Bayramın ikinci, müzikli meydan okumamızın son gününe geldik sevgili dostlar. Bayrama benzemeyen bayram rastık çekerekten, yastık dikerekten, sek sek sekerekten (hadi ordan be, ne sekmesi, yürüyebildiğime razıyım bu ara 😃) geçip gidiyor. Sabah kalkıp "Yeşilçam" dizisinin 6. bölümünü izledim, pek kiyifli, pek güzeldi. Biraz kısa, biraz kilolu olmakla birlikte Yılmaz Güney'i canlandırdığını düşündüğümüz oyuncuyu pek yakıştırdım. Çağatay Ulusoy ise hiç ondan beklemediğim bir performans sergileyerek alkışlarımı alıyor. Öğleden sonramı ise "El Planeta" isimli 2021 yapımı bir İKSV filmine ayıracağım, öncesinde ise biber dolması ve soğuk ayran aşı yapmam gerekiyor. Şimdiden alırım bir kolay gelsininizi.
Son günün soruları da biraz kazık, klavyemizin ve hafızamızın yettiğince cevaplamaya çalışalım bakalım. Kağıtları okuyunca Zihin Bey kardeşim sınıfı geçirecek mi, meraktayım 😃
17-Kalbini kıran bir şarkı:
Şarkılar niye kalbimi kırsın ki? Aksine en hüzünlüsü bile çatlak yerlerini yamar, okşar, sever, yatıştırır kalbimi. Bu soruya kişisel bir yanıt vermem zor ama boş kalmasın diye bir Yeşilçam klasiğinden, "Vesikalı Yarim" filminden bir şarkı dinleteyim:
"Çok eskiden rastlaşacaktık"
"Kalbimi Kıra Kıra"/Şükran Ay söylüyor:
18-Sesine hayran olduğunuz bir sanatçıdan bir şarkı:
Bizim kuşak Cem Karaca ve Barış Manço şarkılarıyla büyüdü. Kanımızın en hızlı aktığı, insanın gözünü yaşartacak kadar naif hayallerimizin olduğu zamanların arka fonuydu o şarkılar. Fikri anlamda Cem Karaca'ya yakındık, konserlerinde saatlerce bekleyip çılgınlar gibi eşlik ederdik. Barış Manço'nun giysileri, yüzüklü parmakları, parmaklarına hipnotize olmuş gibi bakarak oynatışı, ne bileyim saçı başı itici gelirdi ama sesi dinlediğim en iyi erkek seslerinden biriydi. Keza şarkıları da. Aşağıya eklediğim şarkı ilk dinlediğimden bu yana hala içimi ürpertir. Öldüğünde bu kadar üzüleceğimi düşünmemiştim. Sanırım gençliğimizden bir parçanın ilk kez kopuşuydu, ondan o kadar etkilemişti. Şimdi onun en sevdiğim şarkısını o güzel sesinden dinleyelim:
"Unutamadım"/Barış Manço
19-Çocukluğunuzdan hatırladığınız bir şarkı:
Bir zamanların TV showlarıyla ve şarkılarıyla ünlü İtalyan sanatçı Mina'nın "Zum Zum Zum" şarkısını ilk dinlediğimde ya ilkokul sonda ya da orta birdeydim. Nakaratındaki "zum zum zum" sözleri çok ritmikti ve çok hoşumuza giderdi. Diğer sözleri ağzımızda İtalyancaya benzetip yuvarlayarak ama zum zum zum derken zıpır zıpır zıplayarak söylemeye çalışırdık. Haydi dinleyelim:
"Zum Zum Zum"/Mina söylüyor:
20-Sizi hatırlatan bir şarkı:
Sürekli şarkı söyleyen biri olduğumdan pek çok şarkı, pek çok kişiye beni hatırlatıyordur eminim ama bunların içinde benim için en değerlisi kardeşimin küçükken dinlediğinde benimle bağdaştırdığı bir şarkı:"Gel Ey Denizin Nazlı Kızı". Dizenin devamındaki "nûş-i şarab et" kısmındaki "Nûş-i" sözcüğünü Nurşen olarak algıladığından şarkıyı benim için yazılmış sanırmış çok küçükken. Hoş neredeyse gerçek olacakmış, direkten dönmüşüm. Annem bana hamileyken büyük dayım mektup gönderip "Bebek kız olursa adını Nuşin koyun" yazmış. Nereden aklına geldiyse "nûşin", "içki içen, içki dağıtan" gibi bir anlamı var. Büyüyünce barmaid olmamı falan istiyordu sanırım 😃 Gerçi tatlı, hoş, güzel gibi bir anlamı da var ama ilk anda akla içkili olan geliyor. Bereket annem de, babam da mektuptaki "Nûşin" kelimesini "Nurşen" okumuşlar da doğar doğmaz alkol bağımlısı olmaktan yırtmışım 😂
İşte kızkardeşimin sözcüğü adımla bağdaştırmasıyla bu şarkı ikimizin arasında bir bağ oldu. Ne zaman dinlesek ben onu, o beni anar. Ben de böylece şarkıyı kendime mâlettim, haydi dinleyelim, Deniz Kızı Eftelya yıllar ötesinden söylesin. Madem beni hatırlatan şarkı tam olsun. Lisede takma adım Deniz Kızı Eftelya idi, zira sürekli kanto söylerdim:
"Gel Ey Deniz Nazlı Kızı"/Deniz Kızı Eftelya söylüyor:
Ve bir de Yaprak Sayar'dan dinleyelim:
Şarkılar eksik olmasın hayatınızdan...





























