.

.
.

29 Nisan 2012 Pazar

PAZAR


Tipik bir Pazar günü; sakin, sıkıcı, anlamsız. Dün bu tanıma uyan bir film izledim: "Pazarları Hiç Sevmem". Daha doğrusu bu konuyu irdeliyen bir film izleyeceğim umuduyla gittim ama adıyla alakası olmayan, sadece ilgisiz bir replik olarak geçen bir film çıktı karşıma. Üstelik tek bir salonda oynuyordu ve o salon da bizim eve çok uzaktı, buna rağmen yılmadım gittim ama sonuç hayal kırıklığıydı. İyiniyetle kotarılmış bir film ama kurgu garip, konu tuhaf, oyuncular çok tutuktu. En çok "Reyhan" rolünde Hasibe Eren'i sevdim, onun dışında pek tad alamadım. Yine de siz bana bakmayın, merak ediyorsanız gidip görün, belki seversiniz.

Fotoğraf hafta başından, Kemer'e giderken araba yıkatmak için durduğumuz benzincide başladım Nihan Taştekin'in "Zeval"ine. Kırmızı kalpli bardakta gelen çayı bitirene kadar 10 sayfa ancak okuyabildim, sonra çayla birlikte arabanın yıkanması da sona erdi, kalktık. İkinci kez elime ancak bugün alabildim. Nihan Taştekin sevdiğim bir yazardır, tüm kitaplarını okuduğumu sanıyordum, bu kitabı Idefix'i kurcalarken çıktı karşıma hemen ısmarladım, güzel bir okuma olacağa benziyor. 

"Zeval"le ilgilenmek dışında Pazar gününün gereklerini yerine getirdim. Sezonun ilk biber dolmasını yaptım, çamaşır ve bulaşık makinelerinin düğmesine basarak parmağımı yordum. Sonra ütü masasını kurdum, biraz gecikmeli olarak "Berlin Kaplanı"nı izlerken ütülenecekleri aradan çıkardım. Kitap okurken Güvenç Dağüstün ve Çiğdem Erken dinledim. Onca iş yaptım hala günü bitiremedim. Bu arada alt kattaki komşudan müjdeli bir haber aldım; bizim tuvaletin kat arasındaki dolabımsı boşluğa sızıntı yaptığını söyledi, muhtemelen hayli hoş bir alanda çalışmak üzere yarın eve usta gelecek. Tek avuntulu tarafı ustanın bizim değil onların evinde çalışacak olması (kötü müyüm ne?). Hep söylüyorum, en kısa zamanda kendini otomatikman yenileyen ve temizleyen evler üretilmeli ve üreten kişiye Nobel verilmeli.


Leylak mevsimi tam gaz gidiyor, kim nerede leylak görse fotoğraflayıp bana yolluyor sağolsun. Bu leylak Ankaralı, kızkardeşin objektifinden. Ne yapalım kendi yoksa resmiyle avunursun. Şimdi ben günün kalan kısmını geçirmek üzere kitabım ve kahvemle köşeme çekiliyorum. Akşam Behzat Ç. başlayana kadar işim bu, kalın sağlıcakla...

5 yorum:

  1. Ben de evde yuvarlandım, Sultanı Öldürmek'i bitirdim dün, onun tadı gitmesn diye başka kitaba başlamadım valla.
    Diziyi bekliyorum ben de, Fragmanda Harun'la Eda amirimin evinde yiyişiyorlardı ahahah:)

    YanıtlayınSil
  2. Nurşen ablam az kaldı behzat ç.'nin başlamasına .
    anahtarlığına da bayıldım ben ama :)

    YanıtlayınSil
  3. leylak dalı, pazarı niye böyle tanımladın. sakin, sıkıcı :( ben ise çok severim. hele bugün nasıl koşturmacalıydı. sabah kahvaltıda arkadşalr, akşam ayrı arkadaşlar. baharla birlikte bahçem dolup taşıyor :)

    YanıtlayınSil
  4. kitabı çok merak ettim.. fotolar çok güzel.. sıcacık...

    YanıtlayınSil
  5. şu aşağıdaki gözleme ve can erik nasıl iştahımı açtı öğlen öğlen :)))
    güzel bir hafta diliyourm leylağım
    sen aktivitelerin kadını, sanat kültür elçisi,
    öpüyorum kocaman

    YanıtlayınSil