
Sıcak gündem dün belirlenmişti, son dakika haberi de geceyarısı geldi. Atina'dan Reha Muhtar değil, mutfaktan oğlum bildirdi: "Anne yetiş". Kameramı, fotoğraf makinemi, ses alma cihazımı yüklenip mutfağa koşturduğumda eviyenin üstünde yüzen sabun köpüğünden bir yarımküre ve yerlere taşmaya başlayan sular gördüm. Bu son dakika haberi anında kabusa dönüştü. Mutfağın içinde bir aşağı bir yukarı koşturup ne yapacağımıza karar vermeye çalışırken bir yandan da açık kalmış bir musluk olmamasına karşılık bu su baskınının sebebini araştırmaktaydık. Köpükler ve su lavabo giderinden kaynamaktaydı gayzer gibi. Üst kat komşu masumdu, alt kattan bize çıkması mümkün değildi, çözülemeyen bir bilmeceyle karşı karşıya kolları sıvayıp tıkanıklığı açmaya çalıştık. Saatler süren çabalar sonuçsuz kaldı, Nuh dedi Peygamber demedi tıkanık kısım, çaresiz sabahın köründe tesisatçı çağırmak üzere leş gibi bir mutfak, yerlere saçılmış sular, tezgahın üstüne kadar yayılmış köpükler bırakarak yattık.
Sabah erkenden geldi tesisatçı, takım çantası, kılavuz teli ve yaz tatili nedeniyle evlatlıktan çıraklığa geçiş yapmış oğluyla. Çırak görünümlü oğul desenli Ouiksilver şortu, Nike çorapları ve sırtında koca popolu sörfçü bir ayı resmi bulunan yeşil tişörtü ile çok şıktı. Tesisat tamirinden ziyade Bermuda sahillerinde tatile gidiyormuş gibi bir hali vardı. Muhtemelen karne sonrası pazarlıkla razı olmuştu tatil süresince çıraklığa: "Banane banane, ben tulum giymem, eski kıyafet giymem, hem Ouiksilver'den şort isterim, Nike'dan da ayakkabı, yoksa gelmem dükkana valla". Neyse babası kılavuz teli elinde, bizim perişan haldeki, kapakları çıkmış, sular altındaki enkaz misali renk değiştirmiş eviye altı dolaba kendini sığdırmaya çalışarak işe başladı. O teli pis su giderine yollarken oğlu da tel yumağını açarak yardımcı oluyordu. Arada bir de musluk aç-musluk kapa eylemini gerçekleştiriyordu. Toplam 10 dakikalık çalışma sonunda tıkanmış gider açıldı, ben de rahat bir nefes aldım, bütün korkum kılavuzla açılmayıp "duvarın yıkılması gerekli" lafını duymaktı. Bu kadar kolay açılacaktı da dün bizi 3 saate yakın neden uğraştırmıştı acaba diye düşünürken anladım ki içine 75 lira sıkışmış. Sıkışan 75 lira su giderinden tesisatçının cüzdanına transfer olunca sorun ortadan kalkmış oldu.
Hasılı kelam sıcaktan çok şikayet etmenin cezasını daha sıkıntılı bir şeyle uğraşarak çekmiş bulunmaktayım, daha da bitmedi. Şimdi izninizle gidip perişan haldeki mutfağı silip paklamam ve dezenfekte etmem gerekiyor. Kolay gelsin bana...
Sabah erkenden geldi tesisatçı, takım çantası, kılavuz teli ve yaz tatili nedeniyle evlatlıktan çıraklığa geçiş yapmış oğluyla. Çırak görünümlü oğul desenli Ouiksilver şortu, Nike çorapları ve sırtında koca popolu sörfçü bir ayı resmi bulunan yeşil tişörtü ile çok şıktı. Tesisat tamirinden ziyade Bermuda sahillerinde tatile gidiyormuş gibi bir hali vardı. Muhtemelen karne sonrası pazarlıkla razı olmuştu tatil süresince çıraklığa: "Banane banane, ben tulum giymem, eski kıyafet giymem, hem Ouiksilver'den şort isterim, Nike'dan da ayakkabı, yoksa gelmem dükkana valla". Neyse babası kılavuz teli elinde, bizim perişan haldeki, kapakları çıkmış, sular altındaki enkaz misali renk değiştirmiş eviye altı dolaba kendini sığdırmaya çalışarak işe başladı. O teli pis su giderine yollarken oğlu da tel yumağını açarak yardımcı oluyordu. Arada bir de musluk aç-musluk kapa eylemini gerçekleştiriyordu. Toplam 10 dakikalık çalışma sonunda tıkanmış gider açıldı, ben de rahat bir nefes aldım, bütün korkum kılavuzla açılmayıp "duvarın yıkılması gerekli" lafını duymaktı. Bu kadar kolay açılacaktı da dün bizi 3 saate yakın neden uğraştırmıştı acaba diye düşünürken anladım ki içine 75 lira sıkışmış. Sıkışan 75 lira su giderinden tesisatçının cüzdanına transfer olunca sorun ortadan kalkmış oldu.
Hasılı kelam sıcaktan çok şikayet etmenin cezasını daha sıkıntılı bir şeyle uğraşarak çekmiş bulunmaktayım, daha da bitmedi. Şimdi izninizle gidip perişan haldeki mutfağı silip paklamam ve dezenfekte etmem gerekiyor. Kolay gelsin bana...