.

.
.

29 Eylül 2009 Salı

ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU

Bugün sizi alışverişe götürmek istiyorum, Çıkrıkçılar Yokuşu'na. Ankara'lı olanlar ya da yolu Ankara'dan geçenler bilirler burayı, çok meşhurdur, hatta İlhan Berk'in bir de şiiri vardır aynı ismi taşıyan. İstanbullulara da yabancı gelmez, Mahmutpaşa, Eminönü, Kapalıçarşı havasında dik bir yokuştur. Anafartalar tarafından girerseniz hapı yuttunuz, epey terlersiniz çıkarken. En iyisi Altındağ Belediyesi'nin oradan girip aşağıya doğru sallanmaktır. Bir renk, ses, koku karmaşasıdır Çıkrıkçılar Yokuşu ve her zaman çok kalabalık, çok eğlencelidir.


Bugün çeyiz alışverişi yapacağız, sol baştaki bindallı giymiş gelin kızımız için. Biraz mahcup kendisi, kafasını kaldırıp yüzümüze bakamıyor. E, kolay değil yanında kaynana, görümce, elti kalabalığıyla alışverişe çıkmak. Siyah tuvaletli kaynana; biraz aksi, pek gönüllü değil ama oğlu ısrar edince ses edemedi. O aslında komşusu pastırma tüccarı Hacı Hüsamettin beyin kızını almak istiyordu. Hem zengin, hem ev kızı, hem de yaşı küçük, isteğime göre eğitirim düşüncesindeydi ama oğlan istemedi, "pastırma, sucuk, sarmısak kokar o kız, almam ben onu" dedi. Kırmızılı, kızın anası, kaynanayla pek araları yok, inatlaşıp duruyorlar. Daha yola çıkarken kaynananın "Koca kadın, yaşına bakmadan kırmızı giymiş" dediğini duydu, surat ediyor. Yeşilli ve yanındaki beyazlı eltiler. Beyazlı olan büyük elti, geçen sene ayrı eve çıkmış, diğeri kaynanayla oturuyor ama bu geline ayrı ev açılacak diye bozuk biraz. Eh, kocası sıksın poposunu da çalışsın, babasının eline bakmasın değil mi? Diğer üçü görümce, biri evli diğerleri bekar. En sondaki üç hanımsa Hacı Hüsamettin'in karısıyla kızları. Kaynana oğluna söz geçirip kızı alamadı ya şimdi geline nisbet yapacak, taktı peşine.

Bu mağazadan o beyaz gelinlik, kışlık siyah palto ve tezgahta duran gömleklerden kayınbiraderler için bohçaya konsun diye alınıp devam edildi yola.


Kızın anası üstündeki bindallıyı beğenmeyip soktu bu mağazaya, neden derseniz emanet çünkü o, akrabalardan birinin. Benim kızımın neyi eksik dedi ve kaynananın bir karış olan suratına ve sokurdanmalarına aldırmadan en baştaki bordo bindallıyı aldırdı kına gecesi için. Şimdiden taviz verirsek ilerde ne yapmaz bunlar, gül gibi kız veriyoruz sümsük oğullarına, alsınlar.


Sağa sola bakarak ilerliyoruz, soldaki dükkandan çamaşırlar alındı ama pek içe sinmedi, ucuza getirdiler işi oğlan tarafı. Gecelik-sabahlık takımı bile naylon, ipekli almadılar.



Burası kına malzemeleri satıyor. Madem çamaşırlar ucuza geldi bunlar bari bolca olsun da gelen misafirlere mahcup olmayalım dedi kızın anası. Sarı simli yüz örtüsü, kırmızı kına sepeti, kalpli kına tası, pullu mendiller, boncuklu kına keseleri, hepsini aldırdı kızın anası. Kendi de beş düzine havlu aldı kınaya davet yaparken "oku" olarak vermek için.


Gelmişken mutfak malzemelerini de alalım dediler. Kaynana surat yaptı, "Mutfak alışverişini kız evi yapar" diye. Kızın anası da karşı taarruza geçti: "Biliyoruz dünür, o kadar görgüsüz değiliz, herhal kendimiz alacağız" dedi. "Hoş sizin aldıklarınıza bakılırsa bizim hiçbirşey yapmamamız lazım ama" diye de ekledi. Az daha karşılıklı ağız dalaşına gireceklerdi ama görümceler araya girip "Hacı Hüsamettin'in hanımına karşı ayıp oluyor" diyerek engellediler kopmak üzere olan fırtınayı. 12 kişilik çatal-kaşık ve servis takımı alındı kaynananın beğenmez bakışlarına aldırmayarak.


Tahta kaşıklar da unutulmadı, "kızımızın çeyizinde teflon çok, çizilmesin" dedi anası, kaynana dudak büktü, "Gelin halı getirmiş, üstüne kendi oturmuş" diye mırıldandı, bereket duyulmadı da yeni bir buhran doğmadı. "Dünür, iki deste de oyun kaşığı al da, gençler kınada kaşık havası oynasın" diye dürttü kızın anasını, hayrettir makul karşılandı bu istek hatta iki değil üç deste alındı, kalabalık olur diye.



Havan ve bıçak da unutulmadı tabii. Kaynana havanı özel olarak seçti, "Oğlum sarmısağa hassastır, iyi dövülmüş olmalı ağzına gelirse yiyemez. Aah ah, zaten bu sarmısak kokusuna hassasiyeti olmasa herşey başka türlü olurdu" diye de ekledi, Hacı Hüsamettin'in kızının gözüne gözüne bakarak.


Oklavanın iyisi, sağlamı seçildi tek tek denenerek, "Kadının iyisi hamur açışından belli olur" buyurdu kaynana. "O konuda hiç endişe etmeyin dünür" dedi kızın anası, "Benim kız bir yufka açar, sanırsın ipek, tut ışığa arkasını gör." "Göreceğiz bakalım" dedi dişlerinin arasından kaynana.


Oklavanın yanında merdane de seçiliyordu ki kaynana celallendi: "Hayrola, oklava yetmedi mi? Oğlumun kafasında paralamak için mi alınıyor bu merdane?" Görümceler analarını dürtüp uzaklaştırdılar, yine bir tartışma son anda engellendi.


Alışveriş sona erdi, yokuşun sonuna gelindi. Kaynana şöyle buyurdu: "Acıktık ayol, gelin birer simit alayım da karnınızı doyurun."

Bu tekliften sonra olacakları izlemeye kalbim dayanmaz diye ben kaçtım arkadaşlar. Sonu nasıl gelmiştir siz düşünün...

17 yorum:

  1. Ne kadar severim oraları. Çok var ki gitmedim. Sayende fotoğraflarda da olsa gitmiş oldum ne güzel! (Geçmiş olsun bu arada)

    YanıtlaSil
  2. yazılar ayrı güzel fotoğraflar ayrı güzel :) ben hiç görmedim burayı ama kemeraltına benziyor :)

    YanıtlaSil
  3. Uyarlamalar kraliçesi Nurişşşş...
    Bu nasıl güzel kurgulanmış bir hikaye.İnan bayıldım okurken hem güzelliğinden hem de gülmekten.
    Biliyor musun aklıma getirdin ben de geldim buraya ama ismini unuturum hep.Hem de yokuşun en aşağısından başladım.Öldüm öldüm....
    Ahşap malzemesi almak için gelmiştik oraya,bir de onlar yük oldu bize.Koca beyefendi söylene söylene taşıdı valla.Hihi...
    Cıvıl cıvıl bir yer,birazcık ucundan Kemeraltını hatırlattı bana.Bir tane tokacıya daldım o karmaşada.Sokak gibi kalabalık ve renkliydi o da.
    Anlatımına sağlık :D

    YanıtlaSil
  4. Bu nasıl anlatımdır. Bunlar nasıl resimlerdir böyle ki ağzım açık bakarken hepsi birden ete cana büründüler. Bir kenardan ben de yanlarında dolaştım.Güldüm eğlendim.Müthişsin Leylak dalı. Bu tarz canlandırmalarda seni tek geçerim.
    Bu arada oklavaları tam tepeden çektiğin fotoğraf var ya, arka planıyla,dokusuyla, netliğiyle ve açısıyla tam yarışmalık ve sergilik. Fotoğraf makineni de merak ettim doğrusu. Ellerine sağlık.
    Sevgiyle kal...

    YanıtlaSil
  5. Hikaye müthiş olmuş yaa.Hele o sokurdanma kelimesi harika uymuş. İzmir Kemeraltına benziyor aynı yaaa. hem düğün alışverişi yapılınca gevrek yenmez Hisarönün'ne gidilip iskender döner yenir, vallaha ben olsam o gevreğe kavga ederdim o kaynanayla :))))

    YanıtlaSil
  6. Tijen Hanım, geçmiş olsun dileklerinize teşekkürler. Ayrı bir dünyadır gerçekten Çıkrıkçılar Yokuşu.

    Cat canım, gerçekten Kemeraltı'na benzer ama yokuştur burası.

    Buğdaycım aşağıdan başlarsan gezmeye kocişden lafları işitirsin tabii:)) Hem de elde yüklerle. Okuyan buldum ya, ben daha çook hikaye uydururum size:)

    Asumancım sağol canım övgülerine, uyduruyoruz işte bişeyler. Uyyydurukçuyum ben:) Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Makinem o kadar matah birşey değil, sıradan bir digital makine. Canon A620 ama ben memnunum, çok emeği geçmiştir bana. Oğlumun ilk maaş armağanı bana o yüzden ayrı bir değeri var, elimin uzantısı gibidir, sürekli çantamda taşırım. Ama ben fotoğraf işinde makineden çok bakmak ve görmenin önemine inanırım.

    Angelcim, Kemeraltı'na benzer gerçekten. Tabii gevrek yenmez düğün alışverişinde, o yüzden kaçtım işte, kopacak kıyamete şahit olmayım diye:)

    Hepinize çook sevgiler...

    YanıtlaSil
  7. inan okurken bir doldum şu kaynanaya,neden hiçbirşeye layık görmezlerki gelinlerini diye hayıflandım yani anlayacağın canlandılar hepsi..
    fotoğrafların ve anlatımın bir harika patentle çünkü heran cımbızlanabilir..
    selamlar,sevgiler..

    YanıtlaSil
  8. Sevgili Leylâk Dalı,
    Siz çok yaşayın.Yazınızı zevkle ve korkarak okudum. Sayfayı aşağıya çektikçe bitecek endişesiyle huzursuz oldum.Bu öykü bu kadar çabuk bitmemeli.Ağzımıza bir parmak bal çalıp orta yerde bırakamazsınız bizleri.Şöööyle bir kına gecesi ve ardından düğün isteriz, isteriz, isteriz...
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  9. O kadar günlerim geçti Ankara'da, malesef hiç gitmemişim Çıkrıkçılar'a.

    Değnek oklavaların çekim açısına bayıldım. Mükemmel olmuş.

    Hikayede cabası:)Yemede yanında yat!

    YanıtlaSil
  10. Hemen ekleyeyim. Yanlış anlaşılmasın. Tabii ki çeken işi bilmezse makine neylesin. Biz ne makineler gördük ki onu çeken ellerde iş yok, ne müthiş eller gördük ki en kötü makinelerden harikalar yaratır..(olmadı ya) Sadece makineni merak ettim. Azcık bu işle ilgilenmiş biri olarak...

    YanıtlaSil
  11. Anneannemler, Çıkırıkçılar Yokuşunun tepelerine yakın bir apartmanın teras katında otururlardı.
    İlk çocukluğumun unutulmaz anılarındandır o teras ve o ev! Sayende hatırladım yeniden.
    Ne güzel! :))

    YanıtlaSil
  12. Asucum,Asucum neyi yanlış anlayacam ki. Bi sürü övmüşsün zaten, bir de şımarsaydım:) Fotoğraf kursuna gidip sergi açmış kadına ben fotoğrafın ruhunu anlatmaya kalkmışım asıl sen yanlış anlama. Öylesine yazmıştım, bir iddiam yok:) ama fotoğraf çekmeyi çok sevdiğim gerçek. Keşke mümkün olsa da senle bir foto safari yapsak. Çünkü çoğu kişi anlamıyor fotoğraf tutkusunu. Sevgiler canım...

    Rayegân hanımcım, ay şapkayı unuttum hemen geri dönüp koyuyorum:)) Ya aslında Rayegân diyebilir miyim? Hanım bu ismin şiirini yokediyor. Sağolasın. ben senin için kına geceleri, düğünler, sünnetler, neler neler yazarım, yeter ki iste:))

    Evcilik, demek bu kadar gerçek hissetirdim, aslında gerçekten de pek farkı olmadı, böyle şeyler çok yaşanıyor çünkü. Boşver ya ne patentleyim, arzu eden alsın:))

    Kunegondum, Prensesim... Asuman'la aynı fotoğrafı beğenmişsiniz. Fotoğrafdan anladığınız belli. Sen Ankara'ya gel Çıkrıkçılara götürmeyen namerttir:))

    Ekmekçim, seni çocukluğuna götürebildiysem ne mutlu. Sabahki tekerlemeyle sen de beni götürdün çocukluğuma sağolasın.

    Sevgiyle kalın...

    YanıtlaSil
  13. Leylak dali,
    aman alisveris degil cin iskencesi:) yüregim sisti okurken.Genc kizlar genc delikanlilar okursa aninda evlenmekten cayarlar bence:)

    Ha bir de "oku" nedir anlamadim. Kinada sarki söyleyecekler icin mi?
    Sevgliler

    YanıtlaSil
  14. Süntercim, Antalya dolaylarında düğüne insanları davet ederken (tabii gelenekselliği devam ettirenlerde) davetiyeyle birlikte havlu, gömlek, fanila gibi hediyeler gönderirler. Buna "oku" deniyor. Tabii herkese değil, hatırlı olanlara.
    Pek fena yazmışım değil mi, millet evlenmekten cayacak:))
    Benden de sevgiler...

    YanıtlaSil
  15. Ayy! Çıkrıkçılara gidesim geldi.Ne güzel anlatmışsın ve fotoğraflamışsın öyle.Eline gönlüne sağlık

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  16. Birgün beraber gidelim Çınarcım, orada bir de mantıcı keşfettim, götürürüz mantıları, sonra da gezeriz:))
    İyi geceler canım...

    YanıtlaSil
  17. E iyimis o.
    Bizim köy dügünlerinde kapi kapi gezip bir tutam gelin teli ile davet edilir tüm köy.gerci artik yavas yavas kalmadi o adetler. Cünkü köylerde dügün yapacak gencler de yok.Malesef.
    Sevgiler

    YanıtlaSil