.

.
.

13 Şubat 2017 Pazartesi

BURALARDA YOKKEN

Çelınç bitmiş ben gitmişim hakikaten, 11 gün olmuş yazmayalı. Bazen sen ne kadar hayata tırnaklarını geçirmeye çabalasan da hayat seni silkeleyip atmak için uğraşıyor. Sonuçta sersem sepelek kalıyorsun orta yerde. Gündem zorluyor, gündem yoruyor, gündem üzüyor. Rutinini sürdürmeye çalışsan da kafanın içinde dolaşan binbir tilki var. 

Geçen bir rüya gördüm, hayatım boyunca gördüğüm rüyaların en saçmalarından biriydi, öyle ki gece üç-beş kere uyanıp aklımda kalması için rüyayı tekrar ettim. Normalde sevmem rüya görmeyi, iki kez aynı kişiyle ilgili aynı kötü rüyayı görmüşlüğüm ve hemen akabinde aynı kişiyle ilgili çok kötü iki olayla karşılaşmışlığım var. Ameliyatla rüya aldırılsa aldıracağım yani, o derece tırsıyorum. Ama bu seferki çok komikti, absürdlükte rekor kırabilirdi yani. Güya bir kızımız varmış ve ben eşlerden erkek olanı imişim. Kız kayıpmış ve haldır haldır aramakta imişiz. Uzun süren bir arayışın sonunda kızı buluyoruz, daha doğrusu evin herifi olarak ben buluyorum, kedi bakıcısı olmuş. Buraya kadar mantıklı olabilir, benim erkek olmam dışında. Lakin bizim kız şarap bardağı imiş. Rüya bu ya, resmen şarap bardağı, şu karnı geniş olanlardan. Koşa koşa bizim hanıma gidiyorum ve "Hanım müjde kızı buldum kedi bakıcısı olmuş" diyorum. Şarap bardağı yanımda tabii, bizim kız ya o. Hanım şöyle bir bakıyor ve "Yanılıyorsun" diyor, "bu bizim kız değil, bizim kız şampanya bardağıydı". Evet, izin veriyorum, çekinmeyin "Çüş" diyebilirsiniz, "bu nasıl rüya". 😅

Hemen hemen Oscar adaylığına şu veya bu şekilde dahil olmuş tüm filmleri izledim. "Aman da nasıl güzelmiş, bayıldım" dediğim tek film olmadı. En fazla 8 alabildi bir-iki tanesi, o da kanaat kullanarak. Hele o herkesin deli divane olduğu "La La Land"ı neredeyse yarım bırakıyordum. Öyle sıkıldım, öyle abartılmış buldum. Sinemada müzikal sevmiyorum, müzikli bir şeyler dinleyeceksem konsere, izleyeceksem operaya giderim. Nitekim Cumartesi akşamı "Yolanta" operasındaydım. Çaykovski'nin bestelediği son opera imiş "Yolanta", dekor, müzikler, ışıklar hepsi çok güzeldi. Yalnız hem oyuncular, hem de izleyiciler biraz hüzünlü idi. Opera orkestrasının konzertmeisteri Zeynep Işık üç gün önce genç yaşta vefat etmiş ve cenaze töreni de o gün yapılmıştı. Oyun sona erdiğinde izleyicilerden yükselen alkışların çoğu Zeynep içindi. Huzurla uyusun...




Fotoğraflar: Buradan

Vaziyet böyle; okuyorum, yazıyorum, izliyorum ve baharı bekliyorum kumrular gibi. Tez gelsin...

5 yorum:

  1. Leylakcığım,
    Rüyan çok hoş, bunlardan bir kaç tane daha görürsen bir masal kitabı yazabilirsin. ;)
    Keyifli uykuların güzel rüyaların olsun.
    Ekmekcikız

    YanıtlaSil
  2. Böyle yaratıcı bir bilinç altı görmedim ben:))

    YanıtlaSil
  3. Sürrealist bir rüya olmuş. Biraz Dali'yi, biraz Murakami'yi gördüm :)
    Rüyalarını hiç hatırlamayan biri olarak, geçen hafta gördüğüm absürd rüyamı hiç unutamıyorum. Büyük bir deprem olmuş ve asrın liderimiz bana cami avlusunda kurabiye sunuyordu. Artık mânası neyse bilmiyorum.
    Ama kızımı kadeh şeklinde görmeyi tercih ederdim doğrusu. Çok daha eğlenceli :)
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  4. Benim içinden çıkamadığım rüyalarda uyanayım bari dediğim bile olmuştur ama Bacımguş valla bu kadar fantastik bir rüyayı ben bile görmedim daha :)
    Hayırlara vesile olsun.

    YanıtlaSil