.

.
.

21 Mayıs 2024 Salı

OLAN, BİTEN / 21 MAYIS

Mayıs ayı son derece hareketli geçiyor. Arkadaşlarla buluşmalar, hasta ziyaretleri, yayla kaçamakları, bir takım sürpriz çalışmalar, denize karşı kahveler ve Uluslararası Tiyatro Festivali gösterimleri. Ayrıca daha iki haftamız var, başka etkinlikler de çıkabilir.

Hafta sonu önce kuaföre gidip çayır gibi uzayan saçlarımı boyattım. Boyamı dudaklarına dolgu yaptırıp kendini ördeğe döndürmüş, üç santim uzunluğunda leopar desenli tırnaklarla vahşileşmiş kalfa yaptı. Kafa derim yüzülmeden sıyırdım bereket. Gencecik yaşta bu kadar müdahaleyi ben anlayamıyorum desem "Boomer" diyecekler, iyisi mi susayım. 

Akşamına festivalin ilk gösterimi vardı ve festivalin şanına yakışır bir izlekti. "Orthemis Orchestra" isimli bir İspanyol Oda Orkestrası, Jordi Purti şefliğinde "Desconcerto" isimli bir konserle bize hem Klasik Batı Müziği'nin en hit parçalarını dinletti, hem de yaptıkları atraksiyonlarla gülmekten kırıp geçirdi. Dakikalarca ayakta alkışlandılar.


Görseller: Buradan 

Etkinlikler esnasında fotoğraf çekmiyorum artık, gözlerimle hafıza kamerasına almayı tercih ediyorum. Görsel nasılsa bulunuyor internet denen gayya kuyusunda. Bu akşam da Polonya Ulusal Aktör ve Kukla Tiyatrosu'nun bir gösterisini izleyeceğiz. Umarım bizi ilgilendirmeyen yas engel olmaz. 

Saksıda büyüttiğim papatyalarım coştu bu ara, baktıkça neşeleniyorum. Neredeyse ölmek üzereyken eve gelen petunyalardan umudumu kesiyordum ki dün mor bir çiçek açarak sevindirdi. Bir sürü de tomurcuk patlatmış. Lakin tomurcuklu gelen lavantalardan umut yok, hayatlarını yaprak olarak sürdürmeyi düşünüyorlar, olsun, yaprakları bile kokuyor.


Kitaplar konusuna gelirsek, işler hala kesat. Gerek ayın getirdiği hareketlilik, gerek gözümde devam eden sıkıntı, gerekse bilgisayar başında yapmam gereken bazı düzeltmeler kapasitemi sınırladı. Üstelik bu zamana kadar okuduğum 5 kitabın hiçbiri tat vermedi. Neyse ki şu anda elimde olan Veronica Raimo'nun yazdığı, Eren Cendey'in Türkçe'ye çevirdiği "Yalan Dolan" "Oh, sonunda!" dedirtti. Umarım böyle devam eder.

Antalya iki gündür fena halde nemli ve sıcak, kahküllerimden yana dertliyim, sırılsıklam olup gözlerime giriyorlar, o yüzden birazdan kuaföre gidip biraz kısaltmak niyetindeyim. Hepinize sevgiler yolluyorum...



4 yorum:

  1. ay o uzun yapma tırnaklarla nasıl yaşıyorlar vallahi anlamıyorum ben! kuaförlük mesela, nasıl yapıyor ki? ben de boomer kuşağındanım da haberim mi yok örtmenim :P
    çiçekler ne şahane :)

    YanıtlaSil
  2. Her şeyin fotoğrafını çekmek, dijital çöplük yaratmak gibi geliyor bana da artık. İzlemek, içinde kalmak, hatıralara nakşetmek bence de en güzeli :)

    YanıtlaSil
  3. Petunyanın kokusuna bayılırım, çok denedim ancak bir türlü balkonda yetiştiremiyorum. Artık uzaktan seyredip koklamakla yetiniyorum. Papatyalar nefis olmuş. <3

    YanıtlaSil
  4. Mayıs Ayı böylesine verimli ve dopdolu geçerse, hiç bitmesin ister insan tabii. Çiçekler bile o enerjiden paylarını almış görünüyorlar.
    Fotoğraf çekmek azalsa bile " Gözlerle hafıza kamerasına almak..." ne güzel bir deyiş.

    YanıtlaSil