Yeni yılın ilk haftası sakin ve soğuk geçti. Kendimi ısıtsam da ayaklarımı ısıtamadım bir türlü. Çorap-kalın patik-Kocam Bey'in kocaman terlikleri bu aralar ayak kombinim.
Yılın ilk pazartesisine ise isli, sisli, pis puslu olarak uyandık (Bu isimde bir tiyatro oyunu vardı yanlış hatırlamıyorsam), ilerleyen saatlerde biraz açıldı, şimdilerde güneş var. Şu sıralar şehrin su boruları değişiyor ve tüm sokaklar toz, yağmur yağdı mı çamur içinde. Yollar delik deşik ve soluduğum toz alerjik öksürüğümü azdırdı iyice.
Hafta sonu bir önceki postumda bahsettiğim temsile gittim: "Shakespeare'nin Bütün Oyunları". Uzun zamandır bu kadar gülmemiştim, Shakespeare'nin 6 oyununun parodi halini izledik, oyuncular o kadar sempatik, o kadar başarılıydılar ki gülmekten yerlere yattık. Antalya Devlet Tiyatromuz bu sezon kendini aştı, izlediğim her oyun çok iyiydi.
Pazar gününü film ve dizi izleyerek geçirdim. Önce MUBİ'de "Piyano Kazası" isimli bir film izledim. Çok ünlü bir influencer (bu deyim bana sözkonusu kişinin grip olduğunu düşündürüyor, salgın yaşamış dervişin fikri ve zikri 😂) kızın yaşadıklarını konu almış, o açıdan ilginç bir filmdi, yoksa sanatsal anlamda çok sözü edilecek bir şey değil. Sonra hızımı alamadım, haydi dedim şu "Kasaba" dizisine de bir göz atayım Neşfilikis'de. Başlayış o başlayış, sekiz bölümü ardarda dizdim boncuk gibi Okan Yalabık biraderimi çok severim, onun da hatrı vardı bir yerde ama gereksizce uzatılmış, fazla karmaşık bir konuydu. Okan Yalabık+Edirne+Kırkağaç uğruna 8 parça çiğ tavuğu yedik bakalım.
Bugün diş hekimimle randevum vardı öğlen, üçer haftalık aralarla iki kez yapılan kanal tedavisinin 3.sü yapılacaktı ve temennim son olmasıydı. Bekleme salonuna girdiğimde biri çok yaşlı, diğeri genç iki kişi oturuyordu, "Geçmiş olsun" diyerek boş olan bir yere oturmuştum ki yaşlı olan söylenmeye başladı. "Ne oldu?" dedim, ona "Geçmiş olsun" dememişim. "E hepinizi kastettim" cevabını verip etrafı incelemeye başladım. Bir yerde uzun süre beklemek zorundaysam çevreyi gözden geçirir ve "Buradaki eşyalardan birini bana verecek olsalar hangisini alırdım?" oyunu oynarım, ne yapayım ruhum hala çocuk, onu oyalamam lazım 😂 Rengi solmaya yüz tutmuş yapma bir orkide, çelik çerveli çirkin bir masa saati, iki borunun üstüne yerleştirilmiş madeni melek kanatları, cam bir kapta rengarenk boyanmış haşhaş kapsülleri, ııh hiçbirini beğenmedim ama çok ısrar ediyorsanız şu küçük sukulenti alayım derken öksürük tuttu. Sukulent yerine su aldım, tam ağzıma götürüyordum ki yaşlı kadın buyurdu: "Otur da iç!" Esbab-ı mucibesini biliyordum ama kadına gıcıklık olsun diye "Neden?" dedim. "Allah çarpar, otur, Bismillah de, öyle iç" fevasını verdi. "Allah böyle basit işlerle uğraşmaz sanırım" lafı ağzımdan çıkmak üzereydi ki diş hekiminin asistanı eliyle "Boşver, pek normal değil" işareti yaptı, sonra da muayene odasına alındım 😂 Diş hekimime "Bu kez sondaj sonuç verir, petrol buluruz umarım" der demez cevabı şu oldu, "Aman petrol falan bulmayalım, Trump heveslenip buraya da gelir" dedi, gülerek oturdum herkesin pek korktuğu benim de en kolay oturduğum tıbbi koltuk olan dişçi koltuğuna. Neyse ki sondaj işlemi bugün sona erdi ve dolgu yapıldı, işim bitti. Aslında ağzımın içinde daha büyük bir iş var, doktorum implanttan bahis açtı ama önce bir piyango bileti almam ve kazanmam lazım ücretini ödeyebilmem için.
Diş hekiminden çıkınca yeni dolguma Antalya'yı tanıtmak için yürüyüşe çıktım. Ara sokaklardan Konyaaltı Caddesi'ne, oradan da Atatürk Parkı'na geçtim. Gökyüzü puslu, dağlar sisli, deniz durgundu:

Park sonrası önce çiçekçiye uğradım, kendime çiçek almasa mıydım yani, o kadar kanal tedavisi sıkıntısı çekmişken. "Almalıydın tabii" dediğinizi duyar gibi oldum ve aşağıdakiler benimle eve geldi:
Hüsnüyusuflar ve Umut'un deyimiyle "Papat"lar.
Çiçeklerimi eve bıraktıktan sonra bu kez kuaföre ve markete gitmek için çıktım. Kuaför kaşlarımla ilgilendi, yarın için boya randevusu verdi, sonra da beni markete yolculadı. Market alışverişini yıldırım hızıyla yapıp eve döndüm, şimdi de kahve eşliğinde klavye tıkırdatıyorum.
Bu sabah Neşfilikis'de "The Beast In Me" dizisine başlamıştım, yemek zamanına kadar bir bölüm daha izleyeyim, kalın sağlıcakla...





















