.

.
.

2 Aralık 2020 Çarşamba

2 ARALIK (KASIM OKUMALARI)

Dün akşam dışarıdan gelen bağırış çağırışlar üstüne balkona fırladım. Hava kararmıştı ve budansa da balkonun dibindeki çınar ne olup bittiğini görmeme engeldi. Lakin sesler o kadar yüksekti ki önemli bir olay var galiba, hırsız mıdır neyin nesidir diye kaldım balkonda. Göremediğim, seslerinden tahmin ettiğim iki adam ve kenarda köpeğiyle bekleyip ara sıra tartışmaya katılan bir kadından geliyordu bağrışmalar. "Yapamazsın, vuramazsın, seni öldürürüm, öldürürüm" diyor biri, "Nereye öldürüyorsun, kimi öldürüyorsun, hadi öldür de görelim" diye karşılık veriyor öteki. Bir an korktum, polisi mi arasak acaba diye düşündüm, derken mesele anlaşıldı: "Köpeğime vuramazsın" diyor öldürme tehdidi yapan, elinde köpekle bekleyen kadın da "evet vuramazsın" diye destekliyor. Öldürülmek niyetinde olunan adamsa "Tamam vurdum, vurmamam gerekirdi vurdum ama ısıracaktı beni" diye karşılık veriyor. Kadın ve köpek kenarda tartışmanın sonucunu bekliyor, o arada başka bir köpek ve sahibi yoldan geçiyor. Bağrışma sesleri ayyuka çıkarken kendisi yüzünden kavga çıkan köpek diğerine yanaşıyor, apartmanın bahçesinde şiddetli bir tartışma sürerken sokakta son derece sevimli bir oynaşma başlıyor. Hani iki çocuk kavga edip annelerine şikayet eder, anneler ağız dalaşı yaparken çocuklar barışıp oynamaya başlar ya aynı öyle. Köpekler oynaya dursun hızlarını alamayan iki adam apartmanın kuytusundan çıkıp görüş alanıma girdiler, öldürmeye niyet eden hayli iri yarı, ölecek olansa ufak tefek yapılıydı. Bir kez daha şiddetli bir "Seni öldürürüm" çıktı iri yarının ağzından. Bunun üzerine ufak tefek olan ayak parmaklarının üstünde yaylanarak diğerinin boyuna yetişti (bu arada ikisi de maskesiz), adamın yüzünü iki elinin arasına aldı, "Bak" dedi, "özür dilerim, haydi barışalım", sonra iki yanağından şap şap öptü. "Ayy, napıyorsun, corona var corona" diye bağıracaktım kendimi zor tuttum. Çernobil patladığında çok küçük olan oğlumu bir süre sokağa salmamıştım. Balkona çıkar, aşağıda oynayan çocuklara bağırırdı: "Evlerinize didin, yadyasyon var sokakta" diye. Benimki de o hesap, oğuldan anaya 😃 Sonuçta iki adam, bir kadın ve bir köpek barış antlaşması imzalayıp evlerine dağıldılar, ben de girdim içeri. 

Kasım ayında çok verimli okumalar yapamasam da bu yıl için hedeflediğim sayıya ulaşmak üzereyim. Önce Ankara'dan dönüş ve evin düzene sokulması, ardından çocukların ziyareti ayın başlarında okuma hızımı hayli düşürdü. Okuduğum kitaplar da beni çok tatmin etmeyince 9 kitapla sınırlı kaldı listem. Yine de 110 kitabı bitirmiş oldum Aralık başına kadar. Bakalım neler okumuşum:

-Hintli yazar Perumal Murugan'ın "Tek Parça Kadın"ını itiraf edeyim kapağının ilginçliğine aldanarak hakkında hiçbir fikrim olmadan almıştım. Birbirlerini severek evlenen ama çocukları olmayan Kali ve Ponna çiftinin yaşadıklarını konu almış, tabii ki kadın olması nedeniyle bir nevi toplumsal linci Ponna yaşamış. Konusunun güncel ve ilginç oluşuna rağmen yazım dilindeki bir şey kitabın içine girmeme engel oldu, açıkcası sevemedim.

-"Sonbahar"ı okuduktan sonra Ali Smith sevdiğim yazarlar arasına girmişti, nitekim ardından okuduğum "Gibi" ile yazar hakkındaki iyi görüşüm katmerlendi. Bunlara güvenerek aldığım "Rastlantısal"ı ise sevemedim. Bitirene kadar da hayli zorlandım. Smart ailesi ve aralarına tesadüfi bir şekilde katılan bir yabancı, Amber. Yazlıkta başlayan macera evlerine döndüklerinde de devam eder ve aileyi bu denli etkileyen Amber bir şekilde ortadan kaybolur. Düzensiz, karman çorman bir hikaye okumuş gibi hissettim kendimi. Şimdi elimde yine bir Ali Smith kitabı var, "İkisi Birden". Kısacası Ali Smith okumaya devam, her kitabını seveceğim diye bir kaide de yok...


-"Emine Hanım'ın Romanı" bir minik kitap. Yazar ve çizer Aslı Alpar, anneannesinin öyküsünü fotoğraflar ve çizimlerle anlatmış. Anlatılan hüzünlü bir hikaye olmasına rağmen sıcak ve sevimli bir kitap olmuş.


-Tüm keşmekeşine, çirkin yapılaşmasına, yaşam zorluğuna rağmen İstanbul'u çok seviyorum. Orada yaşamıyor oluşumun, kısa süreli ziyaretler yapıp görmeye değer yerlerinde gezişimin de muhakkak ki etkisi var bunda. Her gidişimde yokolan, ziyan edilen, yanlış restorasyona kurban giden güzelim eserleri, şehrin siluetini bozan çirkin gökdelenleri görüp üzülüyorum. Saffet Emre Tonguç'un yeni çıkan kitabı "Kanatlarımda İstanbul" İstanbul'un mücevher güzelliğindeki yapılarını ve semtlerini Halil Bilen'in çektiği dron görüntüleri eşliğinde anlatmış. Elimde bir belge olarak kalsın diye edindim ve her bir sayfayı sanki İstanbul'da geziyormuş gibi seyredip okudum.


-Mahir ünsal Eriş'in geçen yıl "Öbürküler"ini okumuştum bir nevi Gulyabani öyküsü niyetine. "Diğerleri" onun devamı gibi. "Öbürküler"de aile konunun kahramanı iken "Diğerleri"nde kızlarından biri hikayenin esas kişisi olmuş. Yazarın her iki kitabındaki iyi saatte olsunlar öyküleri son derece keyifli ve eğlenceli...


-"İstanbul Öyküleri" İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi'nin bir yayını, birkaç yazar biraraya gelip İstanbul üzerine öyküler yazmışlar, pek de güzel olmuş. Buket uzuner, Murat Gülsoy, Nihan Eren, Gönül Kıvılcım, Nazlı Eray, Murat Uyurkulak ilk anda aklıma gelenler ve severek okuduklarım. Toplamda 10 yazar ve 10 öykü var. Keyifli bir kitap...


 

- Nedim Gürsel sevdiğim bir yazardır, başta "Boğazkesen", "Resimli Dünya", "Sağ Salim Kavuşsak" olmak üzere kitaplarını çok severek okumuştum. En son "Yüzbaşının Kızı" beni biraz hayal kırıklığına uğratmıştı, "Baba Bak Deniz" ile artık yazarı okumaktan vazgeçme kararı aldım, varsın benim aklımda eski kitapları ile kalsın...


-Sanırım Kasım ayı benim İstanbul kitaplarına özel bir yer ayırdığım ay oldu. Aslında bilinçli yapılmış bir şey değildi, öylesine denk geldi, Dedim ya, İstanbul'u çok seviyorum, özellikle Pera ve Galata civarındaki o güzelim mimariye sahip eski binalar çok ilgimi çekiyor. Editörlüğünü sanal alem sayesinde arkadaş olup sonra gerçeğe dönüştürdüğümüz Berken Döner'in yaptığı "Bir Sabah Galata'da Uyandım" Kamondo Han ve Galata civarındaki bazı binalarda yaşamış Musevi vatandaşlarla yapılan söyleşileri içeriyor. Suzan Nana Tarablus'un yaptığı bu söyleşiler gayrıresmi tarih açısından çok önemli. İlgiyle okuduğum bir kitap oldu, bu tarz yayınları sevenler için birebir...


 

-Ayın son kitabı "Muhtelif Evhamlar Kitabı" ile tanıyıp yazım dilini çok sevdiğim Ömür İklim Demir'in yeni çıkan romanı "Kum Tefrikaları" oldu. Kitabın son bölümü kitapta olmasa çok daha iyi etkiler bırakacaktı üstümde ama her şeye rağmen çok iyi bir yazım dili ve ilginç bir konu ile başarılı bir ilk roman çıkarmış Ömür İklim Demir. Roman içinde roman okuyarak, yer yer hüzünlenip yer yer "Bu kadar da olmaz, yok artık" diyerek bitirdim kitabı. Bu aya damgasını vuran kitap buydu, yazarın yeni kitaplarını merakla bekleyeceğim.

Hepinize yılın son ve ışıltısını pandeminin söndürdüğü ayından sevgilerimi ve sağlıklı günler dileklerimi yolluyorum, kitapsız kalmayın...
 

6 yorum:

  1. Mahir Ünsal Eriş'in yeni kitabı mı çıkmıış :O Hemen almalıyım. Çok seviyorum :) Aman Leylak Dalı, dikkatli olun, öyle dışarıdan gelen ses oldu mu ben siper alıyorum. Nolur nolmaz. Millet arızalı.

    YanıtlaSil
  2. özellikle emine hanımın romanı ilgimi çekti, not edildi :) ne keyifli bir yazı. çok sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Kahkaha attımmm :))) Dayak yiyeceğini anlayınca öpmüş valla :)))

    YanıtlaSil
  4. 110 kitap bence şahane bir okuma performansı ♥
    Bir gün emekli olmayı becerebilirsem inşallah bende sadece izlemek ve okumak istiyorum. Çok yorgun hissediyorum kendimi...

    Köpekli adamlara çok güldüm :))) Öpücem diyen bir dunkof vardı bizimkiler dizisinde o geldi aklıma :)))

    Sağlıklı günler diliyorum Nurşen ablacım ♥

    YanıtlaSil
  5. Ah bu köpekler ve köpekliler :))) Ben önce tutup köpeği öptü zannettim desem?! :D Ay çok güldüm!
    Kum Tefrikaları 2021'in ilk okumalarından biri olacak. Mahir Ünsal Eriş'i de pek seviyorum, ama geçen aylarda üst üste okudum, şimdi biraz uzak diyarlara uzanıyorum. Sevdiğiniz İstanbul'dan sevgiler...

    YanıtlaSil
  6. Leylakcığım,
    Senin fena halde İstanbul'un gelmiş. :)
    Bu ay İstanbul'u okumuşsun, ne güzel. Gelemiyorsan okumak hiç fena fikir değil.
    İstanbul'da gezeceğimiz günlerin umuduyla, sevgiler.

    YanıtlaSil