Konu buldun mu yazacaksın arkadaş, yemek buldun mu da yiyeceksin 😄 Arkadaş çelincına niyetim yokta ama bu aralar kafam karışık, yazınca terapi oluyor. Bu da Sonipan'a ait, buradan bakabilirsiniz, yapmak isterseniz. Bu defa günlük yapacağım.
Bu bir arkadaşlık çelıncı, ilk sorusu ise şöyle:
1- Bir çocukluk arkadaşı ile anı:
Şu bizim Babil Kulesi benzeri siteye yeni taşınmıştık, 5-6 yaş civarındayım. 2 yıl kadar anneannemle birlikte ikamet edeceğiz, bir de dayım var tabii, haşarılar şampiyonu. Kendime bir sürü arkadaş buldum hemen. Serpil, Nejla, Elizabet ve yılda birkaç kez İstanbul'dan anneannesini ziyaret için gelen Şükran. Serpil ve ve Elizabet ile aynı katta oturuyoruz, Serpiller balkon-koridorun en başındaki dairede, Elizabetler son, biz de tam ortadayız. Serpil sarışın, ben esmer, Elizabet kumral, hoş bir karmayız. Bizim yanımızdaki dairede ise Lütfiye Hanımlar oturmakta. Azeri kökenliler, bilhassa kocası Hasan Emmi hiç yozmamış, konuşmaları ilgimizi çekiyor. Kapının önünden elinde çaydanlıkla geçiyor, annem soruyor: "Nereye Hasan Emmi?". "Çaydan yırtıldı da çaydan almaya gidiyorum" diyor. Serpil'le ben gülmekten kırılıyoruz, "çaydan yırtılmış hahaha". Elizabet daha hanımefendi, böyle işlere pek girmiyor. Onunla evlerinde oynuyoruz. Annesi Valentin teyze sık sık vişne likörü yapıyor, balkonda güneşlendiriyor onları, olunca süzüyor, vişneleri de yiyelim diye bize veriyor. Biz Elizabet'le prensescilik oynuyoruz, Elizabet'in saçlı bebeği var, o yüzden prenses hep o oluyor, olsun Elizabet'i sevdiğim için nedimeliğe razıyım ama kral yaptığımız abisi Numan 5 dakika sonra mızıyor, çekip gidiyor, biz kralsız devam ediyoruz. Lakin fazla devam edemiyoruz, alkollü vişneler etkisini gösteriyor, prenses ve nedimesi uykuya yenik düşüyor, daha doğrusu sızıyor, kral kaçıp kurtulduğu için mutlu 😂
Serpil'le bir araya geldikçe Hasan Emmi'yi anlatıp gülüyoruz, adam dedemiz yaşında, hareketleri hantal ama konuşmasına takıldık bir kere. Karısı tavuk almış, annem "Afiyet olsun Hasan Emmi, tavuk güzel miydi?" diyor. "Ne tavuk, ne horoz, ben görmedi, yedim makarna" diye şaşıyor, tavuk gizli tüketilmiş anlaşılan, annem de hinoğlu hin yani. Serpil'le anneannemin kapısının önündeki kerevette oturuyoruz bir gün, Hasan Emmi geliyor ağır ağır, hemen fırlıyoruz ayağa, birimiz koluna, birimiz ceketinin eteğine asılıyor "Hasan Emmiii, Hasan Emmiii" diye silkeliyoruz resmen adamı. Alt tarafı 5-6 yaşındayız ama nasıl asıldıysak adam güm diye yere düşüyor. İkimiz de kıpkırmızı oluyoruz, Serpil sarışın olduğu için daha çok kızarıyor, ben ağlamaklı. Annelerimiz koşturup adamı kaldırıyor, sıkı bir azar işitiyoruz. Kös kös bir kenara çekiliyor, bir daha da Hasan Emmi'yi uzaktan görsek arazi oluyoruz.
Yıllarca bu yaptığımızın vicdan azabını çektim. Koca adamı yere düşürdük yahu, tuh kendi suratıma, Serpil'e tüküremeyeceğim ayıp olur, kendisi hâlâ arkadaşım çünkü, kıyamam ayrıca 😊
Sanırım şu aşağıdaki foto bu olaydan bir yıl sonra falan, Elizabet'le oynarken prenses olamadıysam da evin prensesi olarak her doğum günümde stüdyoda fotoğrafım çektirilirdi 😃











