.

.
.

22 Şubat 2017 Çarşamba

VE ŞALANJDA 5/YETENEĞİN GEREKSİZİ GEREKLİ MİDİR?

"Gerekliyi gereksizken saklamalı". Çocuk yaşta öğrendiğim bu atalar sözü ya da eski deyimle darb-ı mesel, kelimelerindeki uyumdan mıdır nedir aklımda yer etmiştir. Aklımda yer etmekle kalmayıp uygulamam gerektiğine de ikna olmuş olmalıyım ki ev bir gerekli olacağını düşündüğüm gereksiz şeyler ambarına dönüşür zaman zaman. Toplayıp atar yeniden biriktirmeye başlarım. Ne yapalım Allah da beni böyle yaratmış, Firdevs öğretmenim de daha küçük yaşta kafama bu meseli darp etmiş, uygulamazsam ayıp olurdu. Şimdi buraya nereden geldin diyecek olursanız e bir girizgâh da mı yapmayalım yani? Size okulda Kompozisyon dersi göstermediler mi? "Giriş, gelişme, sonuç" kuralını bilmez misiniz? İşte böylece giriş yapmış olduk, şimdi gelişebiliriz. 

Efenim, 5. günün sorusu şudur:

-Gereksiz bir yeteneğin var mı?

Sorudaki yeteneğin yerinde huy yazsaydı "Ohoo, ondan bol ne var bende" derdim ama iş yeteneğe gelince epeyce bir düşünmem gerekti. Hatta dün gece uykum kaçtığında da el attım bu konuya, düşündüm düşündüm yine hafızaya geldim. Hafıza iyidir, hafızanın kuvvetli olanı daha da iyidir, hiç şikayetim yok. Ama sanki benimki biraz gereksiz kuvvetli. Mesela ilkokul arkadaşlarımın dörtte üçününü adını ve soyadını rahatlıkla sayabilirim, ilkokulu da neredeyse milattan önce bitirdim, onu da belirteyim. Öğretmenimin giydiği demode döpiyeslerin renklerini ve desenlerini sorun söyleyeyim. Lise 2'deyken sınıfça gittiğimiz tiyatroda bize eşlik eden matematik öğretmenimizin şık, siyah elbisesinin modelini birebir çizebilirim, oyunun adının "Köşebaşı" olduğunu söyleyebilirim, topluca bindiğimiz dolmuşun şoförüne bizi tiyatronun kapısına kadar götürmesi için tezahürat yaptığımızdan bahsedebilirim falan filan. İyi de ne gerek var bunları hatırlamaya, ne işime yarıyor? Hafızam da bir nevi "Gerekliyi gereksizken saklamalı" moduna geçmiş, gelgelelim bunların hiçbiri gerekli değil ama duruyor işte, o halde yetenek gereksiz, sorun çözüldü 😀
Ha bir yeteneğim daha var gereksiz, tabii buna yetenek denirse. Sol elimin işaret parmağı yoga yapabiliyor. "Nasıl yani?" derseniz şöyle: Parmağı ucundan tutup geriye doğru kıvırdığınızda el bileğime değebiliyor, adeta kemiksiz. Hatta bir ara kurduğu bu olağanüstü köprü nedeniyle kendisinin olimpiyatlarda yer cimnastiği dalında ülkemizi temsil etmesi için başvuruda bulundum ama "ufaktır, kayıp neyin olur o kargaşada" diye kabul etmediler. Bunun üzerine diğer parmaklar isyan edip ilk boğumdan kıvrılmaya başladılar, "Topluca gidelim" dediler ama gönlüm kırılmıştı bir kere pas vermedim, evde ara ara kendi kendilerine eğleşiyorlar şimdi. 

Konuyla alakası yok ama şuraya bir Antalya fotoğrafı ataşlayıp gideyim:


2 yorum:

  1. Ben de öyleyim ve bu iyi mi kötü mü bilemedim ?

    YanıtlayınSil
  2. benim geçmiş hafızam da öyle..
    ilkokul lse arkadaşlarımın tamamına yakının ad soyadla hatırlıyorum kim hangi sınıfta bizle okudu
    kim hangi sınıfta kaldı vs vs
    ama dün ne yedin diye sor
    son okuduğun kitabın konusu?
    yok
    hepsini unutuyorum
    çok saçma bi kadınım ben :D

    YanıtlayınSil