.

.
.

1 Mart 2021 Pazartesi

1 MART (ŞUBAT OKUMALARI)

Yılın en kısa ayını Cevriye'yle, Tevriye'yle geçirdik. Şimdi haklarını yemeyeyim sayelerinde sosyalleştim. Kliniğe de gitmesem dünya yüzü göreceğim yok. Gide gele biraz hizaya soktum ikisini de, ara sıra mızırdansalar da eski edepsizlikleri kalmadı, yarın son darbeyi indirmeyi planlıyorum, bakalım el mi yaman, bey mi yaman 😃

Onun dışında okudum, izledim, yemek ve üstten üstten ev işi yaptım. Annem toz almamı söyler, sonra da yaptığım işi beğenmez, "okşamışsın" derdi. O hesap, ancak okşuyorum bu aralar evi. Pandemi döneminde en çok ev işleri yardımcımla pedikürcümü özledim 😃

Kitap meselesine gelince, gün sayısıyla orantılı oldu. "2666"daki iki bölümü ayrı kitap olarak sayarsak 8 kitapla kapatmışım Şubat'ı. Bakalım neler okumuşum:

-Daha önce de söz etmiştim "2666" 5 bölümlük dev bir kitap. Hacmi kadar okuması da biraz sıkıntılı, uzun monologlar, betimlemeler, ürkütücü, gerilimli ve ilginç konular ama bir şekilde merakla elden bırakılamıyor. Ayın başında 3. bölümü okuyup bitirdim: "Fate İle İlgili Bölüm". Amerikalı gazeteci Oscar Fate'in çalıştığı derginin ölen spor muhabirinin yerine bir boks maçı izleyip röportaj yapmak üzere yolu Santa Teresa'ya düşüyor ve burada önceki bölümlerden tanıdığımız Amalfitano ve kızı Rosa ile tanışıyor. Boks maçı ile ilgilenirken Santa Teresa'daki kadın cinayetleri dikkatini çekiyor, bunların da izini sürmeye çalışıyor. Gizemli ve gerilimli bir bölümdü ama ardından gelen "Suçlarla İlgili Bölüm" yani 4. bölüm tam bir ciğer sökülmesiydi. 400 sayfa boyunca en ufak bir yumuşatmaya gitmeden, edebi bir dil kullanmadan en ince detayına kadar kadın cinayeti okumak neredeyse kitabı elimden fırlatmama sebep olacaktı. Tecavüze uğrayan, bıçaklanan, kurşunlanan, hatta kazığa oturtulan, boğazı sıkılan, asit havuzuna atılan kadınları adeta listeler gibi kıyafetlerine varana kadar ayrıntılarıyla yazmış Bolano. Bölümün sonuna geldiğimde açık havaya çıkıp nefeslenmek ihtiyacı hissettim. İşin özü ilginç bir yazar bu Bolano dostumuz, size öyle acı bir ilaç sunuyor ki yutmak mesele ama gönlünüzle alıyorsunuz tüm acılığına rağmen. İlk bölümün ana temasını oluşturan yazar "Archimboldo ile ilgili Bölüm"le sonlanacak kitap, Mart sonunda bitirmeyi düşünüyorum bu devasa eseri, gerçekten çok ilginç bir okuma deneyimi oldu "2666" benim için.

-Orhan Veli en sevdiğim şairlerden biridir, genç yaşta, saçma sapan bir sebeple ölmesine hep yanarım. Seray Şahinler şairin hala hayatta olan kızkardeşi Füruzan Yolyapan'la yaptığı söyleşilere kendi araştırmalarını da ekleyerek "Ağabeyim Orhan Veli"yi yazmış. Aslında daha biyografik bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm ama anılar azınlıkta kalmış. Bir yerde normal, şairin erken ölümü ve kız kardeşinin yaşının küçüklüğü çok fazla anı birikimini engellemiştir belki. Kitabın anılar dışında kalan kısmı daha ziyade inceleme, yazarın edebi kişiliği, kitapları vs üzerine. Bu kadar erken yiten, bu kadar yetkin bir şairin hakkında yazılmış kitabı ince bir hüzünle okuyor insan...


-Haldun Dormen'in daha önce yazdığı anı kitaplarını okumuştum, son derece hareketli ve sanatla dolu bir yaşam tahmin edileceği gibi. "Yaşlanmaya Vaktim Yok"un girişinde aslında "yazacak her şeyi yazdım, bunu da ısrar üstüne gençlere tavsiyeler olsun diye yazıyorum" şeklinde anlaşılacak bir bölüm var ki nitekim kitabı okudukca gerçekten öyle olduğunu görüyorsunuz. Evet bazı anılar ve dostlarından bahsettiği bölümler olsa da genel anlamda gençlere tavsiye niteliği taşıyan bir kitap olmuş. Temiz ve akıcı bir Türkçe ile yazılmış olsa da siz sanatçının hayatıyla ilgili bir şeyler okumak istiyorsanız ilk kitaplarına başvurun derim... 

-Ferhan Şensoy'un tüm kitaplarını büyük bir keyifle okudum, okumadığım bir "Falınızda Rönesans Var" kalmıştı. Lakin diğerleriyle aynı hazzı vermedi. Sanırım gecikmeli okumanın verdiği, kitabın gündeminin geride kalmış olma hali biraz da bunun sebebi. Sorun yok, bazen oluyor öyle, Ferhan Şensoy okumaya devam...


-Yazarı "Kasım Yağmuru" isimli kitabı ile tanımıştım, Kuzey'e has, akılda zor kalan ismini görür görmez çağrışımla aynı kişi olduğunu anlayıp tereddütsüz aldım "Sessizlik Oteli"ni de ve haklı çıktım. Aslında kahramanın depresif ruh durumu ve gittiği ülkenin savaş sonu yaraları nedeniyle çok travmatik olmasına rağmen İzlanda sessizliği ve sakinliğinde yazılmış, okuyanı yormayan nefis bir kitap. İntihar etmeyi düşünerek yaşadığı İzlanda'dan ayrılıp savaştan yeni çıkmış bir ülkede (Bosna-Hersek) Sessizlik Oteli'ne yerleşen Jonas gittiği ülkenin yaralarının kendininkinden derin olduğunu görünce bir iç hesaplaşmaya girer. Sonrasını kitaptan okuyun, pişman olmazsınız...


-"Barbarları Beklerken" benim için biraz gecikmiş bir okuma oldu. Coetze'den okuduğum ilk ve tek kitap "Utanç" idi, sonrasında uzun bir ara verdim. "Barbarları Beklerken" de "Utanç" gibi yer yer sert bir roman. Hayali bir ülkede geçse de Güney Afrika olduğunu tahmin ediyorsunuz. Varlığını sürdürebilmek için hayali düşmanlar üreten ve barbarlara savaş açıp günahsız insanların ölümüne sebep olan bir yönetim ve onlara karşı çıktığı için benzer bir muamele gören adalet temsilcisi. İnsanı yer yer ürpertse de iyi bir okuma idi...

-İspanyol yazar Francisco Casavella ismi gibi eğlenceli bir kitap yazmış: "Eğlencelerin Sırrı". Hem kendisi hem de başkalarının "acaip" diye nitelediği Daniel'in büyüme hikayesi çok keyifli, okuyunuz. Keşke daha uzun olsaydı... 

Sadece kitap okumadım haliyle, 12 tane de film izlemişim cüce Şubat'ta. Bir Gürcistan filmi olan "Başlangıç", İngiltere'de yaşanan gerçek bir olaya dayanan arkeoloji ağırlıklı "The Dig",  konusunu "Kırmızı Pazartesi"ye benzettiğim "The Last Paradiso", çocukken izleyip şimdi sağlamasını yaptığım "Le Bonheur/Mutluluk", bir gençlik filmi olan "Ham On Rye", IKSV'nin "Oscar'ın Yabancıları" adı altında sunduğu filmlerden orta yaşı aşmak üzere olan iki lezbiyen kadını anlattığı "İkimiz", Mads Mikkelsen'in varlığıyla, hele de son sahnedeki dansıyla hayat kattığı bol alkollü "Druk", onca yıllık evlilikten sonra boşanıp kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan bir öğretim üyesi kadını izlediğimiz, nefis görüntüleriyle Fransız filmi "Gelecek Günler", ilginç bir düzenbazlığı izlediğimiz, her kahramanın kötü olduğu-ki Rosamund Pike bu filmle Altın Küre kazandı dün-"I Care A Lot",  kadın hakları üzerine bir Suudi Arabistan filmi "Mükemmel Aday", bir hırsızın saklamak için mezar süsü vererek çöle gömdüğü paraların üstüne o hapiste iken türbe dikilmesi ve hırsızın paralarını kurtarma çabalarını anlatan "Bilinmeyen Aziz" ve son olara Nükhet Duru'nun son albümünün belgeseli olan "Duru Olmak". Hemen hemen hepsi de güzeldi. Ayrıca biri yerli olmak üzere üç dizi sığmış Şubat ayına, Netflix'den "50 M2" ve "When They See Us" ile "Your Honor". Bence üçü de güzeldi. Ayrıca 2 online tiyatro; "Zabel" ve "Hoşgeldin Boyacı" ile bir bale; "Balerin", bir de online "Kardeş Türküler" konseri. E daha ne olsun, tabii ki sağlık olsun...


12 yorum:

  1. 2666 hep aklımda, falınızda rönesans var çok severek okumuştum, cootze tıpkı senin gibi bende utanç okudum barbarları beklerken de aklımda valla...

    YanıtlayınSil
  2. Kütüphaneden utanmadan bana kaş göz yapıyor 2666 :) Bakalım ben ne zaman gözümü karartacağım? Haldun Bey'in bu kitabını ilk defa gördüm ve hemen notumu aldım. Hala genç sayılırız tavsiyelerine hazırız :)) [Şensoy'un olduğu fotoğrafta gördüğüm kupa bende de var, hatta geçen sene kenarını kırdığım için masamda kalemliğe terfi etti] Sessizlik Oteli anladığım kadarıyla her şeyiyle benlik bir kitap, hemen hemen alınıyor :) Çocuklar gibi şenim çünkü ben de bu ay müthiş bir azim ile okumaya başladım. Hatta çok agresif bir okuma maratonu içindeyim. Beynimden alevler çıkarak okuyorum. Öyle bir özlem :)) Saygılar, sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 2666 epey zor bir okuma Zihin Kardeş, hele bu kadın cinayetleriyle ilgili bölüm imdat dedirtti ama cidden çok ilginç bir kitap, okumada belirli bir seviyeyi tutturan-ki bunlardan birisin-kişilerin mutlaka ilgisini çeker ve iyi ki okudum dedirtir. Haldun Dormen'in ilk iki kitabını okumuş olduğunu düşünüyorum, bu onlara göre biraz laf olsun diye yazılmış sanki. Sessizlik Oteli'ni ise mutlaka öneriyorum, hatta ilk kitabını da oku diyorum. Okuma heyecanının geri gelmesine sevindim. Sevgiler...

      Sil
  3. Ne kadar verimli bir ay olmuş sizin için. Tebrikler. Ayrıca pandemi döneminde kitap okuyamıyorum odaklanamıyorum diyenlere örnek olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu ay diz problemlerimden ne dışarı çıkabildim, ne evde uzun boylu iş yapabildim. Ancak oku, izle. O açıdan verimli oldu. Gerçi kitap okumam her zaman verimlidir ama bu ay film, dizi de epeyce oldu. Sevgiler...

      Sil
  4. Gerçekten faydalı bir iş yapıyorsun,okuduğun kitapları tanıtarak okumak isteyenler yardımcı oluyorsun.Teşekkürler 👍

    YanıtlayınSil
  5. Kitaplar ve filmler hakkında yazdıkların için teşekkürler gerçekten faydalı bir iş yapıyorsun.Özellikle kitaplardan faydalanıyorum🥰

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Haticecim, görüyorum okuyorsun beğendiklerimi. Keyifli, sağlıklı okumalarımız olsun, görüşeceğimiz günler tez gelsin...

      Sil
  6. güzel bir ay olmuş verimli. Barbarları beklerken kitabının filmide varmış onu da gördüm nette kitabı araştırırken.Sağol paylaşım için.

    YanıtlayınSil
  7. Aaaa hiç Ferhan Şensoy okumadığımı fark ettim. Önümüzdeki ay vereceğim kitap siparişine ekleyeyim bir kitabını :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anılarıyla başlayın, çok keyiflidir: "Kalemimin Sapını Gülle Donattım", 2. si "Başkaldıran Kurşunkalem". "Karagözle Boşverinbeni"de çok güzeldir...

      Sil
  8. Hakikaten daha ne olsun? :) Ne kadar az film izlediğimi anladım:)
    2666'ya bir türlü başlayamadım, fena halde aklımda. Sessizlik Oteli ve Eğlencelerin Sırrı çok ilgimi çekti. Hemen not alayım.
    Cevriye ve Tevriye'nin biraz yola gelmesine sevindim:) Güzel bir mart ayı diliyorum.

    YanıtlayınSil