.

.
.

1 Nisan 2025 Salı

GÜLE GÜLE MART / 1 NİSAN

Bayrama benzemeyen bayramın son, yeni bir ayın ilk gününe geldik. Bakalım baharın benim için en güzel ayında (çünkü zamanında bana kardeşimi getirmişti) bizi neler bekliyor, umarım Mart gibi üzmez.

Genel olarak bayramlara bayılmam ama bu bayram gerçekten baydı. Hem ülke gündemi, hem havanın nanemollalığı, hem çocukların yanımızda olmaması daralttı ruhumuzu, üstüne bir de dün sabah Volkan Konak'ın ölüm haberi "E ama yani" dedirtti. Nerede gördüm hatırlamıyorum, blog mu, Instagram mı, Facebook mu, yazan kişi okuyorsa eğer affına sığınıyorum, birisi mealen şöyle yazmıştı; "Kendimi takvim gibi hissediyorum, bu insanlar öldükçe yapraklarım birer birer kopuyor sanki". Ne kadar doğru. Daha Edip Akbayram'ı hazmedemeden bir de Volkan Konak, ne diyeyim huzurla uyusun dilerim.

Instagram deyince şöyle bir şey oldu, eminim size de oluyordur. Birkaç yıl önce bir arkadaşın annesine bayram ziyaretine gitmiştik ve bize çayın yanında bir tatlı ikram etmişti. Boşnak kökenli idi teyzemiz ve o yörenin tatlısı olduğunu söylemişti. Bayramın birinci günü Ramazan'da arkadaşları davet ettiğim iftar yemeğinden artan 3 parça güllaçla tatlı yaparken aniden aklıma geldi ama adını bir türlü hatırlayamadım. Epey düşündüm, sonra da gündelik telaşla aklımdan silindi gitti. Dün sabah Instagram'da dolaşırken şak diye bir tatlı tarifi çıktı karşıma, neydi bu tatlı, benim dün düşünüp de hatırlayamadığım "Kaymaçina". Bu sanal ortamlar bizim zihnimizi okuyor olabilir mi, siz ne dersiniz, bu ilk değil, pek çok kez karşıma çıktı bu tür şeyler ve beni oldukça rahatsız ediyor.

Geride bıraktığımız ayın son on gününde yaşananlar malum; kızgınlık, kaygı, huzursuzluk, üzüntü, heyecan, umut gibi karmaşık duygularla çalkalandık durduk. Gündemimiz değişti, tepetaklak oldu, ilerleyen günler de çok şeylere gebe görünüyor. Bütün bunların dışında bir Mart dökümü yapacak olursam sanatsal ve kültürel anlamda Şubat'ın benden çaldıklarını Mart geri verdi diyebilirim. Hastalık nedeniyle iptal ettiğim etkinlikleri, geri verdiğim biletleri, aklımın kaldığı gösterimleri bu ay telafi ettim:

İki oyun izledim; "Gramofon Hala Çalıyor" ve "Therese Raquin/Bir Cinayetin Anatomisi". Özellikle ikincisini çok beğendim. Bir oturumda iki bale, "Paquita" ve Bir Yaz Gecesi Rüyası" iade edilen biletlerdendi, oldukça güzeldi. "Aşk-ı Memnu" ünlü romanın opera düzenlemesi idi, ne yalan söyleyeyim pek sevmedim. Ve son olarak bir müzikal, "7 Kocalı Hürmüz". Daha önce tiyatro oyunu olarak izledim, TV'de pek çok kez denk geldim ve son olarak müzikalini de deneyimleyerek Hürmüz Hanım'la vedalaştım. Eğlenceli idi haliyle, oyuncular başarılıydı ama fazla uzatılmış geldi, sona doğru sıkıldım. 

Bu ay da film izleme konusunda kendi rekoruma yanaştım, Şubat'ta 18 film izlemişim, Mart ayında 4 eksiğiyle 14 oldu:

En sevdiklerim, "I'm Still Here", "Central Do Brasil", "Festen", "Wajib" ve "Other Peoples Children" oldu. 

Hızımı alamadım birisi bayramın ilk günü olmak üzere 4 tane de dizi izledim:

Hepsi Netflix'den görüldüğü üzere ve haklarında çok konuşuldu ilk üçünün. Sonuncusu ise "Genç Kızların Rehberi" adını taşıyan, sade suya tirit bir İspanyol dizisi, hep sağlıklı sebze yenmez ya, arada abur cubur da atıştırmalı 😂 Bayramın kasvetini biraz renklendirdi.

Gelelim kitaplara, bu ay 6'da kaldım ne yazık ki, olsun Nisan ayında telafi ederim:

"İrlanda Defteri" en sevdiğim oldu. Onu "Kurtların Tarihi ve "Yabancı Kucak" takip etti. "Ertuğrul Osman/Şehzadenin Yüzyılı" ise ilginç bir okumaydı, 2. Abdülhamit'in torunu Ertuğrul Osman'ın günlüklerinde kendi bakış açısından dedesini ve Osmanlı'nın son dönemini okuduk, ayrıca yaşamlarının ne kadar lüks olduğunu da bizzat kendi kaleminden öğrendik. "Uyku Krallığı" Kerem Eksen'den okuduğum ikinci kitaptı ama ilki kadar sevemedim. "Murdo" ise çok tatlı bir çizgi romandı. 

Bu ay Storytel'e tek bir kitap dinleyebildim, 22 saatlik bir klasik: "Suç ve Ceza". Erdem Akakçe'nin olağanüstü seslendirmesi ile nefis bir dinleme oldu:


Mart ayını kapatırken Nisan'ın umutlarımızı, hayallerimizi gerçekleştirmesi, ülkeye huzur, barış ve adalet getirmesini diliyorum...


10 yorum:

  1. Eşzamanlı olarak mart ayı dökümünü yapmışız. :) Filmleri not alacağım. Tavsiyeler için teşekkürler. Nisanı ben de severim. Bana da kızımı getirdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle olmuş gerçekten :) Nisan bu sefer de güzellikler getirsin o zaman...

      Sil
  2. Sorunuza bir nöropsikolog olarak cevap vereyim :))) Tamamen algıda seçicilik.. Şöyle ki bu tatlı benim aklımdan geçmediği halde, benim de karşıma çıktı çünkü Ramazan'da malumunuz vücutta şeker düşüyor, tatlı yeme / alma / yapma oranları katlanarak artıyor ve insanlar da internette her gün güllaç yeteriniz dedikleri için tatlı tarifleri arıyorlar. Bir bölgede birçok insan aynı tarifi aradıysa, algoritmik olarak sizin de arayabileceğinizü düşünen sistemin yapay zekaları da bu şekilde genelliyorlar sizi.. Ben de türkçe sitelere girip çıktığım için sanırım beni de aynı gruba genellemişler. Şimdi sorsak burada eminim birçok kişi bu tatlıyı ay boyu en az bir defa görmüştür.. Yani daha zihin okumaya var.. Olmayacak değil, eminim o da olacak ama henüz değil....
    Güel geçmiş ayınız, sanırım bol bol yazmışsınız, şimdi geriye dönüp bir bakayım neler olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. C'cim, güllaç değil karşıma çıkan, arkadaşın annesinde yediğim "Kaymaçina"nın tarifi, aklıma getirememiştim ismini ve bir süre düşündüm neydi diye, ertesi gün pat karşıma kaymaçina tarifi çıktı, o yüzden ürktüm. Yoksa senin yazdığın şeylerde haklısın. Valla bilmiyorum bazen paralel bir evrende yaşadığımızı düşünmüyor değilim.
      Bol bol yazdık bu ay, iyi geldi esasen bir nevi terapi gibi. Sen de hoşgeldin aramıza tekrar, sevgiler...

      Sil
    2. C'cim bu blogspot'ta demans başladı galiba blog sahibine bile sen kimsin diye soruyor günlerdir :) Yukarıdaki yorum da bana ait anlamışsındır gerçi ama yine de yazayım dedim...

      Sil
  3. Merhabalar.
    Yazınızın ilk cümlesinden "...Bayrama benzemeyen bayramın son, yeni bir ayın ilk gününe geldik..." çok etkilendim. O kadar çok etkileyiciydi ki bu cümle tevilinden ele alınarak yazılmaya başlansa kocaman bir kitap olurdu.
    Çok yakında kaybettiğimiz sanatçılarımıza, Allah'tan rahmetiyle muamele eylemesini niyaz eder, yakınlarına ve sanat camiasına da başsağlığı ve sabırlar dilerim.
    Sayılı günler çok çabuk geçiyor. Aslında ömrümüz de bir sayılı gün, ama biz onun sayısını bilemediğimiz için, aynı kategoriye girmiyor.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Memleketin hali bayram yapacak hal mi bıraktı Recep Bey? Ne diyeyim daha coşkulu bayramlar görürüz umarım. Bu aralar her şey çok tatsız, vakitsiz ölümler de tuz biber ekti üstüne.
      Allah kimseye muhtaç etmeden kalan ömrümüzü sağlıkla geçirmek nasip etsin. Bizden de selamlar, saygılar...

      Sil
  4. yine aşmışsınız kendini öğretmenim, süpersiniz vallahi.
    bayram bayram gibi değildi hiç ne diyelim, kötü günlerin bitişi olarak hatırlarız ileride bu bayramı dilerim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ruh daralınca genişletecek yer arıyor işte Şulecim, ben de bunlara sığınıyorum. Dileğine can_ı gönülden katılıyorum...

      Sil
  5. Maşallah, maşallah dolu dolu bir ay geçirmişsiniz.

    YanıtlaSil