.

.
.

18 Mayıs 2026 Pazartesi

NERESİ SILA BİZE, NERESİ GURBET*

Bana yine yol göründü, Ankara çağırıyor. 

Yıllardır bu git-gel durumlarından bezdim, öncesi yorgunluk, sonrası yorgunluk bir kısır döngü sürüp gidiyor. Toparlanmak için kendime verdiğim izin süresi bu sabah doldu ve işe giriştim. Oysa dün ne güzeldi, yine bir grup öğrencimle ve birkaç öğretmen arkadaşla buluştuk, geçmişi andık, bugünden bahsettik, güldük, söyledik. Arada kendisini biraz zorlamış öğretmen arkadaşlardan birine halini anlatan çıktı. Arkadaş hangi birini hatırlasın ama inkar da etmedi, gençlik heyecanı, öyle olacak sanmışımdır diyerek bir nevi özür diledi. Hatırlar alındı, verildi, sarıldı, sarmaşıldı. Okulda olmayınca öğretmenlik keyifli şey arkadaşlar, kesin bilgi 😂

Sabah kahvaltımı eder etmez hazırlıklara giriştim, kafamda belirlediğim plana göre oda oda dolaşıyorum. Saçma bir adetim var, mutlaka evi temiz bırakmak isterim. Sanki gelince al baştan süprülüp silinmeyecek o odalar. Pek öyle hamarat, titiz biri de değilimdir ama bu da huy işte. Salon koltuklarını örttüm, üzerine valizleri açtım. Örtmezsem fena, geçen yıl döndüğümde güneşten perdeler yırtılmıştı, ancak yeniledim. Bir de mobilyaları soldurmayalım, onlar kolay kolay yenilenmez de. Götüreceğim giysilerin bir kısmı valizde yerini buldu, valiz işinin zor kısmı bitti. Oturma odasındaki kitaplığın bir rafında izlediğim oyun, konser, bale vs nin program dergileri vardı. Önceki akşam yemeğg Opera'da keman sanatçısı olan kuzenim gelmişti, ona gerektiği için yerinden çıkarmıştım, bugün toparlayıp yerine koymaya niyet ederken son anda verdiğim bir kararla hepsini geri dönüşüme yolladım. Ne olacak yani, nereye kadar saklayacağım. Oh be, dünya varmış, kitaplığımda kocaman bir yer açıldı, çalışma masasının üstünde duran okunmamışları oraya taşıdım. Aferin bana, attığım her şey için mutlu oluyorum. Sonra küçük odaya daldım, oradaki kitaplıkta birtakım biblolar duruyordu, onları da gözden çıkarmıştım ama görünce kıyamadım. Şunlar:

Alt katta ne var diye merakla bakan üç şaşkın ördek oğlumun üniversiteye başladığı yıl, Ankara'dan eve ilk gelişinde bana hediye olarak getirdiği şeylerdi. Nasıl kıyıp da atayım? Bunlar kalsın dedim, arkasındakine el attım, kocaman bir ayçiçeğinin altında kitap okuyan bir kız. Onu da arkadaşımın kızı beni temsilen alıp hediye etmişti, koydum geri yerine. Yandaki kapağı üstüste dizilmiş kitaplardan oluşan minik bir kutu, eh o da kardeşimden, atılır mı, hem çok sevimli. Bırak dağınık kalsın dedim, rafın tozunu alıp çıktım odadan. Korkarım emr-i hak vaki olduğunda arkamdan çok söylenecekler 😂 Avcılık ve toplayıcılıktan sonra biriktiricilik geliyor zannımca, hakkımızda hayırlısı...

İşe biraz ara verip kargo yollamak ve zamanı gelen ilaçlarımı yazdırmak için evden çıktım. Hava epey ısınmış bugün. PTT Şubesi evin köşesinde, oturdum sıramı bekledim. Sağ gişede buluzu leoparlı, sol gişede pantolonu leoparlı bir kadın kargo işlemi yaptırıyordu. Sağ gişedeki leoparlı çuval benzeri bir torbadan ben diyeyim on, siz deyin yirmi adet süslü kağıtlara sarılmış paket çıkardı, sanırım bayram hediyesi yolluyor birilerine. Ben işimi bitirip çıktığımda o hala paket çıkarmakla meşguldu Noel Baba'nın torbasından. 

Gölgelerden yürümeye çalışarak sağlık ocağına ulaştım. Benim aile hekimim bayram izni almış olsa gerek ki başka birine yönlendirildim. İçeride hasta vardı, bekledim biraz. Karşımdaki açık pencereden bahçedeki limon ağacı görünüyordu, kaç limon olduğunu sayarken ismimi seslendi içerideki yaşını başını almış tombul doktor. İstediğim ilaçları söyledim, "Hele bir otur" dedi, oturdum, doktorun penceresinden görünense karşı evin balkonu ve balkondaki çamaşır ipinden sallanan kırmızı üstüne beyaz puanlı pijama altıydı. Manzaradan yana şansı yokmuş benim emanet doktorun. Reçetemi alıp ayrıldım sağlık ocağından, yol üstünde önünden defalarca geçtiğim halde hiç dikkatimi çekmeyen bir pastane gördüm. Bir apartmanın alt katında, çardaklı bir yerdi. Çardağın yan tarafındaki duvarda bir miktar şirazesi kaymış Türkan Şoray ve kafası yamulmuş Cüneyit Arkın kendilerine Turist Ömer selamı vererek tabak içinde ne olduğunu anlamadığım bir şey getiren Sadri Alışık'ı bekliyorlardı. Afiyet olsun deyip devam ettim. Canım simit çekti, eve yakın olan Unlu Mamuller tükkanına uğradım, kapıda Ankara Simidi 20 TL yazıyordu, vitrindeki simit pek Ankaralı gibi durmuyordu ama olsun varsın deyip iki tane aldım. Meğer kendisi İstanbullu imiş ve 5 TL daha pahalıymış. İstanbul simidi böyle mi oluyordu bir fikrim yok ama simitten ziyade pideye benziyordu. Neyse ben has Ankara simidime Ankara'da kavuşurum nasılsa, şimdilik karnım doysun yeter. 

Ve dostlar ilaçlarımı da alıp döndüm eve, eczacım bir de küçük ilaç kutusu hediye etti çantam için, mavisini aldım ki ilaçlarıma nazar değmesin. Bu kadar gevezelik yeter, işler beni bekler, önemli kısmını halledeyim ki iki gün dostlarla veda buluşmalarına vakit kalsın. Sevgiyle kalınız efendim 💜

*Dönmek/Murathan Mungan

Dönmek, mümkün mü artık dönmek
Onca yollardan sonra
Yeniden yollara düşmek
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Al bizi koynuna ipek yolları
Üstümüzden geçiyor gökkuşağı
Sevdalı bulutlar uçan halılar
Uzak değil dünyanın kapıları
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Yollar bize memleket
Gitmek, mümkün mü artık gitmek
Onca yollardan sonra
Yeniden yollara düşmek
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Rakılı akşamlar, gün batımları
Çocuk gibi ağlar yaz sarhoşları
Olmamış yaşamlar, eksik yarınlar
Hatırlatır herşey eski aşkları
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Yollar bize memleket

Dinleyelim mi?

Dönmek/Yeni Türkü

 

2 yorum:

  1. Hahaaa :)
    Valla doğru dedin okul olmayınca güzel öğretmenlik hele öğrenci ve veli yoksa :)
    Bende bir çok eşyamdan vazgeçiyorum son bir yıldır; hatıra eşyalar, en sevdiğim biblolar,
    kitaplar. en son bir çok ülkeden aldığım kar kürelerini arkadaşın kızına verdim aman
    ne sevindi. böyle doğru adreslere gidince sevindim de , eşyadan kopmam da
    kolay oluyor. Yaş aldıkça eşya çok birikiyor ne yazık ki kopmak da zor.
    Güle güle git diyelim o zaman, kendini fazla yorma..

    YanıtlaSil
  2. Kolay gelsin! Bende o evi temiz bırakma takıntısının başka bir boyutu da her gece mutfağı tertemiz bırakmak.. Asla tabak çanak olmayacak lavaboda. Ananem aşırı titizdi, kızım gece ölürüm giderim arkamdan pis kadın mı desinler derdi canım… Bana da bulaşmış işte.. Bu arada ananem yazık duşunu almış tertemiz çıktığı evinin önünde motorsikletin çarpması nedeniyle öldü.. :) Evi de tertemizdi…… :( Ama kimsenin dikkat edebildiği yoktu tabii ki…. Pof.
    Ay iç karattım. Ama güzel şeydir temizlik :)))) Temiz temiz yaşayalım, umarım Ankara temiz temiz karşılar seni!

    YanıtlaSil