm beni neşelendiren şeyleri fotoğraf makinesiyle olmasa bile gözümle kaydettim. İşte günümü canlandıran durumlar:

-Üstgeçit daimi esnaflarından tombul "Boncukçu Cüce" ile "Mısırcı Kapıcının Kızı", biri mısır kazanının diğeri boncuk yaygısının başında karşılıklı taburelere oturmuşlar ellerinde birer külah dondurma Sayısal Loto'nun bu haftaki ikramiyesi üzerine ciddi bir sohbete dalmışlardı. İlk kez kavga halinde görmediğim için çok şaşırdım, normalde birbirlerini yerler. Görüntüleri çok hoştu, biri 40'lı yaşlarda, diğeri henüz 13-14 olan aynı boyda iki kişi bir yandan dondurma yalarken bir yandan da hararetle zengin olma hayali kurmaktaydılar.

-Biraz ilerlediğimde karşıma üç siyahi genç çıktı. Hayli koyu tenleri, rastalı saçları ve üzerlerine giydikleri parlak, kırmızı, sarı ve mavi renkteki t-shirtleriyle reklam afişi gibiydiler. Gözüm, gönlüm açıldı.

-Yüksel Caddesi'nin girişinde yere çökmüş kavruk bir adam dikkatimi çekti, önünde büyükçe bir koli ve içinde sopa benzeri birşeyler vardı. Yaklaşınca ağzım bir karış açık kaldı, kolinin içindekiler neydi ve adam onları satmaya çalışıyordu. Neyin sesindeki ulvilik, içine yerleştirildiği pırtık koli ve kılıksız, kavruk adam. Umulmayan taşlar baş yararmış.

-Kitapçıya gitmek için köşeyi dönüyordum ki 8-10 yaşlarında 2 kız çocukları olan bir aile çıktı karşıma, önümden yürümeye başladılar. Baba kızlardan büyük olanına sordu: "Biz kaybolsak misafirhaneyi bulabilir misin?" Belli ki başka bir kentten gelmişlerdi. Cingöz bakışlı kız küçümseyerek güldü ve şöyle dedi: "Koskoca adamlarsınız, niye kaybolacaksınız ki?" Baba bozuldu, soruyu değiştirdi: "Yani sen kaybolsan?" Kız da cevap mı yok: "Koskoca adamlarsınız, çocuğunuza sahip olamayacak mısınız ki kaybolayım?" Kahkahalarımı zor bastırıp çocuğu alnından öpmek isteğimi içime atarak kitapçıya girdim.

-Kitapçıda sürpriz olarak çıktığından haberimin olmadığı Oya Baydar'ın yeni kitabı beni bekliyordu. Yanına 2 de kardeş katarak kasaya koştum.

-Güllaç Teyzeyle randevum için markete girip sebze reyonuna geçtim. Süslemek için turfanda narlardan bir tane alırken minik bir oğlan çocuğunun daha da minik parmaklarıyla bir poşeti açmaya ve içine iki tane nar koymaya çalıştığını gördüm. Bir türlü beceremiyordu ve sonunda annesini yardıma çağırmıştı ki irikıyım babası gürledi: "Koyamadın mı daha poşete, sen benim ne kadar sinirli olduğumu bilmiyor musun?" "Biliyorum" dedi çocuk "Zaten o yüzden annemi çağırdım yardıma, şimdi babam sinirlenir diye". Öpmek istediğim çocuk sayısı ikiye çıkmış ama kahkahalar yine içimde kalmıştı.

Bir güne bu kadar eğlence yeter diyerek döndüm eve, Güllaç Teyzemi hazırladım. Tarife gerek var mı, paketin üstünde yazıyor zaten. Ben ekstra olarak 1 küçük paket süt kreması koyuyorum arasına, daha lezzetli oluyor.


Fotoğraftakiler kendimi mutlu etmek için aldıklarım: Bir saksı mis kokulu fesleğen, Oya Baydar'ın son kitabı Çöplüğün Generali, Jale Sancak'tan Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar, bir de Halikarnas Balıkçısı'nın kızının anıları.

Güllaç Teyzem hepinize sevgilerini yolluyor...

14 yorum:

  1. Biraz çönce Rayegan'la konuştuk. Yazılarının nasıl zevkle okunduğunu. Sadelikte yakalayabildiğin güzelliği. Bu gün pastanede yaşadığım bir olayla daha doğrusu bir grup insanla ilgili olarak dedim ki.. Keşke Leylakçığım yaşasaydı bunları nasıl güzel anlatırdı..Adeta bekliyorum yazılarını ve hemen koşuyorum okumaya.Kitaplara olan ilgin ve paylaşman.Ya o güzelim güllaç teyze. Bende de var ama, benimki yüzsüz ve ruhsuz. (Allahtan tadı yerinde):)))
    Ellerine sağlık ve iyi geceler...

    YanıtlayınSil
  2. Şahanesin..şahane..eğlenceli bir tatlı olmuş..hem ye..hem gülümse...

    YanıtlayınSil
  3. yerim onu ya nasıl severim kendisini :)
    hürmetler :)

    YanıtlayınSil
  4. Güllaçın saray tatlısı olduğunu duyduğumda ne menem bişidir bu diyerek Sevinç Pastanesinde yemiştik arkadaşımla.
    Bana daha çok sütle ıslatılmış yufka yiyiyormuşum hissi verdi.
    Gerçi sütlü tatlı severim -sütlaç hariç- yine
    bir yerde önüme gelirse yerim ama kendim yapmayı düşünemiyorum.
    Şimdi böylesine kötü bir yorumu yazarken bile o tatlıya karşı sanki nezaketsizlik yapmışım gibi geliyor :(

    YanıtlayınSil
  5. Güllaç teyzeye bayıldım öğretmenim,şifa olsun.Öpülesi çocuklara ise hayran oldum iyi iyi demek ki işimizi iyi yapıyoruz :))Sevgilerimle Zehr@

    YanıtlayınSil
  6. Güllaç teyze çok güzel olmuş. Gerçekten teyze olmuş. Yazılarını zevkle okuyorum.

    YanıtlayınSil
  7. Hımm olsa da yesem:)

    Bu teyze nasıl yenir ki şimdi ayıp olmaz mı ona:)



    Cumartesi uygun musun? Gülen'le buluşmayı düşünüyoruz?

    Sevgiler

    YanıtlayınSil
  8. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  9. sEVGİLİ ARKADAŞIM ELLERİNE SAĞLIK.
    sEVİLAY

    YanıtlayınSil
  10. güllaç bizim de en favori tatlımız. Niye ramazan dışında yapmayız acaba. Çöplüğün Genaralini şimdi inceleyip, listeme almıştım, ne tesadüf. Sevgiler

    YanıtlayınSil
  11. Angel dışında güllaç sevmeyen yok galiba hepinize afiyetler olsun.

    Asumancım ben de senin yazılarını aynı zevkle okuyorum ve güllacının lezzetinden eminim yüzü olmasa bile.

    Lale Hanım iyi okumalar, okuduktan sonra tartışırız kitap hakkında.Şanına layık bir ayraç eklersiniz artık okurken, benim de ayraç koleksiyonum vardır, bayılırım o minik şeylere.

    Mahperi teşekkürler güzel sözlerin için.

    Stil Direktörü, Funda, Çınar keşke şuradan bir dilim uzatabilsem.

    Zehra öğretmenim o çocuklar sizlerin yaş grubunda (yanılmıyorum değil mi), keşke benim elime de sizin yetiştirdiklerinizden geçseydi.İyi bir ilkokul öğretmeni benim gözümde kutsaldır ve belki insanın hayattaki en büyük şansıdır. Ben o şanslı gruptan oldum ne mutlu ki. Kemikleri bile kalmamış ilkokul öğretmenimi her düşündüğümde içim sımsıcak olur. Eminim ki öğrencileriniz de sizin için öyle düşünüyordur. Benimki Meslek lisesi malum, hele ki bizimkine suyunun suyu geliyordu:(

    Şenizcim ya güllacı neden sevmedin. Bak teyzem dertlendi şimdi:) Senin yediğin yerde iyi yapamamışlardır onu. (hala ısrardayım bak, illa sevdirecem) Ne yapalım sana da başka tatlı yaparız, sevgiler...

    YanıtlayınSil
  12. Aman da aman Nefisemi atlamışım. Canım benim benim güllaç kaça geçer senin becerilerinin yanında. Kendine ve beline dikkat et. Umarım düzelmiştir...

    YanıtlayınSil
  13. Güllaç Teyzeye sözüm yok zaten, ben de pek severim kendisini, amaaa, çok güzel kitaplar seçmişsin, okuduktan sonra görüşlerini alayım olur mu Nurşen'ciğim?
    Sevgilerimle...:)

    YanıtlayınSil