.

.
.

16 Ağustos 2013 Cuma

GEZELİM-GÖRELİM

Hani dün "Kim Var?" yazısında kadın metrodan inip Cebesi Kampüsü'ne girmişti ya, gerisini anlatmayı da bana bırakmıştı, kaldığı yerden devam edeyim, biraz şehir rehberi gibi olacak ama olsun varsın :)



Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü'nün içi dışardan pek belli olmasa da hayli büyük ve yeşil. Nilüferli havuzları bile var ve bu gidişimde çiçek açmış olduklarını gördüm. 



"Cumhuriyet’in kurucu kadrosunun Jansen’e ısmarladığı şehir planında Cebeci’ye de kayda değer yer ayrılıyordu. Plana göre, eski kent kenarında, Bentderesi bir mesire yeri olarak korunacak, istasyonun genişletilmesine çalışılacaktı. Yenişehir ile Cebeci arasında oluşmuş yapılaşma, yüzeysel müdahalelerle korunacak, eski ve yeni şehirlerin birleştirilmesi sağlanacaktı. Böylelikle 1926’dan itibaren Cebeci’de ortaya çıkan plansız şehirleşmenin ve gecekondulaşmanın önüne geçileceği düşünülüyordu. Bu konuda istenildiği ölçüde bir başarı sağlanamasa da, devletin çok önem verdiği eğitim kurumları ile askeriye ve sağlık kuruluşlarının inşası, varolanların modernize edilmesi suretiyle semtin ayrıcalıklı bir konuma yerleştirilmesi ve özellikle memur kesim için cazip kılınması mümkün oldu" 

Şimdiki adıyla Siyasal Bilgiler Fakültesi, eski adıyla Mülkiye Mektebi (Mekteb-i Mülkiye-i Şahane) 1935'de İsviçreli mimar Ernst Egli tarafından tasarlanmış genç Cumhuriyetin ilk eğitim binalarından biri. Zamanla ilave binalarla genişletilmiş. En üstteki fotoğraf ana bina, alttaki, önünde her yıl düzenlenen "İnek Bayramı"na atfen  inek heykeli bulunan bina ise büyük anfi. 




Bu fotoğraflar binanın içinden, ortada görülen benjamin ağacı iç avluda.



Fakülte koridorunun karşılıklı duvarlarını kuruluşundan bu yana okulda çekilen fotoğraflar süslüyor. 


Dekanlık katında sergilenen inekli objeler koleksiyonu


Kütüphaneden bir görünüm


Aynı kampüste yer alan Hukuk Fakültesi ana binası

"1946’da Ankara Üniversitesi kurulduktan sonra, 1925’te eğitime başlayan Hukuk Fakültesi de Cebeci’ye taşındı. 1964’te Eğitim Fakültesi’nin eğitim hayatına başlamasıyla birlikte semt bir fakülteler semti olmuştur artık. Böylelikle, Otuzlu yıllarda Jansen’in planında öngörülen ve o dönemde hayata geçirilemeyen “fakülteler bölgesi”, yaklaşık kırk yıl sonra Cebeci’nin alamet-i farikası olarak ortaya çıkmıştı.


Cebeci’yi ilgi çekici kılan bir başka özelliği, yıllarca Türkiye Cumhuriyeti’nin sacayağı ve gurur kaynağı olarak anılan Mülkiye, Tıbbiye, Harbiye üçlüsünün yan yana bulunduğu bir semt olmasıdır. Harbiye’nin uzantısı olarak tanımlayabileceğimiz, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Etlik’teki binasına taşınana kadar uzun yıllar Cebeci’de hizmet vermiştir. Harita Genel Müdürlüğü, Askeri Dikimevi ve Askerlik Şubesi de Cebeci’de yer almıştır. Fakülteler, hastaneler, askeri kurumlar semtin nüfus yapısında belirleyici olmuştur. Semtin yerlileri diyebileceğimiz kesim ile okumak ve çalışmak için dışarıdan gelmiş öğrenci, bürokrat, memur, asker, hekim, öğretim elemanı ve sanatçılar semtin kültürünün ortaya çıkmasında belirleyici olmuşlardır" 




Hukuk Fakültesi iç bölümler


Eğitim Fakültesi'nden görünüm

Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü'nde Hukuk, Siyasal Bilgiler, Eğitim, İletişim Fakülteleri ile yurt binaları yer alıyor. Binalar ve Cebeci semti hakkında bilgi veren italik yazılar Funda Cantek'ten alınmadır. Leylak Dalı şehir rehberi olarak okuyucularına güzel günler diler :)

13 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Arada bir ziyaret ederim kampüsü ben, kızkardeş nedeniyle :)

      Sil
  2. hey burası benim kampüsüm :) İç avludaki o ağaçların dibinde az sigara söndürmemiştik, ne eşeklikmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Özleyenlere nostaljici geldi haniiiim" dermişim :) Eh öğrenci halet-i ruhiyesi, normaldir, o sigaraları şimdi söndüreni görseniz kulağını çekersiniz eminim :)

      Sil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. 1986 idi Siyasal'ın merdivenlerinden ilk çıkışım.. "Mülkiyeli olmak" ne demek daha bilmiyordum. "Ne günlerdi" diyeceğim, yaşlandığım ortaya çıkacak :)) Çok teşekkürler bu yazı için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anılarınızı canlandırdıysam ne mutlu Çiğdem hanım :) Sık sık "ne günlerdi" diyoruz hepimiz, varsın çıksın yaşlar ortaya :)

      Sil
  5. Ankara Üniversitesinin kampüsleri ve nilüferleri 7 yılım geçti Tandoğanda, son iki yıl cebeci kampüsüne yakın oturdum :)
    özlemişim güzel geldi :)
    Ha mülkiyeli olmak hakikaten bir ayrıcalık, inek bayramları çok harika olurdu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnek Bayramı'na hiç katılmadım, ben kardeş kontenjanından ziyarete gidiyorum sık sık ama güzeldir Ankara Üni.'nin kampusleri :)

      Sil
  6. Ayyy her yazını ayıla bayıla okurum Rebecca' nın Şatosu fotoğrafını görünce içim ürperdi.. (Hukuk Fakültesi) Atatürk büstünün arkasında aşağı inen merdiven kantin ve yemekhane merdiveniydi. Sınav zamanı uykusuzluktan bayılıp tepe üstü çakılmışlığım vardır. Ömrümü yedi o bina benim. Allah selamet versin gözüme görünmesin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çiğdem, tez uzaklaş o zaman Rebecca'nın Şatosu'ndan :)
      Cümlemize Allah selamet versin :)

      Sil
  7. iki saat yorum yazdım Rebeccanın Şatosu çarptı herhalde görünmüyor. Özlemedim görmeyeyim ömür törpüm Hukuk Fakültesini :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Göründü göründü yukarıda, çok çektirmiş sana anlaşıldı :)

      Sil